Sucuoğlu Hükümeti istifa ederdi etmezdi derken üstelik en kısa süreli Hükümet oluşunun rekorunu da kırarak “hakikaten” istifa etti!
Ne derler? Ölenin arkasından bile olumsuz konuşmazlar! Hatta Musalla taşına yatırılan tabutun önünde toplanan cemaate imam sorar: “Müteveffayı nasıl bilirdiniz?” Cemaat hep bir ağızdan “çok iyi” diye cevaplar..
Ancak üç defa tekrar edilen bu soruya cevapları verenler arasında bir teki “kötü bilirdim” yahut “çok da iyi değildi” falan derse İmam bu kez söz konusu yurttaşa dönerek sorar: “İspat et!” Ve iyi olmadığı ispatı yapılana kadar da mevta musalla taşında yatılı kalır, kaldırtmaz!
KIBRIS Türk halkı aslında ve ayni zamanda bir ada toplumu oluşunun yanı sıra çok acılar çekmiş, yokluklar yaşamış hatta Rumlarla savaşmak zorunda kalmış olmasına karşın; üç beş “vicdani retçinin” dışında çok da vicdan sahibidir.. Üstelik “her gelenin gideni arattığını” bizzat yaşayarak öğrendiğinden hatta büyük olasılıkla Sn. Sucuoğlu Hükümetinin 59 günlük kısa bir sürede apar topar gitmesine bile “güle güle demekten öte tepki göstermemecesine!” ***
ŞİMDİ görev Sn. Cumhurbaşkanı Tatar’da! Yeni hükümeti oluşturma çabası kendilerinin görevidir. (Laf aramızda bu vesile ile her halde yurt dışı seyahatlerine bir süre ara vermiş olacağından) artık kendilerini aramızda daha çok görmek, sesini işitmek fırsatı da bulacağız! Tutun ki ki bu şansımızı da Sucuoğlu Hükümetinin istifasına borçlu olacağız!.. Ki Tanrı’nın hikmetidir. Bir kapıyı kaparsa bir yenisini açar! ***
PEKİ ne olur bundan sonra? Ne olursa olsun! Yeni bir hükümet kurulur kısa süre sonra o da yıkılır! Öyle böyle Kıbrıs Türk toplumu varlığını sürdürür götürür hiç mesela değildir! Ve geçiyorum: ***
YARIN 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır. Daha önce de Hükümetsiz Bayramlar kutladık mıydı? Her halde! FAKAT bu gün ben çocuklarımızın bu çok özel ve dünyasal bayramından söz etmek istiyorum. Kİ 1950’ler’de İngiliz sömürge döneminde, şimdilerde adı “Cambulat” olan tarihi “Cirit Meydanında” kutlardık 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramını. İngiliz ve Türk bayrakları yanyana asılırdı.. Mağusa halkı “Cirit Meydanına” doluşurdu. Rahmetlik İsmet Veziroğlu, Tekiye hanım, Faruk İrfan veya şimdi adlarını hatırlayamadım öğretmenlerimizin çalışmaları sonucunda ritmik hareketler yapar, Sarı Zeybek’i oynardık.. Müdürümüz Eşref Manyera’ydı.. SAHADAKİ gösterilerin akşamında da o yıllarda adına “çarşı meydanı” denilen Namık Kemal meydanında toplanırdık..
Konuşmalar yapan “büyüklerimizden sonra” biz küçük öğrenciler Türk Gücü binasından şiirler okurlardı. Onlardan biri de bendim.. Türk Gücü’nün balkonundan bağıra çağıra, “bu vatan sıradağlar gibi duranlardır” şiirimi okurdum. Meydandaki törenden sonra Fener alayı “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek Mağusa surlar içindeki çevresel yolu dolanır tekrar Çarşı Meydanına ulaşırdık. O yılları ve günleri hiç unutmadım.. ***
YARIN 23 NİSAN Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır.. Bu vesileyle onlar için yazılıp bestelenmiş marşı alıyorum köşeme, hediyem olsun diye.. “GÖZLERİMDE ışık gibi/ Bağımsızlık hediyesi/ Uyandırır bu bayrama, bu dünyada bir tek bizi/ Gurur bizim, inanç bizim/ Yarınlar bizim sen buna inan/ Atamızdan armağan/ Yüzyıllar yaşa 23 Nisan/ Kanatlanan Kuşlar gibi/ Sonsuz mavi gökler gibi/ Selam gönder tüm dünyaya/ Dalgalanan bayrağım gibi/ Gurur bizim sevinç bizim/ Yarınlar bizim sen buna inan/ Atamızdan armağan/ Yüzyıllar yaşa 23 Nisan. ***
EVET yarın “çoktan beridir “yarının büyükleri” dediğimiz küçük yavrularımızın özel “bayramları” dolayısıyla en büyük bayramımızı kutlayacağız. Hükümetsiz!
































