Herkes yasalara saygılı olacak

6 Mart 2018 Salı | 12:06
çeler-rop

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ülkede iş sağlığı ve güvenliğinin arzu edilen düzeye ulaştırılması için düğmeye bastı. Tüm sektörlerde denetimler başladı. Bakan Çeler, çalışmaları hakkında bilgi verdi, hedeflerini anlattı

7 YILDA 54 ÖLÜM: KKTC’de 2011-2017 yılları arasında yaşanan iş kazalarında 51 işçi yaşamını yitirirken 1 Ocak- 1 Mart 2018 tarihleri arasında ise 3 işçi, ekmeğinin peşinde can verdi. İş kazalarına ilişkin istatistiklere göre en çok kaza inşaatlarda oldu

23 GÜNDE 86 İŞYERİ 10 KREŞ: Bakanlık harekete geçti. 7 Şubat – 02 Mart 2018 tarihleri arasında 86 iş yeri denetlendi, 62’si kapatıldı, 24’üne uyarı verildi. 33’ü yeniden faaliyete başladı. Aynı tarihlerde Girne, Mağusa ve Lefkoşa’da toplam 10 kreş denetledi, 1’ine uyarı verildi. 1’nin kapatılması yönünde yasal süreç başlatıldı

ÇELER: HERKES YASALARA UYACAK: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler: Dili, dini, ırkı, cinsel yönelimi, sosyal statüsü ne olursa olsun insan insandır. İşçilerin sağlıksız ortamlarda ve iş güvenliğinden yoksun olarak çalıştırılması asla kabul edilemez. Denetimlerimiz daha da sıklaştırılacak. Tolerans yok. Herkes yasalara uyacak

 

Duygu ALAN

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ülkede iş kazalarının önüne geçmek ve iş sağlığı ve güvenliğinin arzu edilen düzeye ulaştırılması için harekete geçti.

Başta inşaatlar olmak üzere birçok alanda denetimler arttırıldı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına aykırı bulunan inşaatların faaliyetleri durduruldu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 7 Şubat – 02 Mart 2018 tarihleri arasında Lefkoşa’da 42 işyerini denetledi, bu işyerlerinden 31’i kapatıldı, 9 işyeri gerekli koşulları yerine getirdi, yeniden faaliyete başladı.

Denetimlerde 11 işyerine uyarı verildi. Bir işyerine İnşaatlarda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’ne göre tespit edilen eksiklikleri yerine getirmediğinden dolayı 10 bin 875 TL İdari Para Cezası uygulandı.

Girne’de 13 işyeri denetlendi, 10 işyeri kapatıldı, 3 işyerine uyarı verildi. 8 işyeri yeniden faaliyete başladı.

Gazimağusa’da 23 işyeri denetlendi, 14 işyeri kapatıldı, 9 işyerine uyarı verildi, 12 işyeri yeniden faaliyete başladı.

Güzelyurt’ta 8 işyeri denetlendi, 7 işyeri kapatıldı, 1 işyerine uyarı verildi, 4 işyeri yeniden faaliyete başladı.

Kreşler de denetlendi

Kreş ve Gündüz Bakımevleri Emirnamesi’ne göre kreş denetimleri Sosyal Hizmetler Dairesi tarafından rutin olarak sürdürülüyor.

Sosyal Hizmetler Dairesi, Ekim 2016-Eylül 2017 tarihleri arasında 73 kreşi denetledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’in  göreve geldiği Şubat ayından itibaren ise Girne’de 3, Mağusa’da 3, Lefkoşa’da 4 Kreş denetlendi, yapılan denetimlerde, Girne’de 1 kreşte eksiklikler tespit edilerek yazılı uyarı verildi.

Lefkoşa’da ise bir kreş hakkında yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği için kapatılması yönünde yasal süreç başlatıldı.

Zeki Çeler (5)

Çeler: Tolerans yok

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, işçilerin sağlıksız ortamlarda ve iş güvenliğinden yoksun olarak çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu söyleyerek denetimlerin daha da sıklaştırılacağını kaydetti.

Çeler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda Havadis’e yaptığı açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan hiç bir inşaata tolerans gösterilmeyeceğinin altını çizdi.

Çeler, yalnızca inşaat sektöründe değil her sektörde önceliğin güvenli iş ortamı yaratmak olması gerektiğini belirterek iş kazalarının en sık yaşandığı sektör inşaatlar başta olmak üzere tüm sektörlerin temsilcilerine iş sağlığı ve güvenliği kurallarının uygulanması ve yasal mevzuata uyulması konusunda çağrıda bulundu.

 Soru: Göreve gelir gelmez bakanlığın sorumluluk alanlarında gerekli denetimleri başlattınız ve bu hususta kesinlikle tolerans göstermediniz. Birçok denetime de bizzat katıldınız. Katıldığınız denetimlerde nelere şahit oldunuz?

Çeler: Zaten son 10 yılda 51 emekçinin hayatını kaybetmesi oralara gittiğinde ne ile karşılaşacağının bir göstergesidir. Denetime başlamadan önce şunu gördüm, son dönemlerde hiç denetim yapılmamıştı, müfettişlerimiz, denetçilerimiz denetime gönderilmedi ve neredeyse bakanlık bünyesindeki hiçbir denetim kolu son dönemde doğru dürüst çalıştırılmadı, aktifleştirilmedi, aksi gibi pasifleştirildi. Denetime başladığımızda da o motivasyonu sağladıktan ve ekip ruhunu verdikten sonra personel eksikliğine rağmen aslında çalışanların ne kadar özveri ile çalıştıklarını gördüm, bu da beni mutlu etti. Denetimler esnasında karşılaştığım birkaç manzara oldu. İnsan hayatını bu kadar önemsizleştiren bir yapıya nasıl sahip olduk, iki kuruş fazla kazanmak uğruna insan hayatını riske atan, ölümle burun buruna çalıştıran bir yönetime nasıl ulaştık! Beni en çok üzen buydu. Akrobat gibi, 7 kat yukarıda iskolaşaların üzerinde kalıp takmaya, sökmeye çalışmak, aşağıdan yukarıya demir çekmeye çalışmak ve buna müsaade edilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Diğer bir konu buraya ekmek parası kazanmak için ailelerinden kopup, hayalleri ile gelen ki bunlar daha çok üçüncü ülke vatandaşlarıdır. Komisyoncularla arabulucularla ülkelerinden 7-8 bin Euro ödeterek daha iyi bir yaşam için buraya geliyor ama biz bunlara maalesef aksi gibi daha kötü bir yaşam kalitesi sunuyoruz. İş yok, maaşlar ödenmiyor, ekmek yiyemezler. Bu döner onları suçlu olmaya iten bir pozisyon yaratır. Bakanlığımın uhdesinde olan bu sorumluluğu yerine getirmek için denetimleri yapıyoruz, arttırıyoruz, devamını da sağlıyoruz. Önlemini almak için de hem İçişleri Bakanlığı hem de geldikleri ülkelerin bakanlıkları ile de ciddi anlamda işbirliği yapılması noktalarında hem fikir olduk.

Soru: Katıldığınız denetimlerde sizi şaşırtan ne oldu?

Çeler: Gelen ihbar üzerine Pazar günü bir inşaata gittik. İşçilerin kaldıkları yeri gördüğümde ‘Bu insanlar nasıl buralarda barındırılır? Bunlar insandır’ dedim. O bir şoktu. Bir inşaatta da müfettiş arkadaş, Pazar günü çalışmanın yasak olduğunu söylemek için yukarı çıktı. İnşaatın içinde yaşayanlar olduğunu gördük. Ki bu yasak ve 5-6 kaçak işçi bizi görünce kaçmaya başladı. Biz de kapının içerisindeydik. Bizi ittire ittire kaçmaya çalıştılar. İşçilerin o paniği ve bizi ittirmesi bir şoktu. Yine, gittiğim bir başka inşaatta konteynırlarda yaşayan yabancı uyruklu 15-20 genç vardı. İzinlerinin alınmadığını kendileri bilmiyor çünkü pasaportları yanlarında değil. 7-8 bin Euro ödeyip adaya geldiler. 3-4 aydır ülkedeler. Orada duygusal anlar yaşadık. Ne bir daha bu duyguyu yaşamak istiyorum ne de bundan sonra bu ülkede bu olayların yaşanmasını istiyorum. Bu konuda görev sürem yettiğince her şeyi yapmaya hazırım, personel eksikliğine rağmen.

Soru: İnsan hakları ihlaline rastladınız mı?

Çeler: İnsan hakları ihlali gerçekten çok var. Gerçekten dört dörtlük çalışan inşaatlar da var. Uyarıları dikkate alıp, gerekli koşullara uyan inşaatlar da var. Bunlar örnek olmalıdır, bunlardan örnek alınmalıdır. Yasalara herkesin uyması gerekmektedir. Sorumlulukların ve sorumluluk taşıyacak olan kesimlerin artması lazımdır. Bir İş Sağlığı uzmanı gidip rapor verdiğinde o raporun yeterli olmaması lazım, devamlı surette onun takibinin yapılması lazım ve herhangi bir kazada herhangi bir olumsuzlukta onunda sorumlu olacağı bir düzenleme yapılması lazım. Mal sahibinin de müteahhit firmanın da sorumluluğunu bilerek hareket etmesi lazım. Biz kendi aklımızdan denetim yapmıyoruz var olan yasaları uyguluyoruz. İnsan hakları konusunda İçişleri Bakanlığı Türkiye Cumhuriyeti devleti ile de birlikte istişare içerisindeyiz. Çünkü gelen işçi sayısı KKTC yurttaşı işçi sayısı ile neredeyse eşit durumda. Hangi ülkeden gelirlerse gelsinler artık bu ülkenin muhaceratının daha dikkatli olması lazımdır. O yüzden izinler konusunda ciddi anlamda bir toparlanmaya gitmek zorundayız. Her önüne gelene ön izin verme veya acentecilik yapan, işçi getiren kesimler bu dönemde kabul görmüyor, zaten bu yasaktır.  Biz direkt olarak ülkelerle temasa geçiyoruz. Umarım yakın zamanda da işbirlikleri başlatılacaktır. Dili, dini, ırkı, cinsel yönelimi, ne olursa olsun insan insandır. Kendi yurttaşımıza nasıl değer veriyorsak bu adaya gelen vatandaşlara da aynı değeri vermek zorundayız diye düşünüyorum.

Soru: Gece kulüpleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Çeler: İçişleri Bakanlığı ile bu konu hakkında ortak bir toplantı yaptık ve o toplantıda bir komisyon oluşturduk. Bu komisyonun derhal işe başlaması ve denetimleri sıklaştırarak oralarda izin verilen koşulların dışında kadınların çalıştırılmasının yasaklı olduğunun yeniden hatırlatılması adına da ciddi bir sıkı denetim başlatılıyor. Bu İçişleri Bakanlığı’nın uhdesinde olan kısımdır. Çalışma Bakanlığı olarak da bizim uhdemizde olan çalışma izinleri ve yatırımları konusunda kontrolleri yapmaktır. Çalışmaya getiriliş şekli ile çalıştırıldıkları şekil arasındaki farklar dolayısıyla da tabiî ki Çalışma Bakanlığı, çalışma izinlerinin iptali yönünde karar üretebilir. Bununla ilgili de gerekeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Tabi kökleşmiş bu yapının düzeltilmesi açısından yasanın bir an önce değiştirilmesi ve farklı alanlardaki denetimin etkin kılınarak gereğinin yapılmasında daha ciddi bir güç vermemiz lazımdır. Bu bir devlet ve hükümet politikası olmak zorundadır.

Soru: Çalışma saatleri konusunda farklı tepkiler var. Sanırım bu konunun biraz daha açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Tam olarak yapılan nedir?

Çeler: Son Bakanlar Kurulu kararı ile inşaatların çalışma faaliyetlerini sabah 07.00 ile akşam 21.00 arasında sınırlandırdık. Çünkü daha önce Pazar günleri hariç her gün istedikleri saate kadar çalışabilirlerdi. Biz bu sınırlandırmayı yaparken hem Müteahhitler Birliği ile görüştük hem de kendi teknik arkadaşlarımız ile bu konuyu istişare ettik. Ama Bu konuyu maalesef farklı yönlere çekmeye çalışanlar olsa da bu sabah 07.00’den akşam 21.00’a kadar bir inşaat faaliyet gösterebilecek demek değildir. Zaten bir işçinin çalışma saati İş Yasası’nda 8 saat olarak sınırlandırılmıştır ve günde 4 saat ile mesai yaptırılabilir o da işçinin gönül ile olur. Bu artı 4 saatlik mesai de 90 günden fazla uygulanamaz. İkincisi, inşaatlarda zaten 7.00’den 21.00’a kadar kimse çalıştırılmıyor. Biz bu izni verirken ‘ağır iş araçlarının trafiğe çıkış saatleri de Ulaştırma Bakanlığı’nın emirnamesindeki usul geçerlidir’ dedik. O da sabah 07.00 ile 08.30 arası trafiğe çıkamazlar bir de akşamüzeri mesai bitiminden önce ve sonra.  O yüzden arada kalan saat dilimi içerisinde trafiğe çıkabilirler. Bazı noktalarda da gün içerisinde trafiği aksatmamak için mesai bitiminden sonraki trafiğe çıkış saatinden itibaren gitmesi gerekir bir çimento mikserinin. Ki gündüz trafiğini kapatmalarındansa akşam bunu yapmaları daha mantıklıdır ve bunu bir defa yapar zaten. Bizden bu konuda daha uzun bir süre talep edilmesine rağmen saat 09.00 olarak ortaklaşa kararlaştırdık. Düşünün ki bir mikser çıkacak fabrikadan gidecek Girne’ye zaten bir saati en az yolda geçecek, saat 07.00’de Girne’de olsa 6-7 mikserin çimentosunu boşaltması en az 3 saattir. Yani bu mantığı lütfen anlasınlar. Biz bir şey yapıyorsak bunu birilerini mağdur etmek birilerine haksız kazanç sağlatmak adına yapmıyoruz. O meskun mahaldeki kişileri düşünmemiz gerekir, iş verenin veya mal sahibinin çalışma düzenini dikkate almamız gerekir ve toplumun bütününe bir sıkıntı yaratacak olayları da ortadan kaldırmak adına biz bunu planladık. Pazar günü de halen daha iş yasağı devam etmektedir. Özel bir durum ve kamu yararına olan durumlarda Bakanlığımıza en az üç gün önceden gerekli tüm bilgileri beyan ederek Pazar günü çalışma veya farklı saatlerde çalışma noktasında izin taleplerini de değerlendirip, belirlediğimiz kurallar çerçevesinde bu izni verebileceğimizi de bilinmesini isterim.