Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HER TARAFTA ACAİP ŞEYLER OLUYOR…

Devletin çivisi çıkmış deriz ya, bugüne kadar sırf muhalefet olsun diye söylenmiştir bu laf.

İnanın hiç bu kadar gerçek olmamıştı.

Bugün kamu yönetimi ve siyaset enkaz halindedir…

Bu ellerdeki devletin halini “çivisi çıkmış” diye nitelemek azdır. Kelimeler kifayetsiz kalır.

Sondan başlarsak, büyük umutlarla UBP’nin başına getirilen, kendinden önceki gibi absürt işler yapmayacağı ileri sürülen Faiz Sucuoğlu, akıllara ziyan bir açıklama yaptı…

Karar aldı demiyorum, alamaz çünkü, öyle bir yetkisi yok. “Rica etmiş” benzincilerden de Rumlara akaryakıt vermesinlermiş…

Neresinden bakayım? İnsani boyutundan mı? Ekonomik boyutundan mı? Hangisinden? Her tarafı  faul…

Ama bir tek doğru var; Sucuoğlu bu makamın adamı değil. Baksanıza, ortağı bile bu yasaklamanın ekonomik ve insani açıdan kabul edilebilir olmadığını söyledi. Ne utanç verici bir durum…

Devlet, bilimsel ve rasyonel olarak yönetilmelidir. Bu açıklamanın ne bilimsel ne mantıklı bir izahı yoktur.

Görevi ülkeye gelir sağlamak bunu yapacak düzenlemeler yapmakken, döviz girdisini yasaklamak, etnik ayırımcılık yapmak, akıl almaz. Bir Başbakan, “yapacak bir şeyim yok” diyemez. Elindeki tüm yasal imkanları kullanır, tekeli kırar, o akaryakıtı bu ülkeye getirir. Tam tersine, ithalatçıyla oturup pazarlık yaptı, zamları otomatiğe bağladı, fiyat artışını olduğu gibi halkın sırtına yükledi. Neden? Çünkü devletin bu gibi durumlarda kullanacağı fon, kendi partisinin yönetiminde boşalmıştı. Kaldı ki, akaryakıt tekeli onu da beğenmemiş, süreyi kısaltmaya çalışıyor. Onu da yapacak, bekleyin.

Aslında şaşmamak lazım. Çalışanın vergi muafiyetini sıfırlarken, sermayeye muafiyet ayrıcalığını devam ettirenden ne beklenirdi ki?

Sucuoğlu UBP’sinin bu halka vaatleri budur. Böyle ayrımcı, adaletsiz, mantıksız bir yönetim. Aklına geleni konuşan, aklına geleni yapan bir yönetim vaat ediyor yine. Sucuoğlu’nu “demokrat ve adil” diye satmaya çalışanlar kusura bakmasınlar, durum ortada. UBP’de zihniyet değişmedikten sonra isimlerin değişmesi işe yaramıyor. Ve bu akılla ülke yönetilemez, kriz hiç yönetilmez. Bakınız, şekil a’da Tatar ve Saner dönemi…

 

Mantıksızlıklar bitti mi? Biter mi hiç…

 

Tatar’ın Papa’ya “Bize de gel” demesine ne demeli? Haydi o diplomasinin “d”sinden anlamaz da yanında bilen de mi kalmadı? Bu devletin, böyle bir ziyaret programının nasıl hazırlandığını bilen bir hafızası vardı. O da mı silinmiş? Tabii ki değil. Kime sorsan basın üzerinden “bize de gel” denmeyeceğini bilir. Ama sanırım kontrol edilemiyor. O da Sucuoğlu gibi, aklına geleni yapıyor. Baktım, ertesi gün bir de mektup göndermiş. Ta başından yapılması gerektiği şekilde. Düzeltmeye çalışmışlar ama nafile, rezil olduğumuzla kaldık…

Ta, Dr. Küçük’ten başlayarak geçmişe baktım, özellikle dış politikada tanınmadığımız halde, bir saygınlığımız vardı. Dünyanın kabul ettiği diplomasi kurallarını uygulardık, böylesi bir gülünç duruma hiç düşmedik. Eğer bilgilerine geldiyse –ki ondan da şüpheliyim- Papa da Rumlar da gülmüştür halimize. Tatar mı? Umuru değil. Daha kalkmış “kalkınma” dan söz ediyor…

Bu hafta bir başka akıl almaz durumla daha karşılaştık.

UBP’nin bazı aday adayları, parti adına politikalar ürettiler, “gelirsem yapacağım” diye ilan ettiler.

Yahu kardeşim sen daha aday bile değilsin. Bir partinin programını parti organları belirler. Sen parti adına manifesto yayınlama hakkını nereden buluyorsun?

Ne hale gelmiş bu UBP? Disiplin de kalmamış. Burada da Eroğlu dönemi geliyor aklıma, mukayese bile yapamıyorum, kaldırmıyor…

Hep derim ya bu bir cinnettir. Tam 2 yıldır yaşıyoruz. Normalleştirelim istiyorlar ama dediğim gibi benim aklım fikrim, bunca yıldır öğrendiğim hiçbir şey buna izin vermiyor. Daha fazla kan kaybetmeden, bir an önce bu cinnetten kurtulmak gerekiyor…

 

YERİN KULAĞI VAR

ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK:

Sucuoğlu yasaklama gerekçesini, “vatandaşını korumak” olarak açıklamış. Keşke döviz artışı karşısında evine ekmek götürmekte zorlanan vatandaşı da korumayı düşünseydi. Yarın mesela Anastasiadis çıksa ve “Benim vatandaşım iş bulamazken, Türk işçilerin güneyde çalışmasını yasaklıyorum” dese ne yapacaksınız?

SANER HALA BAŞARIDAN SÖZ EDİYOR: Toplum, adabından olayın üstüne gitmedi, ama Ersan Saner aranıyor resmen. Keşke başına böyle bir felaket gelmeseydi de kurultaya girip öyle kaybetseydi, defterleri siyaseten açıp, faturayı önüne koysaydık, çok isterdim. Parti tek başına iktidardan bahsediyorsa, o kendi başarısıymış. Tek bir kanıt koysun önümüze, tek bir kanıt. Duyan da sanır ki, sadece son olayın mağdurudur. Yahu kardeşim, devletin kasası boşalmış, politikasız, günü birlik işler yapıp, bir yılda krizi yöneteceğine daha da ağırlaştırmışsın, hala çıkıp başarıdan söz ediyorsun. Dedim ya, keşke o olay olmasaydı da mağdura oynayamasaydı…

BİZİ KİMLER YÖNETİYOR:

Sucuoğlu Rumlara akaryakıt satılmaması için istasyonlara ricada bulunurken, Ersin Tatar, KKTC’den benzin satın aldıkları tespit edilen taksicilere güneyde ağır para cezaları uygulandığını hatırlatıyor, “Rum Yönetimi’nin kendi vatandaşlarına yönelik bu tür uygulamalarının ana hedefi ise KKTC ekonomisini, çarşısını ve esnafını çökertmeye yöneliktir” diyor. Bu durumda kendi ekonomisine zarar veren kim oluyor?

 

NORMAL BİR DEVLETİN YAPACAĞI:

Normal bir sosyal devlet böyle kriz ortamlarında ne yaparsa, Rumlar da onu yapmış. Ekonominin birinci kuralına uygun olarak, alım gücünün düşmemesi için elektrikten alınan yüzde 19 KDV’yi, 3 aylığına 10 puan düşürerek, yüzde 9’a çekmiş. Lütfen dikkat, bu öneri Rum Meclisi’ne muhalefetteki AKEL tarafından verilmiş, hepsi kabul etmiş. Rasyonel bir devlet yönetimi, demokrasi, ülke çıkarı. Yok bizdeki gibi akaryakıt tekelcilerinin talebi ile akaryakıtı otomatiğe bağlamak, ücretlinin vergi muafiyetini sıfırlamak, alım gücünü bitirmek…

 

LÜTFEN BU MAKALEYİ OKUYUN:

Tufan Erürman’ın “üzerinde çalışılacak” dediği stabil bir para birimine geçme konusu tartışılıyor. Bugünlerde adı “euroya geçmek”… Hayal diye suçlayan var, popülizm diyen var. Hepsinin temelinde bence sadece kuru kuruya siyaset ve korku var. Bir makale okudum, herkese tavsiye ederim. Özellikle Salih Coşar’ın yıllar önce bunu kabul ettiğini ve nasıl gerçekleşebileceğini anlatan bir makale. Yazarı Bülent Kanol. Adres de şöyle https://bugunkibris.com/2021/12/05/stabil-para-birimi-olarak-euro/ Önyargılı olanları boşverin, önyargısız olanlar lütfen okusun…

 

SAĞLIK ÇALIŞANI SAHİPSİZ:

Girne Akçiçek Hastanesi’nde hemşire, doktor, paramedik, ambulans şöförü darp edildi. Zaten insanüstü koşullarda çalışan sağlık çalışanları bir de bu kendini bilmezlerle uğraşıyor. Fransa’da geçen yıl sağlık çalışanlarına 8 milyon euro’luk zam yapılmıştı. Bu, maaşlarına ortalama 183 euro zam demekti. Önceki gün yine yürüdüler, şikayetleri devam ediyor. Ya bizdekiler? Yetersiz sayıda eleman, “0” zam, bir de üstüne üstlük Sağlık Bakanlığı’na alınıp, başka işlere gönderilen arka kapı istihdamları. Koltuk kapmaca gibi Bakan değişiyor, sonuç kötüden, daha kötüye. Öylesine sorumluluk sahibidirler ki, işleri aksatmamak adına demokratik hakları olan eylem bile yapmaktan kaçınıyorlar…