Her kafadan bir ses... - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Her kafadan bir ses…

Bir felaket daha yaşadık geçen akşam.

Füze olayından sonra hiç de iyi gelmedi.


KKTC algısına, turizmine, güvenliğine zarar veren, ciddi bir ekonomik boyutu olan bir olay.

Can kaybı olmadığı söyleniyor, bu en büyük teselli.

Ama bir yılda bu ikinci felaket ve biz hala organize olamıyoruz.

Bir kere, olay yerinde patlamalar devam ederken, şarapnellerin ulaştığı bir bölgede, devletin en üst yönetiminin güvensiz bir şekilde bulunması bile olmaması gereken bir durum.

Sonra, halkın net bilgi alması mümkün olmuyor.

Her kafadan bir ses çıkıyor. Hükümetin her bir bakanı, polis, asker bir sürü açıklama.

Niye doğru dürüst bir koordinasyon mekanizması oluşturulmuyor?

Tweet’ler, sosyal medya mesajları falan. Hepimiz şaşkına dönmüş durumdayız. Ağız birliği bile yok. En azından teknik olarak. Ama bir açıklama yarışı ki, sorma gitsin.

Güven verecek, halkı sakinleştirecek bir açıklama yerine, göz şahitlerinin söylediklerinden faklı olmayan konuşmalar.

Başbakan ve yardımcısı ayrı ayrı basın toplantıları yapıyorlar.

Oysa bir yetkili çıkıp, tek bir ağızdan inandırıcı bir açıklama yapsa, kimsenin kafasında kuşku kalmayacak.

Mesela İçişleri Bakanı. Kriz masası kurulacaksa, başında onun olması gerekmez mi?

Direkt sorumluluk alanına giriyor. Olayın birinci muhatabı.

Geçen füze olayında olduğu gibi, yine meydanda yok.

Bilahare bir açıklama da o yapıyor, diğerlerinden farksız.

Üstelik “mühimmat depolarının yerleri değişmeli” diye bir de dilekte bulunuyor. Yetkili sanki bir başkasıymış gibi.

Allah acısın hepimizi, daha ciddi bir şeyler olsa, yandığımızın resmidir.

Otoriteyi ara ki bulasın.

 

 “NE BİRİNİ MFÖ YAPABİLİRİZ, NE HADİSE”…

Kooperatif Merkez Bankası’nın kuruluş yıldönümünde niye yerli sanatçıları değil de Hadise’yi çıkarttığı konusuna fazla takmamıştım.

Alışmıştık bunlara. Başta maddi durumu zorda olduğu halde inatla bu konserleri düzenleyen belediyeler olmak üzere, kurum kuruluşlar kamu paralarıyla şov yapmaya zaten bayılıyor.

O nedenle müşterilerin paralarıyla ayakta duran bir kurumun, bol keseden harcamasını yanlış bulsam da, üstünde fazla durmadım, yorumlamayı da düşünmedim.

Ta ki, Kooperatif Merkez Bankası Genel Müdürü Kemal Ataman’ın açıklamasını okuyuncaya kadar.

Eleştirilere yanıt vermiş sözde. Ama öyle saldırgan bir üslup ki, özrü kabahatinden büyük. Bakın ne diyor, gayet büyük bir pişkinlikle…

“Biraz kendimize gelelim ve bu tür söylemleri bir kenara bırakıp bir şeyin farkına varalım. Öyle yerliyi destekleyelim diyerek birini ne MFÖ yapabiliriz, ne sevgili Ziynet Sali ne de Hadise”.

Yapma yahu…

Bu doğrudan hakaret.

Aşağılama.

Ayıp.

‘Biz sizi desteklesek de sizden bir şey olmaz’ anlamına gelen bir laf…

Biz de biliyoruz kendi sanatçılarımızın o büyük müzik endüstrisi içine girmeden ünlü olamayacaklarını. Ama içine girip de ünlü olan çocuğumuz da çok. İşte söylediği Ziynet Sali onlardan biri. Demek ki, sanatçılarımız bir Hadise olamadıkları için, bankanın gecesine çıkarılmamışlar. Bu kadar basit.

Ha bir de, açıklamasının başlığına da koyduğu bir cümle var; “yerli-yabancı” ayırımı…

Dur orada! Savunma yapacak diye, kolayına kaçmış, ayrımcılığa sığınıyor.

Eleştirilerin asıl sebebi, harcanan paradır. Kimsenin ayrımcılık yaptığı ya da istediği yok. Herkes de isterse Hadise’yi parasını öder, severek izler. Bu ülkede zor değil.

Ama protokolün olduğu bir yerde ve bankanın parasını harcayarak, disko müziğiyle kutlama yapmak hovardalık değil de nedir?

Kabahatini reddedecek diye, çok daha büyüğünü işlemiş.

Aslında biz değil, paralarının nerelere harcandığını gören bankanın ortakları yanıt vermeli bu zihniyete…

YERİN KULAĞI VAR

“ONLARDA BİRLİK, BİZDE İKİLİK”:

Dünkü Havadis’in manşetiydi, “onlarda birlik, bizde ikilik”… Bence yaşanan sürecin en kısa ve en çarpıcı özetiydi bu başlık. Türk tarafında görüşmelerle ilgili şüphe uyandırıcı, hatta “aşağılayıcı” açıklamalar yapılırken, Yunanistan’da yapılan zirvede Anastasiadis ve Mitsotakis tam tersi birlik mesajı verdiler. Hep derim, biz devletin en temel değerlerini bile ayağa düşürüp, ulu orta tartışmaya alıştık ya, daha çok ağlarız…

YAPIN O ZAMAN

Önce füze, şimdi de cephanelik patlaması. Turizm sezonunda başımıza gelmeyen kalmadı. Hep turizmde “patlama olmasını” istedik ama, bizim kast ettiğimiz böyle patlamalar değildi. 74’den bugüne herşeyiyle değişen KKTC’de, askeri birliklerin yerleşim alanlarının dışına taşınması için çoktan adım atılmış olması gerekirdi. O günlerde boş olan bölgelerin çoğu, bugün yoğun bir şekilde iskan bölgesi oldu. Siyasilerin dili olay sonrası açıldı. Elinizi tutan mı var, yapın o zaman…

ÇEKİLSİN ÇEKİLMESİNE DE:

Askerimiz burada bizlerin can ve mal güvenliğini sağlamak için bulunmuyor mu? O zaman vatandaşın can ve mal güvenliği için yerleşim birimlerinin dışına taşınması gerekir. Tamam asker buralardan çekilsin çekilmesine de,  madalyonun diğer yüzüne bakarsanız adanın en yeşil kalmış bölgeleri de askerin kontrolünde olan yerler. Askerin bu bölgeleri boşaltması halinde rantçıların buralara aç kurtlar gibi çörekleneceği ve buraları da betona döndüreceği korkusunu da taşımıyor değilim…

KARPAZ’IN SESİ LEFKOŞA’YA ULAŞMIYOR:

Yeni Erenköy Belediye Başkanı Emrah Yeşilırmak, bölgesinde yaşanan son ölümlü tarfik kazası sonrası resmen patladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, merkezi yönetimi yıllardır yapılmayan yollar konusunda “acizlikle” suçladı ve “İskele/Karpaz yolunda trafik kazasında ölen her vatandaşımızın ahını ve bedduasını alıyorsunuz bunu bilin…! Bundan sonra bu yollar yapılmadan hiçbir hükümet ve muhalefet yetkilisi bölgemize adım atmasın!!!” diyerek tepkisini dile getirdi. İyi de etti, çünkü onların anladığı dil bu. Başkan inşallah bu sözünün arkasında durur…

DEVLETE DÜŞMÜYOR:

Politis gazetesi Kıbrıslı Rumların kredi kartlarıyla Kıbrıs’ın kuzeyinde Ağustos ayında 2,11 milyon Euro, 2019 yılının ilk 8 ayı içerisinde ise 14 milyon Euro harcadıklarını yazıyor. Büyük bir artış var. 2014’de 8 aylık rakam 7,5 milyon euro’ydu. İkiye katlanmış. Aslında beni hiç ilgilendirmiyor. Çünkü hepimiz uzaktan görüyor, izliyoruz ama devlet bundan payını almıyor, alamıyor. İşletmeler çamura yatıyor. Vergi yüzsüzlerinin devlete borcu 400 milyon liranın üstünde. O da sadece beyan ettikleri. Bu rakamlardan sonra, beyanlar da elden geçecek mi? Siz onu söyleyin…

ARAP’TAN DOST MU OLUR?:

Kıbrıs Türkü 1963 olaylarında en büyük ihaneti müslüman Mısır’dan görmüştü. Aradan onlarca yıl geçti, ne biz değiştik ne de Araplar. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarından Türkiye’yi dışlamak amacıyla oluşturulan kliğin başını çekiyorlar. İsrail ve Mısır’la işbirliğine giren Kıbrıs Rum kesimine şimdi de Suudi Arabistan da destek verdi. Adamlar açık açık, “Türkiye’nin karşısında, Rumların yanındayız” diyorlar. Ne diyelim, bunların müslümanlığı da, dostluğu da bu kadar…

 ZİRVEDEKİLER

Mert Özdağ (Yenidüzen): “Hayat pahalılığı ödeneği” denen ve yılda iki kez ödenen artış bu gruptaki çalışanları pahalılığa karşı koruyor… Ancak son yıllardaki “sendikal” eylemlere olan ilgisizliği, hatta sessizce izleyen kitlelerin bu duruma olan kızgınlığının sebebini hiç sorguladık mı? …kendi haklarından az da olsa feragat etmeleri gündeme geldiğinde sözüm ona “toplumsal” sloganlarla ortaya çıkan kamudaki küçük grupların inanılırlığı var mı sizce?… Peki bu küçük bir grup/ gruplar ‘haklarla’ donatılmışken 80-90 bin özel sektör çalışanını hangi sistem koruyor, bunun için çabalayan örgüt var mı?”…

 DİPTEKİLER

Koordinasyon Sorunu: Aslında organize olamamak da denebilir. Sanki bu devletin 45 yıllık bir hafızası yokmuş gibi, başı kesik tavuk görüntüsü vermeye kimsenin hakkı yok. Tecrübe yoksa bile, devletin bir birikimi, bir davranış bütünlüğü, ciddiyeti olur. Olağanüstü durumları daha sık yaşamaya başladık her nedense. Bu da bizim eksiklerimizi bir bir ortaya çıkarıyor. Bir de böylesi olayları siyasi yarışa çevirenler var ya, deli oluyorum…

 

 

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar