Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HAVADİS HANCIDIR, SİZ YOLCU…

Kıbrıs Türk basını, Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmelere bir türlü adapte olamadı.

“Perde gerisindeki” gelişmeler noktasında “kulağı pek de delik olmayan” gazetelerimiz ve televizyonlarımız, “sızdırma haberlerden” de mahrum kalınca konuyu sadece “ziyaret” boyutunda ele alıyorlar.

Veya  kuru “ziyaret” haberlerini yansıtmaktan başka maharet ortaya koyamıyorlar.

Durum bu olunca Kıbrıs Türk kamuoyu da Kıbrıs sorununda “kör-sağır-dilsiz” kalıyor.

Cumhurbaşkanının zaman zaman yaptığı açıklamalar, Dışişleri Bakanının “çok da anlaşılmayan” karşı çıkışları olmasa sanki de “Kıbrıs sorunu” diye bir derdimiz olmayacakmış gibi bir manzara ortaya çıkıyor.

Ekseriyet çoğunluk “bu manzaranın” iyi mi kötü mü olduğunun ayrıtında bile değildir.

Ahali, önce bolibif sonra da patates travmasıyla meşguldür.

2 ay öncesine kadar “sağlığa zararlıdır” denilip de bolibif ve patatesten uzak duranlar şimdilerde “böyle rezalet olmaz, bizi kazıklıyorsunuz” deyip ağlaşıyorlar.

Travma düzeyinde tepkiler veriyorlar.

Oysa asıl travma Türk Lirası’nın sefil durumunun hala sürüyor olmasıdır ama herkes bolibif ve patatese takılıp kaldı.

Bu bağlamda da Kıbrıs sorunu gündem olmaktan bile çıktı.

 

***

 

Yazarın böylesi bir giriş yaptığı yazının devamında okuyucu Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerin ele alındığı bir yazı beklemek elbette okurun hakkı olur.

Fakat, hakkı olan her zaman bilgi sahibi olacağı anlamına da gelmiyor.

Çünkü bu satırların yazarı da bilgi sahibi değildir.

Bazılarının canı sıkılacak ama bu satırların yazarı da Kıbrıs sorunundaki perde gerisi  gelişmeleri Rum basınından öğrenmektedir.

TAK Ajansı sağ olsun Rum basını özetlerini yayınlıyor da kısıtlı da olsa ne olup bittiğine bakıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı da Rumca mütercim tercümanlar aracılığıyla çeviri yapıyor ama “çok özel” kişilere hizmet veriyor.

Biz henüz o “çok özel kişiler” arasına giremedik.

Dolayısı ile “çok özel” olamadığımız için çevirilerden de mahrumuz.

Eksik bilgilendirme yapıyorsak kusuru bize ait değildir, duyururuz.

Zaten cumhurbaşkanlığının da “özellerin” dışında öyle gazetecilere bilgi verme, bilgilendirme diye bir derdi de yoktur.

“Kıbrıs Türk halkı beni seçti, yetki bendedir” deyip geri kalanları yoksayma gibi bir tavrı vardır.

Yapacak bir şey yok.

Herkes kendi tercihiyle vardır.

Kendi tercihlerinin de bedelini öder.

 

***

 

Özet olarak;

Sevgili bu köşenin okurları.

Kıbrıs sorununda önemli gelişmeler vardır.

Yakında pazarlıklar yeniden başlayacaktır.

Ve hazır olunuz sinirlerimizi hoplatacak konular yeniden gündeme gelecek.

Yeniden ikiye bölünüp kavga etmeye başlayacağız.

Söylemedi demeyip, bu film çok yakında bu sinemalarda gösterime girecek.

Ve biz, sizi bilgilendirmek için yine burada olacağız…

, Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmelere bir türlü adapte olamadı.

“Perde gerisindeki” gelişmeler noktasında “kulağı pek de delik olmayan” gazetelerimiz ve televizyonlarımız, “sızdırma haberlerden” de mahrum kalınca konuyu sadece “ziyaret” boyutunda ele alıyorlar.

Veya  kuru “ziyaret” haberlerini yansıtmaktan başka maharet ortaya koyamıyorlar.

Durum bu olunca Kıbrıs Türk kamuoyu da Kıbrıs sorununda “kör-sağır-dilsiz” kalıyor.

Cumhurbaşkanının zaman zaman yaptığı açıklamalar, Dışişleri Bakanının “çok da anlaşılmayan” karşı çıkışları olmasa sanki de “Kıbrıs sorunu” diye bir derdimiz olmayacakmış gibi bir manzara ortaya çıkıyor.

Ekseriyet çoğunluk “bu manzaranın” iyi mi kötü mü olduğunun ayrıtında bile değildir.

Ahali, önce bolibif sonra da patates travmasıyla meşguldür.

2 ay öncesine kadar “sağlığa zararlıdır” denilip de bolibif ve patatesten uzak duranlar şimdilerde “böyle rezalet olmaz, bizi kazıklıyorsunuz” deyip ağlaşıyorlar.

Travma düzeyinde tepkiler veriyorlar.

Oysa asıl travma Türk Lirası’nın sefil durumunun hala sürüyor olmasıdır ama herkes bolibif ve patatese takılıp kaldı.

Bu bağlamda da Kıbrıs sorunu gündem olmaktan bile çıktı.

 

***

 

Yazarın böylesi bir giriş yaptığı yazının devamında okuyucu Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerin ele alındığı bir yazı beklemek elbette okurun hakkı olur.

Fakat, hakkı olan her zaman bilgi sahibi olacağı anlamına da gelmiyor.

Çünkü bu satırların yazarı da bilgi sahibi değildir.

Bazılarının canı sıkılacak ama bu satırların yazarı da Kıbrıs sorunundaki perde gerisi  gelişmeleri Rum basınından öğrenmektedir.

TAK Ajansı sağ olsun Rum basını özetlerini yayınlıyor da kısıtlı da olsa ne olup bittiğine bakıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı da Rumca mütercim tercümanlar aracılığıyla çeviri yapıyor ama “çok özel” kişilere hizmet veriyor.

Biz henüz o “çok özel kişiler” arasına giremedik.

Dolayısı ile “çok özel” olamadığımız için çevirilerden de mahrumuz.

Eksik bilgilendirme yapıyorsak kusuru bize ait değildir, duyururuz.

Zaten cumhurbaşkanlığının da “özellerin” dışında öyle gazetecilere bilgi verme, bilgilendirme diye bir derdi de yoktur.

“Kıbrıs Türk halkı beni seçti, yetki bendedir” deyip geri kalanları yoksayma gibi bir tavrı vardır.

Yapacak bir şey yok.

Herkes kendi tercihiyle vardır.

Kendi tercihlerinin de bedelini öder.

 

***

 

Özet olarak;

Sevgili bu köşenin okurları.

Kıbrıs sorununda önemli gelişmeler vardır.

Yakında pazarlıklar yeniden başlayacaktır.

Ve hazır olunuz sinirlerimizi hoplatacak konular yeniden gündeme gelecek.

Yeniden ikiye bölünüp kavga etmeye başlayacağız.

Söylemedi demeyip, bu film çok yakında bu sinemalarda gösterime girecek.

Ve biz, sizi bilgilendirmek için yine burada olacağız…