Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HAMASET VE GERÇEKLER…

Kıbrıs Türkünün yüce hakları….!

Hastanede en ilkel cihaz, röntgen cihazı çalışmıyor….

Haklarımızı asla yedirmeyeceğiz….!

Yolların standartlara uymaması, gerekli koruma önlemleri olmaması, trafikte ölümlerin artmasına sebep oluyor…

Denenmemiş hiçbir yol kalmamıştır. Onun için çözüm fikri çökmüştür…!

Haftalık analizlerde, ortalama üç üründe (sadece alınan örneklerde) zehir bulunmaya devam ediyor…

Bu seçim KKTC’ye inananlarla inanmayanlar arasında olacak…!

2016’da yanan devlet laboratuvarının yerine yenisi hala inşa edilemiyor…

Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda….!

Aşırı yağışlarla, yılardır bakımı yapılmayan okullarda çökmeler oldu…

Hak ve çıkarlarımız…!

Bütçede 500 milyon açık…

Yüksek perdeden hamaset nutukları ve gerçekler…

Hani hep beraber cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklandık ya, bundan sonra 3 ay boyunca hep bunu konuşacağız ya, bir anda unutacağımız gerçeklerimizi yazayım dedim.

Biri öbürünün önüne geçmesin. Biri diğerinden daha önemsizleşmesin tamam da hamasete ayırdıkları vaktin onda birini de ülkenin sorunlarına ayırsalar, zaten sorunlar çözülecek…

Ama dünya görüşü bu…

Başka türlüsünü bekleyemezsin.

Hem hamaset ballı iş. Kimseye zararı yok.

Taş attın da kolun mu yoruldu? Salla gitsin.

Ha, yoldu, okuldu, hastaneydi diye kafayı yersin, kimseye de yaranamazsın…

Böyle gelmiş böyle gidecek…

Karşında rakip mi var, hemen çek hamaset çizgisine, saldır gitsin.

Kolay çünkü…

Sana soracaklar ‘nedir memleketin hali’ diye, röntgeni bile çalışmayan devlet hastanesi, damı akıtan okullar, sıfırlanan yatırımlar….

Ne yani vergiydi, alacaktı, şuydu, buydu, birilerinin ayağına mı basacaksın şimdi?

Vazgeç, yapıştır cevabı “Federasyon ölmüştür… Bundan sonra müzakerelere gerek yoktur”!

Ama dur bir düşün istersen, bu halkın belki de yarıdan fazlası çözümü niye istiyor biliyor musun, sahip olduğu kötü idarelerden kurtulmak için. Uluslararası hukukun içine girip, uluslararası kuralların zoruyla çağdaş bir yönetime kavuşmak için.

Bunu da göremediğin için hamaset yapıyorsun ya zaten…

YERİN KULAĞI VAR

 

VE O DA AÇIKLIYOR:

Aylardır köy gezilerini sürdüren, nabız yoklayan Mustafa Akıncı, olumlu geri dönüşler almış olmalı ki adaylığını açıklamaya karar verdi. Adaylığını 5 Şubat’ta düzenleyeceği bir buluşma ile açıklayacağı iddia edilen Akıncı’nın da tıpkı Özersay gibi bağımsız aday olması bekleniyor. Köy gezilerinde kokladığı hava sandığa yansır mı, işte onu bilemeyiz…

 

KAZANIRSAM BEN, KAYBEDERSEM PARTİ:

Başbakan ve UBP Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, “taban, sen aday olursan yüksek oy alırız, başarı şansı seninle daha yükselir” dedikleri için aday olduğunu söyleyerek, “Bu seçim benim değil, UBP’nin seçimi” diyerek topu partisine attı. Belli ki alması muhtemel bir kötü sonuç için şimdiden kendisine kılıf arıyor. Kaybederse, “siz istediniz aday oldum, kaybeden ben değil, parti oldu” diyecek…

ÇIKARLAR ÇAKIŞMIŞ:

Hasan Taçoy söz vermiş, sonuna kadar Tatar’ın yanında olacakmış. E doğru, söz vermeli ki, herkes de bilsin. Ne yapacağını kestirmek kolay değil çünkü. Ölümüne UBP’li olarak partisini bırakıp gittiği unutulmadı. Ama bu defa çıkarlar çakışıyor galiba. En azından cumhurbaşkan “adaylığı” konusunda…

 

HEDEF UBP TABANI:

YDP adayı Erhan Arıklı ikinci tura kalacağını söylüyor. İnanmak başarmanın yarısıdır derler de bunun için sadece partisinin oyunun yetmeyeceğini o da biliyor. Sol kesimden oy alamayacağına göre hedef kitlesi UBP ve DP olacak. Bu iki partinin tabanından önemli bir oy alması gerekir ki dediği gerçekleşsin. Aynı durum Özersay için de geçerli. Her iki adayın da ikinci tur için diğer seçmenin oylarına ihtiyaçları var. Böyle bir durumda ise zora girecek olan Ersin Tatar olur ve ikinci tur şansını kaybeder…

 

İŞİNİZ ZOR:

“Onlar protokol imzalayamaz, onlar para alamaz, biz protokolü da imzalar, parayı da alırız” dediniz ve iktidara geldiniz. Aradan 8 ay geçti. Göstermelik bir protokol dışında henüz ortada imza yok. “En geç 15 Ocak’ta imzalanır” dediğiniz protokol da henüz imzalanmadı. Kaynak akışı da olmadı. İkide bir Türkiye’ye gidip dilenci gibi avuç açmanız da cabası. Bırakın yatırımı, bu gidişle memur maaşını ödemekte zorlanacaksınız…

 

BUDUR:

Rum Bakanlar Kurulu, yığılan hasta randevu taleplerinin karşılanabilmesi için, Mayıs ayına kadar tüm devlet hastanelerinde çalışma saatlerini arttırdı. 1 Haziran’dan itibaren Genel Sağlık Sigortası’nın son aşaması da tamamlanacağı için, böyle bir uygulamaya gidildiği açıklandı. Bakanlığın talebine devlet hekimleri ve serbest hekimler sendikası da onay verdi. Bu haberi neden yazdığımı sormazsınız herhalde…

 ZİRVEDEKİLER

Zeki Çeler:

“Yatırımlarını düzgün yapmayan işveren de bu aftan yararlanacak… Emekçisine katkı payını ödemeyen işveren, başka yatırımlar ile kendisini büyüttü… Emekçi yanlısı adımlar atmaya çalışırken kazan kaynatanlar, diğer taraftan utanmadan ‘yatırmam zaten af çıkacak’ diyenlere çalışıyor”.

DİPTEKİLER

AKSA’ya Kıyak Sayıştay’dan Döndü: Aslında Sayıştay’ı zirve yapmak lazımdı. Çok eleştirdiğimiz dönemleri oldu ama, şu son günlerde gayet objektif çalışıyor. AKSA’nın ardiye borcunu niye sildilerdi? Niye kendilerince gerekçe yarattılardı? Niye Sayıştay’a sorma zahmetine girmedilerdi? Neydi telaşları? Basit bir hesap değil. Baksanıza ilk incelemede yanlış olduğu ortaya çıktı. Buna kıyak denmez de ne denir? O gün af kararını Bakanlar Kurulu’na getiren de araştırmadan bir güzel onaylayanlar da şimdi hep birlikte iptal kararı çıkartmak zorunda kaldılar.