Haftanın yıldızı Guterres!

7 Mayıs 2018 Pazartesi | 11:02
Eşref Çetinel

Geçen hafta Guterres’in adı,  BM’ler binasının çatısı altında bile bu kadar çok söylenmedi, kulakları bu kadar çok çınlatmadı, bu kadar çok hayır ve beddualarla anılmadı… KKTC’de söylenip anıldığınca!

Nitekim  kendileri de şaşmış olacak, “yoksa şu müzakerelere yeniden başlasak mı” umudunda Keita adlı  görevliyi   Kıbrıs’a göndermeye karar verdi!

Anlayacağınız yarım asırdır periyodik aralıklarla izlediğimiz adı “müzakereler” olan film yine gösterime sokulmaya çalışılıyor!

Of be! Öf Be! İnnallahım meassabirin!

MERAK ediyorum ama: Sn. Akıncının nerden geldi aklına bu belge!

Hem de kapsamında “garantiler” pazarlığı varken ve ne Ankara’nın ne de bizim hükümetle partilerin haberi yokken!    Üstelik Sn. Akıncı tarafından yakılan ateşten sonra çıkardığı yangın da  hâlâ söndürülemedi!        İşte bu belgenin  az biraz içeriğini müzakereci Mavroyannis Rum haber ajansına kısaca şöyle açıkladıydı geçen hafta:

Bir: Garantiler kademeli şekilde kaldırılacak..

İki: Asker sayısı hemen 650 bine indirilecek. (Dikkatinizi çekerim. Kıbrıs Cumhuriyetinde Türk alayının sayısı da oralarda bir şeydi.  Yani her koşulda KC’ine bir dönüş söz konusu olmakta!)

       Üç: Toprak konusunda Rum tarafı daha çok tatmin edilmeli denmekte! (Yazmadan edemeyeceğim, toprak doyursun gözlerini!)

Dört: 4 yıl Rum 2 yıl Türk olmak üzere dönüşümlü başkanlık.

       Beş: Ortak oy pusulası ve çapraz oylama! (Bu da Allah iyiliğini versin Sn. Talat’tan kalan miras!)

       DİYOR ki Mavroyannis “aslında bunlar BM’lerin Montana’da önerdiği bir metin değil, fikirler dizisiydi! Bunların kaydını yapan da adını çoktan unuttuğumuz Eide’ydi!

Geçen hafta Guterres’in bile haberi yokken gıyabında gündeme sokulan, aslında pratikte barışçı çözümü sağlayamayacak bu belgeyi konuştuk!

Ha, belgenin üzerine hemen atlayanlar kimlerdi?    CTP ve sol kanat tabi! Hâlâ inanmak istiyorlar bu adada Türkiyesiz Rumlarla barışçı bir çözüm oluşturulabileceğine! Haklılar. İnsan gençliğinde hangi siyasi ve doktrinel ortamda mayalanırsa, sonrasında da meşrebi değişmiyor!                                                                                                 **********

İŞTE GEÇEN HAFTANIN DÖKÜMÜ

Geçen hafta bir yandan Crans Montana bozgununu hatırlarken, öte yandan da “Türkiye,  cumhuriyet tarihinin en  büyük döviz vurgununu yaşadıydı! Hükümetin aldım dediği tedbirlere karşın etkisi ve tepkisinde hazan yaprakları gibi de savrulan da biz olduktu!

Bu haftaya da   geçen haftadan kalındığı yerden devam edeceğiz çığlıklar atmaya! Nitekim bizim gibi aydan aya ödenip, ortasında avansa dayanan sabit gelirliler, fark ettiler ki şimdiden “avansa” ihtiyaçları var!

       PAHALILIK fena vuruyor! Ve maalesef hükümetin elektrik, akaryakıta zam yapmaktan başka da çaresi yok! Mesela diyor ki  Erhürman Kıb-Tek’in zararı 50 milyon TL’dir.

Başbakan bu açığın, önceki hükümetlerin nizamnameye aykırı olarak iki yıl süresince elektriğe zam yapmamalarından kaynaklandığını açıkladı.

FAKAT en çok, canları sıkıldığında “şarteri indirir sizi elektriksiz bırakırız ha” diye tehditler yağdıran  Tel-Sen’in beyanı hoşuma gitti.. “Zamlar alınmayan tedbirler sonucudur, kötü yönetimler sonucudur” deyiverdiydi!

Öyle mi?  Neden iki yıl bu kanunsuzluk devam ederken biraz da vatandaşın çıkarını düşünerek   bu konuda uyarıda bulunmadınız? Kendi özlük haklarınıza dokunuldu mu şalteri indirecek kadar tehditkâr olurken, neden Kıb-Tek’in 50 milyonluk  borcu karşısında pasif kaldınız?

HER neyse! Zaman zaman asparagaz haberler yayılır. “Rum tarafından daha ucuzmuşuz!” Belli! Bu nedenle mi  Güney’e her gün akın akın seferler düzenleyip okkayla yuro bırakıyoruz!

VE geçen hafta da trafik canlar aldı, kazalar canlar yaktı! Eskiden arabalar yandan falan çarpışırlardı şimdilerde koç güreşi yapıyor, kafa kafaya vuruşuyorlar!

Merak ediyorum. Büyük hevesle Belediye Başkanlığına soyunan adaylar bu trafik konusunda ne yapacaklar? Yoksa seçilirlerse onlar da “bu sorunları eski hükümet ve belediyelerden devraldık” mı diyecekler?

BİR devlet her şeyden önce yurttaşının “sağlık ve güvenliğinden sorumludur.” Bakınız sağlık servislerine? Sağlığımız Allah’a emanet!

Bakınız trafik ve yol güvenliğine? Hayatımız  “talih ve kısmete kalmış!” Sabah evden çıkıp akşama kazasız belasız eve dönenler artık sokak kapılarında bohurdanlarla, zeytin yaprakları ile tütsüleniyorlar, “Allah nazardan saklasın” dualarında!

VESSELAM’ı kelam  memleketin tadı tuzu kalmadı..  Ortalarda “hahhahha, kihkihki” gülüşleri  işitiliyor ama hepsi de sahte!

Biz işimize bakalım ama. Neydi işimiz, “seçim yapmak!” Yakında belediye seçimleri var heyecanımız yerine gelir gayrı!

**********

KISACA TAKILDIKLARIM: (ŞİMDİ ÖYLE Mİ OLDU?)

Guterres belgesi bazı politikacılarımızın “fikirleriyle zikirlerinin”açığa çıkmasına da neden oldu.

Mesela belgeye ilk itiraz Dışişleri Bakanı Özersay’dan geldi ama “içeriğine” değil, Sn. Akıncı’nın  kendisine bu konuda bilgi vermemesine! “Benim  haberim yoktu” diyor!

Ooo Sn. Özersay. Ayni yakınma mevkidaşın Tahsin Ertuğruloğlu tarafından da sık sık seslendirilirdi ama hem işitmez hem de görmezden gelirdiniz! Hatta Ertuğruloğlu’nu dikkate almadığı için kim bilir sevinirdiniz de!

Eee, şimdi ne oldu ya! Tekerlek döndü sizi buldu!   Sn. Akıncı kimseye aldırmadan yoluna devam ediyor siz de “neden bize haber vermedi” diye yakınmaya devam ediyorsunuz! Oh olsun mu diyelim!

Öte yandan  Özgürgün ne dedi belge için: “Çekimserim!” Söyleyecek hiçbir fikri yok!..