Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hafta sonu kur, faiz, para hareketleri

Haftanın son günlerinde döviz/TL değerinde ani değişiklikler beklenmedik bir sonuç oldu. Çünkü Çarşamba günü ABD Merkez Bankası FED’in faiz konusunda aldığı karar ABD Başkanı Trump’ın doların fazla değerlenmesini istemediği ve FED’in de bu yöndeki politikalara karşı olmadığı yönünde yorumlar yapılmıştı. ABD’nin dış ticaret savaşlarına daha fazla önem verdiği de değerlendirilmektedir.

FED’in dolar faizini değiştirmeyeceği açıklamasından sonra piyasalarda Türkiye dahil bir rahatlama görüldü.  Esasen Türkiye’de hane halkının ve şirketlerin son aylarda dolara olan talebinin her ay artışına rağmen, yani dolarizasyona rağmen TL/dolar değerinin yatay seyretmesi,   geriye dönük aylardaki kur oynaklıklarıyla mukayese edildiğinde olumlu giden tahmin ve beklentiler vardı. Hatta rakamlara  bakıldığında halkın -yurt içi yerleşiklerin- ve şirketlerin döviz mevduatlarının artmasına rağmen, yani döviz tasarruf  talebinin artmasına rağmen kurlarda bir artış olmadığı görülmekte ve bu konuda istikrara işaret edilmekte idi.  Nitekim bakıldığında Mart’ta yurt içi yerleşik halkın döviz mevduatlarında TL mevduatlarından daha fazla, 4 milyar$ kadar artış olduğu ve döviz mevduatlarının, toplam mevduatların % 51’ini geçtiği görülmektedir. 2 trilyon 106 milyar TL toplam mevduatların 1 trilyon 17 milyar TL’sı Türk lirası mevduatı ve 1 trilyon 89 milyar TL değer karşılığında döviz mevduatına ulaşılmıştır. Mevduatların ise kendi içinde gerek TL olsun gerekse döviz olsun %60’ı civarını gerçek kişiler oluşturmaktadır. Bu da bir anlam taşıyor. Hane halkının dövize olan talebi devam etmektedir. Bu sadece dış ticari veya borçların ödemesine yönelik değil, ayrıntısına bakıldığında hane halkının da döviz mevduatına gittikçe talebinin arttığını ve mevduatların içeriğinde çoğunluğunu teşkil ettiğini göstermektedir. Bu talebe rağmen Cuma gününe kadar kurların yatay gitmesi Türkiye ekonomisindeki denge politikasının etkisine bağlanmakta idi. Cari açığın düşmüş olması, turizm gelirlerinin artması ve dış ticaret açığının azalmasıyla izah edilmesi mümkündür. Mart’ta ve Nisan’da borç ödemelerine hazırlığa rağmen de kurlarda artış trendi görülmemişti.

Ancak Cuma günü siyasi bir kriz, ABD’nin her zamanki gibi, bu defa da yaptığı Golan tepeleri ile ilgili beyanat ve İsrailin yanında yer alacakları ile ilgili sert ifadeler karşısında yarattığı siyasi kriz, gerek Türkiye’nin gerek Rusya’nın gösterdiği mukabil sert misilleme beyanatları karşısında dolara karşı TL’sında bir değer düşüşü yaşandı. Dolar karşısında diğer paralarda da değer kaybına karşılık TL’sında bu değer kaybı daha fazla oldu. Bu da siyasi krizlerin de ekonomi ve para hareketleri üzerinde ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.

Cuma günü Golan tepeleriyle ilgili olarak verilen beyanatlardan sonra bir gün içinde TL’sında, dolar, euro ve sterling’e karşı aylardır yatay giden kurlara göre % 6-7 arasında değer kaybı yaşandı.  Borsa İstanbul  ise %3’ün üzerinde bir düşüşle kapandı.

Tabii ki yapısal problemlerin de devam etmesi, kurlardaki ve para hareketlerindeki hassasiyeti devam ettirmektedir. Üretkenliğe yönelik büyüme için reformların tamamlanması, şirketlerin rekabet gücü, teknolojik verimliliğin, siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması bu gibi sorunları azaltabilecektir. Siyasi gerginliğin her halükârda her ülkede ekonomiyi ve yatırımcıyı olumsuz etkilediği ve beklentilerini değiştirdiği malûmdur. Bu günkü yaratılan belirsizlik yarın olumluya dönebilir. ABD’nin çıkışlarıyla yaratılan siyasi gerginliklerin tavır değişikliği ile önümüzdeki günlerde uzlaşıya dönmesi halinde, bir gün içinde bu nedenle suni olarak fırlayan kurların durulması mümkündür. Ancak ekonomik dengelerin sağlanmasının önemi de ortaya çıkmaktadır.

Bu yıl Küresel büyümede de düşüşler olacağı İMF ve OECD dahil uluslararası değerlendirme ve derecelendirme kuruluşlarının görüş ve tahminleri vardır.   Bu bir çok ülkelerde resesyon yaşanacağı tahminlerini gündeme getirmektedir. Türkiye için, bu kuruluşlar değerlendirmesinde bir resesyon beklenmemektedir.

FED dolar faizlerini geçen gün 20 Mart’ta aynı seviyede bıraktığı gibi hazine bonolarında aylık 30 milyar$ küçültme ve Mayıs’ta 15 milyar$ olmak üzere Eylül 2019’a kadar her ay bilanço küçültme işlemlerinin devam ettirileceği beyanatları var. Bu kararlar 2019 yılı içinde dolarda faiz artırım tahminlerini de ortadan kaldırdı. Dolar faizlerinin 2.25-2.50 arasında kalacağı belli oldu. Büyüme, enflasyon ve işsizlik tahminleri de düşürülmüştür. Faiz indirimleriyle ilgili beklentiler dolayısıyla Cuma akşamı tahvil faizlerinde ve ABD borsalarında da düşüşler yaşandı.

Dünya borsaları düşüş veya yükseliş yaşarken küreselleşen dünyada Türkiye ile birlikte KKTC de olumlu veya olumsuz kurlardan etkilenecektir. Önemli olan fazla sarsılmamak için ekonominin temellerini güçlendirmektir..