Köşe Yazarları

KAYIP HAYATLARIN PEŞİNDE BİR BARIŞ ELÇİSİ

Adını barışla yan yana düşündüğüm güzel insan Sevgül Uludağ ile tanışmam Rumlar tarafından 1964 yılında kayıp edilen dedemin arama çalışmaları sırasında oldu.  Yıllarca süren uğraşları, araştırmaları, yazıları, olayları gündemde tutmaları ile Kıbrıs’ın yaralarına merhem sürdü.  Gidenler gelmeyenler, bulunamayanlar, ardından umut kesilemeyenler, son görevi gerçekleştiremeyenler için bir umut oldu o. İnsanlara sevdiklerine  son vedayı yapma şansı verdi. 54 yıl sonra kayıp dedem Halil Ziya Desteban’ı ararken Sevgül hanım dedemle ilgili daha detaylı bilgiler için benden yazı yazmamı istedi. Yaşamını iki kişilik sürdüren ve kayıp öykülerle, yarım kalmış yaşamları devralan ben zaten bu konularla ilgili yıllarca kafa yormuş, yazılar yazmıştım. Babamın ölüm döşeğinde bana emanet ettiği günlüğü de bu bilgilere o günkü duygularıyla katkı yaptı.  Gün gün anlatmıştı babam, babasının çıkıp da geri gelmediği o günleri.  Sevgül Hanım sayesinde KAYIP BİR HAYATI DEVRALMAK isimli yazı dizisi hazırladım. Babam, dedem, kayıp öykümüz , yitirdiklerimiz ve değişen yolumuzu anlatırken kayıp ailelerinin bir türlü acıları eskitmediği ortak paydasına vardım.  Tüm kayıp aileleri son vedayı yapamadığı için o acıları eskitmemiş, gömememiş, yaralarını kabuklandıramamıştı. Nenem, dedemin yolunu beklemiş, ona Mevlit okutmamış, türlü türlü senaryolarla döneceği günü beklemiş.

Bu acılarla amcalarım öldü, babam öldü, nenem öldü…

Ve bir gün o haber geldiğinde sanki içim boşalmıştı. Babam, babasının yolunu gözleye gözleye, mutlu olmayı kendine haram görmüş, doktorunun dediği gibi “içinde büyük bir acı saklamış”, 42 yaşında ve son rüyasında dedemi görerek bize veda etmişti.  Dedemin kemikleri bulundu, Sevgül Uludağ bizi alıp ara bölgedeki laboratuvara götürdü, orada hayatımda unutamadığım anlar yaşadı. Kaç kişiydik orada, bunu yaşayanlar anlar. Babamın gözleri, babamın kulakları, babamın kalbi de oldum sanki orada. Orada, o odada kaç kişiydik kim bilir? Halam sanki babasını kaybettiği yaşa geri dönmüştü. Babasının kemiklerini okşar mı bir insan? Halam uzanıp dedemin el kemiklerine uzandığında 12 yaşında ona yapamadığı vedayı yaptığını anladım. İçimde kaç kişililik hayatların, hasarlı çocukluğuyla öfke nöbetleri geçti. Bu adada kin, nefret kaç yaşamı bitirmişti. Kaç tane masum insan hayatı mahvolmuştu. O acılar 50-60 yıl sonra canlı duruyordu.

Dedemin kemikleri, başta Sevgül Uludağ’ın katkıları olmak üzere, kayıplar komitesi ile yürütülen çalışmalar sonucu  bulunmuştu.  Çocuklarından ve torunlarından alınan kan örneklerii, bulunan kemiklerle eşleşmiş,  1.70 küsur boyunda, 50 yaşlarında, eğitimi olmadan 3 dil bilen,  köyünden ayrılmamakta direnen, zerzevatlarının altında Larnaka’daki Türk askerine penisilin iğne taşıyan, iyi kalpli olması ile tanınan Halil Desteban elinde alyansı ile 54 yıl yattığı su kanalında bulunmuştu.

Sevgül Uludağ ismi insanları sevdiklerine son vedayı yapması  demek. Adı, kinin,nefretin hasarladığı insanların yaralarına merhem olması demek. Onlarca, yüzlerce, binlerce insanın  acılarını gömmesi, sevdiklerine veda şansı bulması, acılarını eskitmesi demek onun adı. Barışın masalarda olunamayacağını, insan hayatlarında birbirimizi affetmemiz, sevmemiz, yüzleşmemiz için tüm kimliklerden sıyrılarak insan olmamızın yeterli olduğu hatırlatması demek.Kayıp ailelerin acılarını yüklendiğin,  onlar için göz yaşı döktüğüne, bizzat tanık olduğum güzel insan Nobel Barış Ödülü adaylığın bil ki bizi şaşırtmamıştır. Seni tanımak, acıları paylaşmak ve acıları gömmek bizi ortak bir geçmişin iki yoldaşı yaptı. Güzel kalbinin kapıları bize açıldı. O bu ülkenin en güzel barış elçisidir. Nobel Barış Ödülü elbetteki ki onun olmalıdır ancak bu kadar insan yaşamına dokunup onların acılarını gömmesine yardımcı olan bu insan zaten ödüllerin en kutsalını bu amaca hismet ederken vicdan huzuruyla alıyordur.

BU ÜLKEDE GÜZEL ŞEYLER DE OLUYOR

Dünyayı sallayan ve çocuklar tarafından organize edilip gerçekleştirilen iklim için okul grevleri dalgası Kıbrıs’ın kuzeyinde de yankısını buldu.

Gazimağusa Türk Maarif Koleji Çevre Kolu ve Namık Kemal Lisesi Çevre Kolu iklim değişikliğine karşı dikkat çekmek amacıyla okulu asarak yürüyüş gerçekleştird

Çocukların bu hareketi umutlarımızı yeşertmiştir…

 

ANLARSIN

 

Bir gün yola çıktığında anlarsın
Gülümsemelerin ışıltılı yalnızlığını
Duvarlardan indirince fotoğraflarını
Anlarsın,
Gerçeğin çoğul birşey olmadığını

 

Dar ve uzun sokaklardan geçerken
Anlarsın
Adımların tek başınalığını
Şangur şungur vururken yüzler yere
Anlarsın
Dostluğun elastiki birşey olmadığını

 

Her gün biraz daha üşüyünce
Anlarsın
Kışın tek başına soğuk olmadığını
Kısa cümlelerle konuşunca
Anlarsın
Kimsenin kimse için
Vakti olmadığını

 

Bir gün aynaya baktığında anlarsın
Ve işte o gün
Tek bir damla yaş dökmeden
Ağlarsın.

 

 

 

AĞLA!

 

Ağla, onca çaba, onca yarış, onca hırs için
Bulduğun neden ve sonuçlarına
Bak ve gör; bir yağmur damlası kadar
Katkın yok; ne yaprağa, ne buluta, ne yarına
Ağla, çürüyen bir tohum bile daha sadık
Ayağınla ezdiğin şu şahane toprağa

Bu hayatı, bu evreni, bu mükemmel düzeni
Bir solucan, bir kurt, bir tırtıl kadar bile
Sahiplenip, koruyamadığına AĞLA!
Yağmur aldırış etmezse de buna
İnsanlığın tenekeden duyarlılıklari
Böbürlenen suratları için, AĞLA!

Koltuğuna, kürküne, postuna
Sermayene,rantına, tahtına
Apış arasına sıkıştırdığın aşkına
Her gün tecavüz etsen de
Seni bağışlayan doğaya
Teslim ol
ve AĞLA

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı