Köşe Yazarları

Güvenlik konseyi sabırsızlanıyormuş!


Genel Sekreter Guterres, 74’üncü BM Genel Kurulu başlangıcında yaptığı basın toplantısında dikkat çekici bir ifade kullandı.

Genel Sekreter, kendisinin sürecin başlaması gerektiğine kuvvetle inandığını vurgulayarak, tarafların “en azından” Crans Montana’daki çalışmalar temelinde, referans şartlarında uzlaşmalarının zamanı olduğunu söyledi ve “Bu defa farklı olsun” dedi.

Aslında, kendinden öncekilerin söylediklerinden farklı bir şey değil bunlar.

Ancak, son sözleri değişik. “Güvenlik Konseyi’nde bir ilerleme olmaması nedeniyle büyük bir sabırsızlık görüyorum. O nedenle tarafların en azından referans şartlarında bir anlaşmaya varmaları gerektiğini anlamak için çok iyi nedenler olduğuna inanıyorum”.

İşte bu bana ilginç geldi.

Güvenlik Konseyi üyeleri, adada bir çözümün olması için sabırsızlanıyor muymuş?

Tuhaf…

Güvenlik Konseyi’nin ağababalarının, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa’nın çıkarları adada çözümü mü gerektiriyormuş?

Biz bugüne kadar tam tersi olduğunu bilirdik.

Çözümü isteselerdi, en azından Annan Planı referandumu öncesinde güney Kıbrıs’a AB havucunu vermezlerdi.

Hayrola…

Derelerin altından doğal gaz mı aktı ne?

Bence bu yeni bir unsur.

Eğer basmakalıp bir ifade değilse tabii….

Genel Sekreter’in sözleri, anladığımız anlama geliyorsa, gereğini yapmak da Güvenlik Konseyi üyelerinin elinde. İşte Anastasiadis, şimdiden ‘Türkiye sondajdan vazgeçmeze, müzakereler başlamaz’ diye ön şart koyuyor.

Genel Sekreter “süreç” derken, çözüm yolunda sonuç alıcı bir süreci mi kastediyor?

Yoksa “hiç olmazsa referans şartlarında uzlaşın da başımız ağrımasın” manasına geliyorsa, o başka.

Önümüzdeki hafta herkes New York’da olacak.

Genel Sekreter de hepsiyle görüşecek.

İşin aslını ondan sonra öğreneceğiz.

AMAN DİKKAT, ÜRETİMİ BİTİRMEYELİM…

Ekonomi Bakanı Hasan Taçoy, özellikle turistik tesislerin tüketimine bakarak, ülkede bir et üretim açığı olduğunu söylüyor.

Tabii biz de biliyoruz ki bu açık, kaçak yollardan karşılanıyor.

Taçoy şimdi,  “Bunun üzerine benim bir şey inşa etmem lazım. Yasal olması lazım. Hem ülkenin ekonomik değerlerine katma değer katarak, hem de finansal yapıya bakarak bir yere varmak istiyorum. Tarım Bakanlığına ulaştırdım, değerlendirecek” diyor.

Benim anladığım, ithalata izin verilecek.

En azından kaçak yolla gelen, ne idüğü belirsiz etleri yemekten kurtulacağız da, öyle hassas bir yapı kurulmalı ki, üretimi olumsuz etkilemesin.

Türkiye’deki örnek, caydırıcı. Orada ithalat serbest bırakıldığında, üretim fena halde düştü.

Bizim de burada zaten üretim kabiliyetimiz zayıf, bir de ucuz et ithalatıyla, herkes üretmek yerine ithalatı tercih ederse, işimiz zor…

YERİN KULAĞI VAR

UBP İÇİNDE KRİZ BÜYÜYOR:

Ersin Tatar’ın önce parti başkanı, ardından başbakanlık koltuğuna oturmasını hazmedemeyenler ve onu ordan indirmek için her yolu deneyecek olanlar olduğunu çok yazdım bu sayfada. Ve ancak 3 ayı dolduran hükümete yönelik tepkiler parti içinde başladı bile. Özellikle milletvekillerinin Özersay’ın, “UBP’yi ve Tatar’ı teslim aldığı” yönündeki suçlamaları yabana atılır cinsten değil. Buna bir de hükümetin 3 aydır elle tutulur bir icraatının olmaması eklenince Tatar’a karşı tepkiler doğal olarak ardı ardına gelmeye başladı…

 İKİ UCU ….. DEĞNEK:

UBP’de Tatar ve hükümete yönelik tepkiler, daha öncü depremler. Esas fırtına, UBP’nin cumhurbaşkan adayını belirleme sırasında atacağı adımdan sonra başlayacak. Baksanıza onca partili aday dururken, ısrarla parti dışından bir adayı empoze etmeye çalışıyorlar. Daha bir aday üstünde konsensus sağlayamadılar ama, daha bir yıl önce “onlarla kahve bile içmem” diyen Özersay’ı partililere “adayımız” diye empoze etmeye kalkarlarsa, sandıkta en büyük darbeyi yine kendi üyelerinden yerler. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin UBP açısından çok ilginç geçeceğini şimdiden görebiliyoruz…

 AL DA BOZDUR:

Bu Anastasiadis’i anlamak gerçekten güç. Daha birkaç gün önce “Müzakerelerin yeniden başlaması için hazırız” masajı verdi ama New York ziyateri öncesi bu kez müzakarelerin başlaması için yeni şartlar ileri sürdü. Ne diyor bay Nikos, “müzakerelerin yeniden başlaması için Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesi içerisindeki faaliyetlerinin ve Maraş’ın iskâna açılması tehdidinin de durması gerek” … Bu adamın ve partisinin Annan Planına zamanında nasıl “evet” dediğini hala aklım almıyor…

 GÜNEYDEN DE ALGI OPERASYONU:

Rum basınında KKTC cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yorumları ihtiyatla okumak lazım. “Ankara falanı destekler, biz Akıncı’yı destekleyelim” havasındalar. Mustafa Akıncı, bu propagandaya malzeme olmayı hak etmiyor bence. Sanki Anastasiadis’in her dediğine ‘evet’ dermiş gibi bir hava yaratılıyor. Anastasiadis de zaman zaman benzer şeyler söylüyor. Açık söylemese de “adayımız Akıncı” demeye getiriyor. Bu birincisi. İkincisi, Kıbrıs Türk halkını bölme  ve provokasyon. Niyetleri gerçekten çözüm olsa, bu kışkırtmayı yapmazlar. Algı operasyonlarına dikkat…

GARANTÖRLÜĞÜ BIRAKMAYA HAZIR:

İngiliz Yüksek Komiseri Lillie; İngilterenin müzakere sürecini ve BM kararları temelinde iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü desteklediklerini söyleyerek, tarafların anlaşması halinde Garanti Anlaşmasının feshine karşı çıkmayacaklarını açıkladı. Yeni bir şey değil. Zirvelerde de bunu ortaya koymuşlardı. Öyle bir havaları var ki, sanki kendileri vazgeçince iş bitecek.

YA ARALIK’TAN SONRA:

Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, petrolün dünya piyasalarındaki yükselişine rağmen Aralık ayına kadar elektrik fiyatlarında bir zam olmayacağını açıkladı. Açıklamayı tersten okursanız, Aralık ayından sonra zam yapacağız demektir. Yani iki ay daha rahat olun Aralık’ta Allah kerim diyor Taçoy…

 ZİRVEDEKİLER

Dr. Özlem Gürkut (Tabipleri Birliği Başkanı): “Sağlıkta bir planlama yapılabilmesi için elinizde öncelikle nüfusla ilgili sağlıklı ve güncel bilgilerin olması gerekir. Bu bilgiler ışığında kaç hastaneye kaç hekime ne kadar yatağa ve ne kadar ilaca ihtiyaç duyacağınızı hesaplar ve ona göre planlamanızı yaparsınız. Biz bu bilgilere doğru olarak ulaşamadığımız için maalesef gerekli planlamayı yapamıyoruz. 2019 yılı için ayrılan ilaç bütçemiz yılın ortasında tükendi. Bu kadar küçük bir toplumda bu planlamaların hala yapılamıyor olması sadece sağlıkta değil eğitimde de ulaşımda da hayatın her alanında da kaosların yaşanmasına sebep olmaktadır”…

 DİPTEKİLER

Devlette Böyle Kavga Mı Olur?: Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Kamil Kayral’ın öğretmen sınavlarını kendisine olan şahsi kastı nedeniyle geciktirdiğini iddia etti ve “nedenini açıklamazsa ben başka şeyler açıklayacağım” dedi. Oysa Kamil Kayral, Bakanlığa 2 Temmuz’da bir yazı göndermiş, 1 Temmuz’a kadar göndermedikleri öğretmen ihtiyaçları için 15 gün süre tanımış. Anlaşılan yanıtlar gecikmiş, doğal olarak da sınavlar. Ortada bir başarısızlık var. Suçu, siyaset üstü anayasal bir kurum olan KHK’na atmak hem kolaycılık, hem de uygunsuz. Kamil Kayral, Levent Özadam’a gönderdiği o yazıları tüm basına dağıtsın bence…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı