Köşe Yazarları

GUTERRES AÇILAMASI SEÇİM SÜRECİNE BOMBA GİBİ DÜŞTÜ

Mehmet Moreket yazdı






BM Genel Sekreteri Guterres aslında yıllık Genel Kurul öncesi, rutin açıklamasını yaptı. Gündemindeki konuları bir bir sıraladı. Kıbrıs da bunların arasında olduğu için, daha önceden bilineni tekrarladı ve seçimlerden sonra 5’li konferans çağıracağını duyurdu.…

Aslında hazırlıkları, 2019’da başlamış, liderler Kasım ayında Berlin’de Genel Sekreter’le bir araya gelmişlerdi. Orada yapılan açıklamada en önemli husus, siyasi eşitliğe vurgu yapılması, sürecin sonuç odaklı olacağının söylenmesiydi… Bahardan sonra da önce gayrı resmi sonra da resmi olarak konferansın toplanmasından söz ediliyordu. Gerek Türkiye’nin “ben yokum” anlamına gelen açıklamaları, gerekse Anastasiadis’in Doğu Akdeniz macerasına dalıp, temel parametreler aleyhine açıklamalar yapması, çözümün şekline dair her gün farklı şeyler söylemesi, ilerlemeyi engelledi…

Guterres’in son açıklamasından sonra Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, önce gayrı resmi bir toplantı ile “ne görüşüleceğinin” belirlenmesi ve fakat 5’li konferansın yapılması gerektiğini söyledi. “federasyon ölmüştür, gömülmüştür” lobisi bu açıklamayı eleştirdi…

Yeni durum, Kıbrıs Türk tarafında, siyasi pozisyonlara göre yanıt buldu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Çözüm irademizi sergilemekte kararlılıkla devam ediyoruz” şeklinde her kelimesi anlamlı bir yorum yaptı.

Tufan Erhürman, “o güne hazır olacağız” derken, Serdar Denktaş açıklamayı selamladı…

Ersin Tatar, ilginç bir şekilde, Genel Sekreter’in açıklamasını derhal seçimlere indirgedi ve “Açıklamayı Akıncı’ya destek noktasına çekmeye çalışanlar var” dedi. “Federasyon bizim çözüm modelimiz olmamalı” diye de kestirip attı…

Anastasiadis’in görüşünü Rum Hükümet Sözcüsü Sentonas dile getirdi. Genel Sekreter’in 5’li konferansa ilişkin sözlerinin memnuniyetle karşılandığını söyledi, ama bundan önce Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hareketlerinin ve Maraş konusundaki “tehditlerin” sonlanması gerektiği gibi de bir şart ekledi.

Daha 5’li konferans lafı ortaya atılır atılmaz ortaya çıkan manzara bu. Tutumlar bu… Adaylar seçim sürecinde Kıbrıs konusuna çok da yakın durmadılar ama, Genel Sekreter konuşmasıyla seçimin içine bomba gibi düşüverdi.

Yine cumhurbaşkan adaylarından sadece Tufan Erhürman’ın açıkça söylediği gibi, eğer yeni bir süreç başlayacaksa, bunun içinde Doğu Akdeniz ve gaz konusu da olacak. Önemli olan bunun nasıl formüle edileceği. Kıbrıs Türklerinin haklarını baştan yok farz eden bir tarafla hangi yönetim paylaşımını, hangi siyasi eşitliği, hangi garantiler konusunu konuşabilirsiniz ki?

Önümüzdeki günlerde konu daha da tartışılacak. Umarım iç politik kaygılarla, haklıyken haksız duruma düşmeyiz…


YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMETİN ÖMRÜ: Salgın konusunda aldıkları ve yap boz tahtasına çevirdikleri kararlarla toplumun tepkisini çeken ve istifaları istenen UBP-HP hükümetinin ömrü cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar. Kim seçilirse seçilsin bu hükümet bozulmaya mahkum. Zaten her iki taraf da buna çoktan hazır. Bu salgın ortamı olmasaydı çoktan nikahı bozacaklardı. Bakanlar Kurulunda yaşananlar bunun habercisiydi. Onun için yeni dönemde yeni bir hükümet ve erken bir seçime hazır olun…

NİYE KORKUYORSUN O ZAMAN: UBP’nin cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, BM Genel Sekreteri Guterres’in açıklamasının, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya destek olarak yapıldığı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını iddia etti. Farz edelim öyle, sen niye korkuyorsun ki? Gezici’ye yaptırdığınız anketlerde maşallah aldın başını gidiyorsun. İkinci turda işi bitiriyorsun, hatta bir anket daha yaptırsan seni ilk turdan cumhurbaşkanı ilan edecek. Durum bu iken Guterres açıklamalarıyla Akıncı’ya destek verse ne olacak…

TATAR VE ARIKLI’YA ÇAĞRIMDIR: Cenk Mutluyakalı yazdı köşesinde; “Hadi, Birleşmiş Milletler’in Genel Kurulu’nda Başkan şimdi bir Türk! ‘İki ayrı devlet’ dediğinize göre…O ayrı devlet tanınacak demektir. Samimiyseniz eğer çağrı yapınız da başkan gündeme alsın hemen! Et deyiniz, tırnak yeyiniz hadi! ‘KKTC’nin tanınmasını istiyoruz’ deyiniz. Öyle ‘iki ayrı devlet’ gibi anket sorularıyla algı yönetmeyiniz”… Ben de Tatar ve Arıklı’ya çağrıda bulunuyorum. Hazır Genel Kurul’a bir Türk başkanlık ederken bu hayallerinizi gerçekleştirmenin tam zamanı. Eğer bu “iki ayrı devlet” konusunda ciddiyseniz hiç durmayın…

HANGİ VERİYLE: UBP milletvekili İzlem Gürçağ “Vakalarda aşağı inen bir grafik var” diyor. Neye dayanarak söylüyor anlayamadım. Günlük otuz küsur vakadan yirmilere inmesi mi? Hem de ülkeye girişler kısıtlanmışken…. Tespit edilemeyen yerel bulaşın tehlikeli boyutlarda olduğunu söylüyor doktorlar.  Her gün başka bir işyerinden vaka haberi geliyor… Karantinalar, hastane doldu taştı. Bizi asıl mahveden ne oldu biliyor musunuz? Çözemediğin sorunları, önemsiz gösterme kolaycılığı.

BU KADAR MÜJDE ÇOK:  Sağlığımın bakanı Pilli müjde üstüne müjde veriyor. Hani hemşire ve doktorların kapısı olmadığı için pencereden girip hastaları muayene ettikleri bölüm vardı ya. İşte oraya iki kapı yetmemiş, üçüncü kapının da bugün takılacağı müjdesini verdi. Herhalde Başbakan’la birlikte canlı yayında kapının kurdelesini kesip hizmete açarlar. Toplum olarak bu kadar çok müjdeyi kaldırmakta zorlanıyoruz. Ama içimizdeki bazı fesatlar her gün Pilli’nin istifasını istemekten vaz geçmiyor. Size yaranmak için daha ne yapsın…

POZİTİF VAKALAR EVLERİNDE: Pozitif vakalar, karantina yapacak yer kalmayınca evlerine yollanmışlar. Ne büyük bir tehlike. Yine yanlış yapılıyor. İnsanlar sosyal medyadan isim adres vererek, bu pozitiflerin sokaklarda gezdiklerini yazıyorlar. En azından henüz pozitif çıkmamış temaslıları testlerini yapıp evde karantinaya çıkartsalar, yerlerine kesin pozitif olanları koysalar. Ya da birkaç otelle daha anlaşsalar. Olacak gibi değil. Virüs taşıyıcıları göz göre göre sokağa salınmış durumda. Böyle bir uygulamayla yayılmayı önler misiniz, yoksa artırır mısınız?


Evrensel hasta Hakları Derneği

FOTO GÜNDEM: Pandemiyle mücadele eden hekimler yalvarıyor, covid pozitif tedavisi görüp, sağlığına kavuşanlardan plazma bağışı istiyorlar. Verilecek plazma, tedavi görenlerde bağışıklık yaratmak için elzem, can kurtarıyor. Bakanlık, hastaları taburcu ederken, neden bu talebi yapmadı? O ayrı konu. Hasta Hakları Derneği de aynı çağrıyı yapıyor. “Yakınlarım olursa onlara veririm” diyenler olsa da, Dr. Gülsen Bozkurt, akrabalarda kullanımın tıbben uygun olmadığını söylüyor. Ancak bu bir vicdan işi, gönüllülük işi. Neden insanlar uzak duruyor anlamak mümkün değil. Bu kadar mı bozulduk?

 








Başa dön tuşu