Kategorisiz

Gurur verici bir gelişme

Sürekli düşündüğümüz ve yazdığımız bir şey var….

“Etrafımız yangın yeri… Türkiye’nin Güney’inde süren savaş, Güney Kıbrıs’ın Akdeniz’de kendince belirlediği sınırlar, yaptığı ittifaklar ve dayatmayla sürdürmeye çalıştığı sondajlar, aslında Ortadoğu’da bir kez daha halklarının kendi iradesi dışında şekillenen güç paylaşımları, ABD-AB kavgasının bölgeye yansıması… Tüm bu senaryoların içinde Kıbrıs var. Ve biz bu yangının ortasında olmamıza rağmen, söz hakkımız yok”…

Defalarca bu görüşümü üzülerek dile getirmişimdir.

Ancak şu son gelişme, hepimizi şaşırttı, sevindirdi…

Konu, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın, bizzat İtalya Dışişleri Bakanlığı ile yapılan temaslar sonucu İtalya’ya gitmesi ve enerji konusunda Kıbrıs Türk tarafının görüşünü birinci elden duyurması.

Kendisinin deyimiyle, “caydırıcı bir diplomasi” yürütülmesi…

Kim ne derse desin, bu gelişmede Türkiye’nin dik duruşunun payı büyük.

Temas talepleri kendilerine geldiğinde, “muhatabınız KKTC’dir” deniyor ve İtalyanlar da mecburen bu teması kuruyor…

Doğan Haber Ajansı’na sızdırılmış olmasına yerel basın olarak biraz bozulsak da, haber güzel…

Dışişleri Bakanımız İtalya’da, Rumların uluslararası kurallara aykırı sözde münhasır ekonomik bölgede, sondaj hakkını ihale ettikleri ENI şirketinin yetkilileriyle de görüşüyor. Malum ENI’nin gemisi haftalardır bölgede, ama Türkiye’nin tutumu nedeniyle sondaja başlayamıyor.

Geçen gün Cyprus Mail’in analizini aktarmıştım. Rumlar gelinen durumdan Anastasiadis’i suçluyor…

Sadece gaz konusundaki ısrarından değil, taa Crans Montana’da çözümden kaçmasından dolayı da…

Ve uluslararası aktörlerin kendilerini desteklemediği ortaya çıktığı için şaşkın durumdalar.

Sıkışan Anastasiadis’in sertlik politikasını akıl ve mantık dışı uygulamalarla sürdüreceği anlaşılıyor. Baksanıza Ulusal Konsey’inde, sınır kapılarını kapatmayı, Kıbrıs Türk siyasilerin “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportlarının iptalini bile ortaya atmış da AKEL ve DİSİ liderleri karşı çıkmışlar.

Müzakerelere, doğal gaz konusunu karıştırmadığı halde, şimdi kalkmış, “Türkiye ihlalleri kaldırsın, masaya dönelim” demekte…

Yani çılgınlık bu derece…

Diyeceğim o ki, sanırım son yıllarda Türk tarafının diplomasi alanında kazandığı tek zafer bu…

Her şey bitmiş sayılmasa da, şu aşama bile yeteri kadar büyük bir adım.

Herkes kendilerine masayı işaret ediyor. Doğal gaza ancak çözümden sonra iki toplumun birlikte sahip olabileceğini söylüyor.

Rum Dışişleri Bakanı Kasulides’in “ABD Türkiye’ye yaptırım uygulamayacağını bize söylemişti, şimdi İngilizler de bunu izleyecek” sözleri, perişanlığın ifadesi.

Eski Başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer de sosyal medyada aynen benim düşündüğüm gibi bir ifade kullanarak şöyle dedi:

“ENI CEO’sunun ‘Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan, İtalya, Fransa, AB ile görüşüyoruz’ demeci üzerine, ‘acı ki biz yokuz. Bunu değiştirmek gerekiyor’ yazmıştım.  Sayın Özersay’ın ziyareti iyi bir adım. Hükümeti kutlarım. Sarayönü demeçleri yerine, akıl dolu temas”…

Dışişleri Bakanı’nın yaklaşımı da bir o kadar mantıklı, anlaşılır ve barışçı…

Diyor ki; “Biz bu sular ısınsın değil, soğusun diye diplomatik girişim yaptık. Gerginlik üzerinden kazanacak çok birşey yok”…

Bugüne kadar “biz bu işin neresindeyiz, figüran bile değiliz” diyen bizlere, şimdi gurur duymak düşüyor.

Tabii dikkati, temkini, dik duruşu elden bırakmadan, rehavete kapılmadan, aynı kararlı diplomasiyi sürdürerek….

 [divide color=”#”]

YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMET AÇIKLAMA YAPMALI:

Bertan Zaroğlu’nun vatandaşlık konusu evkafın su meselesine benzedi resmen. Hükümet üyeleri bu konuda hemfikir değil. Birisi “iptal edilebilir” derken, bir diğeri, “iptal edilemez” diyor. Memleket bu konuda resmen ikiye bölündü. Susarak bu konunun unutulacağını sanmamak lazım. Çünkü tartışılmasından yarar umanlar da var. Resmi bir tutumla bu konuya son noktayı koysalar da herkes rahat etse…

 

EROĞLU AÇIKLAMALI:

YDP milletvekili Bertan Zaroğlu’nun Derviş Eroğlu’nun başbakanlığı döneminde Bakanlar Kurulu kararıyle vatandaş yapıldığını artık herkes biliyor. Kamuoyunda günlerdir tartışılan bu konunun muhataplarından birisi olan Eroğlu’nun, Zaroğlu’nu vatandaş yapma “gerekcesini” de açıklaması gerekmez mi sizce de. Ülkeye yatırım mı yapmış, sanat, kültür alanında başarıları mı varmış, yoksa spor alanında mı sivrilmiş. Zaroğlu’ndan çok, Eroğlu’nun kamuoyuna bir açıklama borcu var sanırım…

 

ARTER’E KARŞI ULAŞ GÖKÇE Mİ?:

Yerel seçimlerin yaklaştığı bu günlerde, partilerin aday belirleme çalışmaları da hız kazandı. UBP’de, mevcut başkanların yeniden aday gösterileceği, koalisyon partilerinde ise “ortak aday” eğilimi var. Mağusa Belediye Başkanlığı için Arter’e karşı, Ulaş Gökçe ismi kamuoyunda öne çıkıyor. Akademisyen olan Ulaş Gökçe Mağusa’da sevilen birisi. Özellikle “ortak aday” çıkması veya sol partilerin desteği halinde, şansının yüksek olduu Mağusa’da ciddi ciddi tartışılıyor…

 

İŞTE BUDUR:

LTB Başkanı Mehmet Harmancı, 2016’nın  8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde aldıkları bir kararı duyurmuş, kent sınırları içindeki gece kulüplerinin işletme izinleri bittiğinde uzatmayacağını, doğrudan kapatacağını, işletmelere bunu bildirdiğini söylemişti. Biz de “keşke” demiştik. Konu mahkemede süründüğü için bir gecikme olsa da, sonuçta 4 tanesi kapatılmış.  Belediye, devletin gece kulüplerinde “seks işçiliği” yapıldığını kabul ederek, buna göre yasal düzenleme yapmasını istemişti. Ancak devletten bu yönde herhangi bir hareket gelmediğini de not etmek lazım…

 

NİKO ÇILDIRDI:

Dünyadan beklediği desteği göremeyen Anastasiadis, kendi devletinin yasalarını da ihlal etmeye kalkmış, 1960 Cumhuriyeti’nden kazanılmış hakkı olanların kimliklerini ellerinden almayı önermiş. Bence denesin. Önce şu destek aradığı dünya kendine gülecek. Şimdi onu “çözüm yanlısı” olarak gören ve onun için oy veren Kıbrıslı Rumları dinlemek isterdim. “Ellerimiz kırılsaydı” diyorlar herhalde…

 

BM DEVREDE: Birleşmiş Milletler’in yeni bir müzakere süreci çabası dikkat çekiyor. Ama hiç olmazsa bu kez BM, göstermelik değil, adam gibi bir iş yapsın. Adada yaşanan gerginliklerin nereye varacağı bilinmez. BM’nin görevi de muhtemel çatışmaları önlemek olduğuna göre, şimdi bugünün parametreleriyle yeni bir masayı gündemine almalı. Eski hamam eski tas ise, bir işe yaramaz.

 

 [divide color=”#”]

 

ZİRVEDEKİLER

Tacan Reynar (Kıbemli Yargıç): “Vatandaşlar eylem ve gösteri yapabilir. Ama silahlı ya da şiddet içeren eyleme dönmemeli. Sanıklar Demokrasinin gücünü ihlal etti, ayaklandı, mülke tecavüz etti. Demokratik bir ülkede cezayı mahkeme verir. Şiddet hak ile aranmaz. KKTC’de yaşayan herkes, bu ülkenin yasalarına saygı duymalı. Bu ülkede kimse medyada yazılanlara katılmak zorunda değildir, yazılanlardan rahatsızlık duyan varsa hukuk yoluna başvurabilir. Dehşet saçarak gazete tabelaları sökülerek hak aranmaz”…

 

DİPTEKİLER

Bir De Tehdit: Rum Dışişleri Bakanı Kasoulides, Türkiye’nin NAVTEX’ini uzatmasıyla ilgili olarak;“Sorun basitçe Kıbrıs ve Türkiye arasında bir sorun değildir. Bu durumun sonuçlarının sadece Türkiye’ye değil Kıbrıslı Türklere de dokunacak” diyerek Kıbrıslı Türklere de aba altından sopa gösteriyor. AB üyesi Kıbrıslı Rumun insan hakları ve siyaset anlayışı da bu..

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı