Güney’den İlginç Bir Analiz…

21 Mayıs 2018 Pazartesi | 09:02
Köş, Moreket

Cyprus Mail’de George Koumoullis, “Statüko neden seçenek değildir” başlıklı yazısında, güney Kıbrıs’ta “iki devletliliği”, “statükonun devamını”, “çözümsüzlüğü” savunan kesimleri deşifre ediyor, mevcut durumun kalıcılaşmasının getireceği tehlikeleri biraz da abartarak sıralıyor…

Kendisi bir çözüm yanlısı olan Koumoullis, biraz da halkın dikkatini çekmek için abartmış görünse de, söyledikleri arasında ilginç şeyler var…

En başta, adanın bu duruma gelmesinde payı olan Kilisenin, din işlerine dönmesi, “iki devletli çözüm” propagandasından vazgeçmesi gerektiğini söylüyor.

Biz burada güneyden doğru dürüst bilgi alamaz hale geldiğimiz için, eskisi kadar iç tartışmalarına vakıf değiliz ne yazık ki.

Yazar, diğer yandan, “merkez” partilerin tabanlarında da artık, çözümsüzlük görüşünün ağır bastığını vurguluyor.

Kendisine göre, en büyük tehlike, kuzeydeki nüfus artışı. 1974’deki 3500 kişi olan Girne nüfusunun bugün 12 kat artıp, 42 bine çıktığını söylüyor ve böyle giderse, 2062’de Girne’nin nüfusunun 500 bin, Kıbrıslı olmayan nüfusun da genelde 2 milyona çıkacağını iddia ediyor.

Böyle bir durumda, BM Barış Gücü’nün de çekilmesi halinde 200 km’lik sınırlarını kimin koruyacağını, en ufak bir çatışmada neler olabileceğini soruyor, böyle bir senaryonun güneyin turizmini de ekonomisini de bitirebileceğini sıralıyor. Doğal gaz geliriyle savunmayı güçlendirme iddialarına karşılık da, artık Kıbrıslı Rum uzmanların da, çözüm olmadan doğal gaz çıkarılamayacağını anladıklarını ekliyor…

Sonuçta da, statükonun devamının mükemmel olacağını savunan politikacıların başka bir dünyada yaşadıklarını belirtiyor ve “Sürekli hatalar yapanların söylediklerine şimdi kim inanır” diyor…

Son dönemde, özellikle de Anastasiadis-Akıncı süreçlerinden itibaren, bizzat Anastasiadis’in tavırlarından, güneyde artık çözümsüzlük fikrinin giderek yaygınlaştığını anlamaktaydık.

Bir anlaşmanın eşiğine gelindiği halde Anastasiadis’in çark etmesinden belliydi. Anlaşılan bu görüş giderek yaygınlaşmış. Hatta artık Rum halkı arasında bir bölünmeye varmış.

Hem de kapılar açık olduğu, iletişimin en üst düzeyde bulunduğu bir dönemde.

İlginç değil mi..?

Kuzeydeki gidişatı da bu tabloya eklersek, gidilecek köyün minareleri göründü gibi…

Okur Uyarıyor

Sn. Moreket Merhaba;

Bugün (Cuma) Havadis’teki sayfanızda Güzelyurt Belediye Başkanı’na “Güzelyurt’luyu deniz ile buluşturma” vaadine yönelik yaptığınız göndermeyle ilgili yazınızı okuyunca ben de Başkan’la ilgili bazı gerçekleri sizlerle paylaşma ihityacını duydum…

Güzelyurtlular denizle buluşma vaadine alışıktır. Çünkü gelmiş geçmiş tüm Belediye Başkan adayları ve hatta Başkanlarının, her seçim döneminde programlarına aldıkları bir konu. Diğerlerinden farklı olarak Mahmut beyin özelliği, ODTÜ’den başlayıp sahil şeridini takip edip Doğancı kavşağında sona erecek çift şeritli yol yapımını ve o bölgenin turizm yatırımları ile iskana açılmasını engelleyen tek Belediye Başkanı olmasıdır. 2008’de dönemin İçişleri Bakanlığı tarafından proje başlatılmış, 5-6 Km’lik çift şerit yolun stabilitesi dökülmüş, Güzelyurt’tan göçü durdurmak için şehit çocuklarına ve gençlere yönelik 500 konutluk bir proje başlatılmıştı. Arsa parselasyonları yapılmış, bölgeye su ve elektrik götürülmüş, 120 kadar gence arsaları dağıtılmış, üçer bin sterlinlik katkı payı vatandaştan alınmıştı. Hükümet değişir değişmez Mahmut bey bu gençlere inşaat izni vermemiş, aynı zamanda denize ulaşacak yol inşaatının durdurulması için büyük çaba sarfetmişti.

Bunları bilen Güzelyurtlular Mahmut beyin bu vaatlerinee yalnızca gülümseyip geçer…

Saygılar iyi çalışmalar… (ismi mahfuz)

 Yerin Kulağı Var

Hükümet Neyi Bekliyor:

Kooperatif Merkez Bankası’na bağlı Şeker Sigorta yönetimi ile ilgili ciddi duyumlar alıyoruz. Üç aydır iktidarda olan dörtlü koalisyon hükümeti ise, işleri yavaştan alarak bu iddialara adeta ortak oluyor. DP’nin önemli bir isminin Yönetim Kurulu Başkanlığına atanacağı bilgilerinin de geldiği bu günlerde, seçim yasakları biter bitmez hükümetin acilen atamaları yaparak buraya bir el atması ve incelemeye alması gerekecek sanırım…

Gayet Normal:

Kıbrıs gazetesinin haberine göre, bazı otel sahipleri Mağusa’da çok sayıda kaçak konuk evi  ve apartman dairesi bulunduğunu iddia etti. Bence gayet normal. Bu kadar çok kaçağın bulunduğu bir ülkede, kaçak yatıevlerinin bulunmasına hayret etmemeliyiz. Öncelik, bu kaçak evleri kapatmak değil, ülkede kaçak olarak bulunmayı önlemek olmalı…

Söyleyene Bak:

Rum Yönetimi eski başkanlarından Dimitris Hristofyas, “Bizim tarafta, Guterres Çerçevesi’nin ne olduğuna dair çeşitli kurnazlıklarla ifade edilen bir isteksizlik var” değerlendirmesinde bulunarak Anastasiadis’i suçlamış. İyi de 2004 yılındaki Annan planı referandumunda kendi halkına “hayır” çağrısı yapan, yakalanan en önemli fırsatı eliyle iten kendisi değil miydi..? O nasıl bir kurnazlıktı?

Muhtarlıklar Da İlginç:

Belediye Başkanlıklarına daldık, muhtarlıkları unuttuk. Her ne kadar partisiz olmaları gerekse de, muhtar adaylarının partisel temelleri devam ediyor. Başka bir deyişle, partilerden aldıkları destekler devam ediyor. Öğrendiğimize göre, bazı partilerin aynen belediye başkan adaylıklarında olduğu gibi, muhtarlıklarda da aynı bölgeden birden fazla gizli adayları  var. Yıllarca belli bir partiden muhtar seçilenlerin karşısına, aynı partinin bölge örgütünün desteklediği başka adaylar çıkıyor. Aslında birileri oturup partilerdeki bu çözülmeyi incelemeye almalı…

Yolun Etkisi Ne Kadar Ki:

Her kazadan sonra, yollardan şikayet edilir. “Bu yollar kazaya davetiye çıkarıyor” sözleri havada uçuşur. Yok, değil bence. Son yaşanan kazalara bir bir baktım, hepsinde de sürücü hatası var. Hata da değil, sanki bile bile… Yolun karşı şeridine geçip, karşıdan gelenle burun buruna çarpışmalar. Yani her yolu da otoban yapamazsınız ki. İnsanların trafik bilinciyle ilgili sorun var, başka bir şey değil…

Yazık Oldu:

Fikstür aylarca önceden belliyken; Türkiye’de lig şampiyonunun belli olacağı, insanların tv ekranlarına kilitlendiği bir gecede siz eğer önlemini almaz ve aynı gece, aynı saatte dünya yıldızlarını sahaya çıkarırsanız, sonunun hüsran olacağını bilmeliydiniz. Birçoğu futbolu bırakmış ama, bir dönem herkesin hayranlıkla izlediği futbolcuları yanlış bir zamanda sahaya sürerseniz, hem boş türibinlere oynatır, merak edip maça gelecek birçok kişiyi de bundan mahrum etmiş olursunuz. Hepsi bir tarafa, gelen yabancı oyunculara da rezil olursunuz. Bu organizasyonu kim yaptıysa hem kendine, hem de gelen yıldız oyunculara yazık etmiş…

Zirvedekiler

Cenk Uzunoğlu: “Dünyada genel kabul görmüş kuraldır, ölçmediğin ya da ölçemediğin şeyi iyileştirmezsin. Diğer genel kabul görmüş kural da, yapılana kadar imkânsız gibi gözüken projeler ve adımlar hayata geçirildikçe değişimin piknik ateşi yanar ve tabana yayılmasını sağlar”…

 Diptekiler

Kamerayla Olmuyor: Hükümet, yollara 130 hız kamerası daha takma kararı almış. Belli ki bu kameralarla trafik kazalarını önlemeyi hedefliyor. Ama trafik kazalarındaki artış, çözümün kamera takmak olmadığını söylüyor. Kameraları devletin kasasına milyonlar aktarmak için takıyorsanız bunu anlarım ama, trafik sorununu çözmek için takıyorsanız, kameralara rağmen bu yılın ilk beş ayında tarfiğe 12 can verdiğimizi hatırlatmakta fayda var sanırım…