Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Görev İçişleri Bakanlığı’nın…

Bundan 2 yıl önce, Ekim 2016’da Türkiye ile KKTC, asayiş konularında giderek artan sorunları, çağdaş yöntemlerle çözme, suç oranını azaltma adına “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi” kurulması için anlaşmaya varıyorlar…

Teknik heyetler ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gelip inceleme yapıyor…

Daha sonra Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ konuya ilgi gösteriyor, 2017’nin Eylül’ünde nihayet protokol imzalanıyor…

O Protokol geçtiğimiz gün TBMM’den onay aldı…

Yapılacak şey belli. 52 milyonluk projeyle, belirlenen 169 noktaya MOBESE kameraları yerleştirilecek.

Türkiye’de MOBESE’ler ilk olarak İstanbul’da kullanılmaya başlandı. Takıldıktan hemen sonra, suç oranlarında yüzde 60 düşüş yaşandığı açıklandı. Gasp olaylarından tutun da, faillerin takibinden, çalıntı araçların bulunmasına kadar her alanda bir takip ve caydırıcılık özelliği var. Ayrıca emniyet güçlerinin de işini kolaylaştırıyor. Suç oranı azaldığı gibi, daha az polisle, daha kısa sürede suçluların yakalanması sağlanıyor.

Protokol ayrıca, sınır kapılarında güvenlik artırıcı çalışmalar yapılmasını öngörüyor.

Bu da, KKTC-Türkiye arasında seyahat edenlerin kimlik bilgilerinin, online bir şekilde ortak kullanımı.

Kapıya gelen adamın sabıkası, kaçak olup olmadığı, daha bir çok şey bir tıklamayla ortaya çıkacak.

Her ikisi de en büyük sorunlarımızdan olan asayiş konusuna neşter vuracak.

Protokol güzel. Normalde, finansmanı, teknik desteği hazır olan böyle bir protokolun imzalanmasının ardından KKTC tarafı da  elini çabuk tutup, kendine düşeni yerine getirmeliydi değil mi?

Ama öyle olmamış. Dün Türkiye kaynaklarından gelen haberlerde, hala “KKTC tarafının konuya ilişkin yasal düzenleme yapacağı”ndan bahsediliyordu.

Yani aradan bunca zaman geçmiş, asayiş, güvenlik meseleleri dayanılmaz hale gelmiş, ama geçmiş hükümet bir yasal düzenlemeyi yapıp getirememiş mi?

Aslında daha da evveli var.

Protokolun imzalanmasından bir kaç yıl önce, asayiş konularından en az bizim kadar endişe eden adadaki bir Türkiye yetkilisi, bana MOBESE’ler için parayı hazırladıklarını, KKTC hükümetinden proje istediklerini söylemişti. Ben de  o zaman bunu yazmıştım.

Yıllar geçti, kimse üstünde durmadı, KKTC sokakları daha da güvenliksiz, korkutucu hale geldi.

Nihayet 2016’da karar verildi, ama onun üstünden de 2 yıl geçti.

Hatta geçen 21 Kasım itibarıyla MOBESE’lerin takılmaya başlanacağı haberleri de çıkmıştı ama onun da devamını duyamadık…

Şimdi görev yeni İçişleri Bakanı’nın önünde. Eminim Bakan Ayşegül Baybars da bir hukukçu olarak bu ihtiyacın bilincindedir…

O zaman ne eksiğimiz, üstümüze düşen ne varsa bir an önce düğmeye basmalı, çalışmaları sonlandırmalı…


 

YERİN KULAĞI VAR

BM FARKINDA MI ACABA:

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar, iki liderle müzakerelerin nasıl ileriye götürülebileceğini konuşuyor. Ancak bu sefer iş çok ciddi. Görevleri “Haydi yeni bir süreç başlatalım” demekle bitmiyor. Ortada uluslararası hukuk ihlali var. Bu sebepten de adanın etrafında  krize sebep olabilecek bir çatışma potansiyeli mevcut. Çözümü de, Kıbrıs’ta çözüm. Geçmişte olduğu gibi yan çizen, dayatma yapan tarafı görmezden gelemezler. Gerçekçi ve adil olmak zorundalar. Aksi taktirde, sonucundan kendileri de mesul olacaklar…

 

HİYERARŞİ BOZULUYOR:

Bu müşavir yaratmama adına yapılan uygulamaların, kamunun iç işleyişi bakımından bir sakıncası var bence. Yani sırf müşavir yaratılmasın diye, sadece eski müşavirler Müdür, Müsteşar yapılırsa, alttan gelenlerin hiç şansı olmayacak demektir. ‘Sen benimkini at, ben seninkini’ diyerek gidemez bu iş. Alltan gelen, yükselmeye hak kazanan, değerli, iş bilen, kalifiye memurlar, müşavirler emekli olup tükenene kadar atanamayacaklar mı? Neyse o yasal düzenleme, bir an önce çıkmalı ki, memurun da önü açılsın…

 

İNSAN BİRAZ UTANIR:

Değirmenlik-Girne anayolunda meydana gelen kazanın ardından muhalefet Tolga Atakan’ın istifasını istemiş. Yahu sizin döneminizde yollar kan gölüne dönmüştü, yanlış işlerle tam bir trafik keşmekeşine neden olmuştunuz. Hiçbiriniz o günlerde sorumluluk alııp da istifa etmeyi bile düşünmemişken, şimdi 15 günlük bakanın, yaşanan kazanın ardından istifasını istemek, en hafif tabiriyle aymazlıktır…

 

SIRADA YEREL SEÇİMLER VAR:

Lefkoşa, Mağusa ve Girne için aday çok. Neredeyse her partiden birkaç isim bu bölgelerde başkanlık için şimdiden yoklamalara başladı. Bilindik isimler dışında, sürpriz isimler de var. UBP’de üç, CTP’de iki ve YDP’de bir isim, Lefkoşa için nabız yokluyor. Mağusa’da mevcut başkan Arter’in seçimlere “bağımsız aday” olarak gireceğini açıklaması, bazılarının iştahını kabarttı. Girne’de ise, Güngördü’ye karşı İçişleri eski müsteşarı Gürkan Kara’nın bölge muhtarlarının da desteği ile Girne adaylığı için partiye mesaj gönderdiğini biliyoruz…

 

DP’DEN ADAY MI:

Erken genel seçimlerde fenomen olan bağımsız aday Çetin Sadeli, belli ki politikaya erken ısındı. Daha önce bağımsız Lefkoşa Belediye başkan adayı olacağını açıklayan Sadeli’nin, Demokrat Parti’den Lefkoşa Belediyesi Meclis üyeliği için aday olacağı konuşuluyor. Bence de doğru olan bu, merdivenleri bir bir çıkmak gerekir…

 

HERKES BİLİYOR:

Bir kadının ölmesiyle birlikte gece külüpleri yeniden gündem oldu. Buralarda çalışan yüzlerce kadının neden adaya geldiğini ve ne yaptığını, herkes biliyor. Siz bakmayın yasalarımızda “fuhuş yapmak yasaktır” denilmesine. Bu kadınların gece külüplerine “dans etmek” için getirildiği safsatasına ne biz, ne de hükümet edeneler inanmıyor. Bal gibi fuhuş yapıyorlar veya buna zorlanıyorlar. Oralarda yaşananlar ise ancak bir olay olunca aklımıza geliyor ve gündemimize giriyor ne yazık ki…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Mete Tümerkan: “Ayrımcı ve kutuplaştırıcı söylemlerden uzak durulmalıdır. İnsanların renklerine, dillerine, kökenlerine saygılı olmayı öğrenmek zorundayız. Bu arada yok olma korkusunu da yenmek ve kendimizi, kültürümüzü yapacaklarımızla, üreteceklerimizle korumak durumundayız. Doğru işler yaparak… Daha az konuşup daha çok çalışarak ve daha çok iş üreterek. Ayrılıkları kaşıyarak bir yere varmak mümkün değildir ve bu akıl işi de değildir. Bunun bedeli ağır olur”…

 


DİPTEKİLER

Oğuzhan Hasipoğlu: Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın İtalya ziyaretini haberlerden öğrendiğini söyleyen UBP milletvekili Hasipoğlu bu durumu eleştirmiş, Özersay’ın devleti boşu boşuna zarara uğrattığını, Meclis’e bilgi de vermediğini iddia ederek, “Gitsek de bir sonuç elde edilse, Meclise de bilgi verilse anlarım. Bizim eleştirimiz bu türlü gizli işleredir…” demiş. Başbakan kendisine “benim ve Cumhurbaşkanı’nın adım adım bilgimiz vardı” yanıtını vermiş ama ben de ekleyeyim, İtalyan gemisinin çektirilmesini nasıl görmezden gelebiliyor? Bundan daha önemli sonuç mu olur?