Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gönül der ki… ve akıl mantık

Gönül der ki: Bugün Pazar. Al başını git gidebildiğin kadar… Ta geçmişlerdeki uzaklara!          Akkule mahalesindeki iki buçuk kemerli handan bozma evden başla:  İki büyük koca oda… Tavana yakın yükseklikte  tahta pencereler… Yerler alçı taşından mermerler… Odaların kapıları kemerli sundurmaya açılmakta.. Yağmur da yağsa soğuklar da dondursa o sundurma yaşam alanı…                      Sundurmanın duvarlarına dayalı eskimiş kanepeler… Bir yerlerde tahtadan masa, sandalyeler…  Önünde bir büyük avlu… İşte şurada kına ağacı, sokak kapısına yakın asma! Ta karşıda tavuk ve tavşan kümesleri.. En uçta, çeşmenin az ötesinde gademhane…

Gönül der ki: Anlat…  O evin sundurmasında   gidip gelirken dedem babam amcam, nasıl tartışılardı hayatı! Limanı, Rum gekkolarını, komünistleri…  Anlat neden Dr. Küçük etrafında kümelendilerdi… Fukaralığı, işsizliği, yoklukla ezilmişliği anlat…                                                     Fakattt… Gönüllerin  şenliğini de anlat… Dillerden düşmeyen şarkılarla türküleri, tangoları…  Umutsuzluğa inat yeşertilen gelecek umutlarını…

Gönül der ki anlat ilk sendikaları, ilk işçi haklarını, ilk partilileşmeleri, ilk muhalefeti…

Anlat, dalgalar üzerinde ine kalka, çıka ine  ilerken  geçmişten geleceğe, yaşadığın o hayat yıllarını… Aşklarını, nefretlerini, kaybettiklerini, kazandıklarını… Helâk olurcasına… Kuruyan ağzında dönmeyecek dilin, sessiz kalacak kelimelerin, yorgunluktan çatlarken beynin, anlat…

Gönül der ki: Anlat nereden nereye geldik… Neydik ne olduk… Eğer “ben yanmasam sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” diyen şair gibi anlat, nasıl çıktıktı karanlıklardan aydınlıklara…

OYSAAA: Akıl  mantık der ki devir gönül devri değil, düşünme karar verme devridir…  “Geçmiş” yaşanmış bitmiştir… Ölenleriyle birlikte tükenmiş  erimiştir… Ne o eski şarkılar vardır dillerde ne o eski iki  buçuk kemerli, handan bozma, toprak damlı, abdesthanesi avlunun ucunda, avlusunda kümesleri, kına ağacı, yeseminli ev…

O sundurmada volta atarken sendikalardan işçilerden, haktan hukuktan, Rum’dan  İngiliz’den, Türk halkına reva gördükleri mezaliminden yakınırken kahrolan insanlar da yoktur artık… Öldüler…

Akıl mantık der ki geçmiş bitti,  geleceğe  bak… Evlatların için, yeni kuşaklar için. Onlara bırakacağın iki buçuk kemerli ev değil çünkü, vatandır devlettir…

Akıl mantık der ki “iyi düşün ama!” Eğer vatanın değilse sahip olduğun topraklar, devlet değilsin! Devletsen eğer “vatansın milletsin…”

Akıl mantık der ki “vatan topraklarında çiçeklenmezlerse gönüller, özgür ve egemence söylemezlerse şarkılarla türküler, devlet değilsin…

Akıl  mantık “doğrudur” der:  “Bu adada Rum halkı ile geleceği paylaşın” der… Paylaşmasını bilirse ama!                                     Yoksa bir kez kaybedersek “zindanımız olur adamız…” Ve “gelecek” değil, sadece “geçmiş” kalır!