Köşe Yazarları

GİTGİDE HUZURSUZ OLUYORUZ!     







Çünkü “kurulu düzenlerimiz” bozuluyor.       Alışkanlıklarımız ters yüz oluyor!




Kısaca olağanüstü dönemlerden geçiyoruz..                                         Sosyoekonomik rutinimiz  “zamlar, pahalar, yokluklar” bombardımanı altında  kaldıkça, canımız sıkılıyor!”



Ve sineye çekilemeyecek huzursuzluktan silkinip kurtulmak ihtiyacında daha sinirli, daha saldırgan, daha acımasız oluyoruz!

Tutun ki toplumsal bir travma geçiriyoruz..                                          Yetmezmiş gibi “Pandeminin” tehdidi de  Demokles’in kılıcı gibi başımızın üzerinde sallanıyor..                                                                                       ***

SONUÇ ORTADA AMA: Artık özgürlük ve egemenliğimizin iradesinde iradesinde  kullandığımız    abalarımızı daha bir hınçla sürüyoruz!

Daha çok kaza yapıyor daha çok ölüp öldürüyoruz!

Daha çok sinirleniyor daha çok sövüyor, daha çok bağırıp daha çok kavga ediyoruz!

Kanunların hilafına suç sayılan ne varsa hepsini de inadına gerçekleştiriyor, “kirletmeyin” dendikçe çevreyi daha çok kirletiyoruz!

Ve artık  sevgisizlikle nefret duygularında insanları öldüremediğimizden köpekleri öldürüp ağaçlara asıyoruz!

***

HAYAT DAHA ÇOK ZORLAŞIYOR: Devlet oluşa nanik çekerken    yönetim ve irademizin dışında “hayat” beterince çekilemez oluyor..

Meslek sahibi olmaları çağındaki gençler işsizlik nedeniyle ya askerlik kapılarının önünde beklemekteler yada bet ofislerde oyalanmaktalar..

Günler aylar geçmekte.. göç yollarını  bile pandemi tıkamış ne gidilmekte ne gelinmekte!…

Bizim kuşak ki kaç kişi kaldı hayatta, böylesi olağanüstü yılların  yabancısı değildi. Liderleriyle bile  memleket yönetir “ah vah” çekmezdi..                                                 BUNA karşın  artık memleketi ağabeylerinden devralacak zaten devralan  yeni bir jenerasyon var fakat  çok mutsuzlar!

Üstelik ve şimdilerde de  vurgununun vurgununda tırnaklık dehlimiz olmayan   döviz çok fena acıtıyor!

***

VE BİZ SEÇİME GİDİYORUZ! İşte böylesi olağanüstü dönemde!                                Siyasi partiler aday adaylarını açıklıyorlar.  Bazı partiler aday bulmakta zorlanıyorlar!

Nesillerden nesillere olagelen değişimleri, seçime katılacak adaylardan anlıyoruz. Gençler ağabeylerini bastıra bastıra geriden gelip öne çıkmaya çalışırlarken, listeleri zorluyorlar..

BELLİ Kİ bundan sonra gelecek   yönetimler  yeni ve genç   jenerasyonlardan oluşacaklar… Oluşacaklar da gene o “Koalisyon hükümetleri” açmazlarında!

Diyelim ve şu “Karma Oylar” olayına bir daha takılalım..

***

KISACA TAKILDIĞIM: (KARMA OYLAR SEÇMENİN HÜR İRADESİDİR!)

Bir süredir tartışması sürmektedir. “Karma oylama” kaldırılsın mı kalsın mı? (Her ne kadar bu haliyle kullanılabilecek kolaylık ve pratiklikte değilse de…)

Çünkü diyor bazı gazeteci refiklerim asıl olan “siyasi partiler” ve onların “yönetim politikalarıdır!..” “Seçilip yönetim erki haline gelecek teker teker bireysel kabiliyet ve siyasi görüşleriyle “tekil adaylar” değil; ilkeleri, plan ve programları, örgütlü kuruluşlarıyla siyasi partilerdir” diyorlar.                                                                            ***

BU SAVA AMENNA DİYORUM: Eğer “seçime katılan siyasi partiler adam gibi liyakat sahibi adaylardan oluşuyorlarsa..”    Meclise layık olacaklarsa..

(Ki “Başkanlık Sistemi” olsaydı o “adam gibi adamlar, adam gibi yönetim kadroları oluşturacaklardı..)

***

ÖTESİNE GELİNCE: Eğer siyasi partilerimiz ilkeli olsalardı evet “karma seçime” gerek kalmazdı..

Ne var ki yıllar yılıdır “koalisyon hükümetlerinden kurtulamıyoruz!” Şöyle ki bazen dördü bir yere gelerek ancak Hükümet oluşturabiliyorlar!”                                               Kaldı ki ülkede “koalisyon hükümeti oluşumlarına katılmayan tek siyasi parti de kalmadı!”                                                           Hemen hepsi de münavebe ile yılda bir kez olsun hükümette yer aldı..                                                       ***

PEKİ siyasi Partiler olarak bir araya geldiler hükümet kurdular da ne oldu? Ne yaptılar? Her yıl yeni bir seçim  kararı almaktan,  seçimin hangi tarihte gerçekleşeceğini saptamaktan   başka!

Bu mudur siyasi partilerimizin ilkeleriyle faziletleri? Ki gözlerimizi kapatıp yurttaşlık görevi dedikleri farizamızı yerine getirirken siyasi partilerimize mühür vuralım!                    KALDI Kİ:  Uzun yıllardır Koalisyonsuz hükümet oluşumu gerçekleşemiyorken  sormaz mısınız?                 “Hani benim  ilkelerinden dolayı yanlısı olduğum, siyasi ve ötesi sosyo ekonomik görüşleri nedeniyle mühür vurduğum siyasi partim?”                         Tüm “görüş ve misyonunu” Hükümet Programları oluşumlarında diğer koalisyon ortaklarıyla paylaşmak zorunda  kalırken parça körçe etmiyor mu?

Öylesi partilere mi vuralım mührümüzü, vesaire!…









Başa dön tuşu