Dün Meclis’te azınlık seçim hükümetinin programı okundu.
Genelde, programlarda ülkeler için en mükemmel icraatlar, evrensel uygulamalar falan yer alır, süslüdürler, bayılırsınız, ama kağıt üstünde kalır.
Bu hükümet programında da kamuda verimliliğin artması, istihdamlarda fırsat eşitliği, ekonomide kaynak yaratma, gelir artırma, e-devlet gibi bir sürü cek cak var. İstisnasız tüm bakanlıklar ve kurumlar için güçlendirme, geliştirme vaatleri, kayıt dışı ekonomiyle mücadele falan…
Zaten onlar da laf ola yazıldığı için izlenecek politika değildirler. Açın bakın eski programları, bire bir kopyala yapıştır.
Yalnız bu hükümetin diğerlerinden farklı belirleyici unsurları var.
Dün hükümetin hem iç hem de dış politikada şahin ve dayatmacı bir politika izleyeceği resmen duyuruldu. Hem de o unsurlar başa alınarak.
Birincisi, dış politikada iki devletliliğin resmen bir hükümet programına yazılmasıydı. Ersin Tatar’ın bunu söyleyerek seçilmiş olmasını da gerekçe olarak ortaya koydular. Yani, “halk bu politikaya oy verdi” diyerek. Ama halkın yarısı onay vermemişti, ne önemi var, salla gitsin.
İkincisi, içte vatandaşlıklar konusu. “Halkımızın hassasiyetleri ile ülkemizde çalışma izni ile bulunan çalışanların beklentileri gözetilerek” yapılacakmış bu düzenleme.
Halkın beklentileriyle, çalışma izinlilerin beklentileri birbirini tutar mı? Halk dediğin vatandaştır. Çalışma izinli ise, vatandaş olmaya çalışan… Halkın hassasiyeti iradesinin nüfus aktarımı yoluyla bozulmaması yönünde değil midir? Bu ekibe göre, değilmiş demek ki. Zaten programa bakınca hükümetin de “bizim” olmadığı görülüyor.
Dikkatimi çeken, beyaz kimlikten bile hiç bahsedilmemiş olması. Başvurana vatandaşlık verilecek, öyle anlaşılıyor.
Demek ki, bu da Ersin Tatar’ın aldığı oylarla onaylanmış oluyor.
Sonra, İmar Planı meselesi.
Plan ortaya çıktığında kendi hükümetlerinin çalışması olduğu halde onay vermeyen UBP, şimdi plansızlığa, “gelene geç” demeye olanak verecek uygulamalar içinde olacaktır. Ersan Saner’in İmar Planı sürecinde takındığı tutum ve kişisel icraatları bunun ispatıdır…
Mesela vergi konusu. Bir ton laf var. Vergi tahsilatını kolaylaştırma, vergi vermeyi teşvik etme şu bu. Ama vergi adaletine dair elle tutulur bir şey yok.
Parayı da Türkiye ile protokol imzalayarak bulacaklarmış. Hep yaptıkları gibi, “parayı biz alırız” havası. Kaynak yaratalım, haksız kazanca ‘dur’ diyelim, bu ülkenin sırtından trilyonlar kazananlardan devlet de payını alsın diye bir gaileleri yok.
En azından muafiyetleri elleyecekleri konusundaki cümlenin gereğini bile yapsalar, yeter diyeceğim bu hükümeti oluşturan partilerin hangi çevreleri temsil ettiği malum. Onun için bir şey beklemeyeceksiniz. Düşük gelirli vergisini takır takır ödeyecek, eve giren ekmeği azaltacak, kayırılan gene kayırılacak. Parmakla gösterilen zenginler, ortalama bir memurdan az vergi ödemeye devam edecek.
Kısaca bu hükümet, bana göre “gelene geç” diyecek bir hükümet olacak.
Bu hükümetten kamu yararına bir şeyler beklemek, ölü gözünden yaş beklemekten farksız. Hiçbir konuda somut politikaları yok. Hayali, samimiyetsiz, gerçeklikten uzak. Ama yukarıda söylediğim idealleri var ya, onları kıra döke yapacaklar, kuşkunuz olmasın.
Hele bir de seçim ekonomisi uygulayacaklarını hesap edince, insan resmen korkuyor…
YERİN KULAĞI VAR
SEÇİM GAİLELERİ YOK:
Mecliste okunan hükümet programına baktığımızda, yapılacak sözü verdikleri icraatlar, 10 aylık bir seçim hükümetinin değil de sanki 5 yıllık bir hükümet programı algısı yaratıldı. Çünkü bu söylediklerini yapmak için 10 ay değil, 10 sene yetmez. İster misin Ekim ayı geldiğinde, “biz böyle iyiyiz, seçim yapmaya gerek yok” desinler. Hazır koltuğa oturmuşken kalkmak istemeyebilirler…
BU NE DEMEK?:
Hükümet programında sayısı 10’a yakın komite ihdas edileceği bildiriliyor. Her konuda bir komite. Yalnız şu komiteyi anlamadım; Başbakanlık bünyesinde kurulacakmış, “KKTC’nin içinde bulunduğu şartlara uygun olarak” Daire ve Kuruluşlar belirlenip, sabitlenecekmiş ki, hükümetler değişse de onlar değişmesin. Ne demekse? Bana gizli bir ajanda gibi geldi…
GÜVEN OYU PERŞEMBE GÜN:
Saner hükümetinin güven oylaması Perşembe gün yapılacak. Üçlü hükümetin Meclis’teki sandalye sayısı (Özgürgün hariç) 24’dür. 3 bağımsızla birlikte bu sayı 27’ye ulaşır. Yani her şartta güven oylamasında bir sorun yaşamazlar. Oylamada evet oyları ret oylarından az olsa bile, yasaya göre mevcut hükümet seçime kadar görevde kalır. Onun için bu oylamanın pek bir önemi yok…
UCU KAÇIYOR:
Sağlık Bakanı, eski Meclis Başkanı, Başhekim, onun yardımcısı hepsi karantinada. Bunlar bildiklerimiz, ya sokaklarda dolaşan bilmediklerimiz? 3 günlük karantinasız geliş ayrıcalığı başladığında bugünlerin geleceğini biz gördük, onlar görmemekte ısrar ettiler. Sadece kumarcılar değil, onların temaslıları, bir de 3 gün fırsatını değerlendiren diğerleri. Tüm bulaştıranlara bakın, yakın geçmişte Türkiye ziyareti söz konusu. Tam kapanma daha mı iyi? Alsanıza önleminizi, rastgele test, takip… Ha bir de yılbaşı için ellerini ovuşturanlara dur diyebilecek misiniz?
KAVGA ERKEN BAŞLADI:
Katıldığı bir programda, tüm sendikaları statükonun parçası olarak değerlendiren Arıklı, ülkenin enerji politikasını belirleyecek olanın sendikalar değil, siyasiler olduğunu söyledi ve “Ben bunu El-Sen’e soracak değilim” dedi. Arıklı’ya El-Sen’den zehir zemberek cevap geldi. “Bakanlığını teslim almaya partisi ile birlikte gidecek kadar görmemiş olan Erhan Arıklı’nın sendikalara yönelik açıklaması eğer bir meydan okumaysa, buyursun gelsin hodri meydan!”. Kavga erken ve sert başladı, devamı da toplumun vereceği tepkiye bağlı.
- MAAŞ BİLMECESİ:
Salgın nedeniyle daralan, hatta çökme noktasına gelen ekonomimize can suyu olan ve toplumun büyük kesimini etkileyen 13. maaşlarla ilgili bilinmezlik sürüyor. Eski Maliye Bakanı, şimdilerin Eğitim Bakanı Amcaoğlu cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde 13. maaşla ilgili olarak “sıkıntı yok” demişti. Saner ise “kaynak sıkıntısı” olduğunu söylüyor. Eski Tarım, yeni Maliye Bakanı Oğuz ise susmayı tercih ediyor. Hangisi doğru, hangisi yanlış konuşur bilmiyoruz. Biri çıksın ve doğrusu ne ise açıklasın. Ama niyet öyle veya böyle, “bak ödedik” deyip bundan siyasi rant elde etmek…
FOTO GÜNDEM: Ne istediniz meyhanelerden, onlar da restorantlar gibi tedbir alıp, çalışabilirlerdi. Öbür taraftan gece kulübü, casino açık. Nasıl bir hükümet olacak diye merak eden var mı hala?

































