Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ARTAN DÖVİZ FİYATLARI EKONOMİMİZİ YAKIYOR

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası‘nın (TCMB)  yarın 16 Aralık 2020 tarihinde açıklayacağı para ve kur politikası öncesi Türk Lirası’nın diğer üç para birimine karşı zayıf duruşu tekrar hız kazandı. Özellikle geçen hafta açıklanan istatistiki veriler içinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hızla artan döviz mevduat yatırımları karşısında “kendi vatandaşının bile güvenini kazanmayan Türk Lirası” nasıl yabancının güvenini kazanacak diye yapılan yorumlarda haklı bir taraf olduğunu söylemek mümkündür.

Son para kurulu toplantısında alınan karar gereği faizlerin %15 civarlarına yükseltilmesine  rağmen yine güven sağlamayan Türk Lirası, değerini yükseltemezken diğer taraftan  ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı paylaşımda Türkiye’ye S400 Füze savunma sistemlerinin satın alınması nedeniyle yaptırımların önünü açan ve 740 milyar dolarlık savunma bütçesini içeren 2021 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısını, veto edeceğini açıklaması Türk Lirası’nın zayıf halkalarını yine ön plana çıkardı.

Yukarıda bahsettiğim durum yaşanırken KKTC devlet planlama örgütü Kasım ayı enflasyon rakamını açıklandı. Kasım 2020 on iki aylık enflasyon rakamı % 16,00 olarak resmi açıklama yapıldı. Hata sapma oranını ben % 3,00 olarak düşündüğüm için aslında enflasyonumuz % 19’dur. Döviz artışının ekonominin her tarafını sarstığını görüyoruz.  Dövizde Kasım 2019 ayına göre % 35 artış yaşandı. İlk defa altın performansını da vermem gerekiyorsa, altın Kasım ayı sonuna göre % 6 değer kaybetti. Bu durumda döviz en fazla getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu.

Dolar fiyatlanmasının yüksek olduğu zamanlarda başka herhangi bir yatırım aracının doların üzerinde prim yapması mümkün olmuyor. Dolar buna izin vermiyor. Çünkü özellikle yatırımcılar doları çok seviyor.

Dövizdeki artış döviz borcu olan özel sektörü de negatif yönde etkiledi. KKTC Merkez Bankası verilerine baktığımızda toplam özel kesim borçlarının yarıya yakını döviz borcu, özellikle şirketlerin borçları daha çok döviz cinsinden. Döviz kurunun yükselmesinden dolayı özel kesimin borç geri ödeme kapasitesini zorlarken yükünü de doğal olarak artırıyor. Bilançolar ise kur farkından dolayı zarar yazıyor. Bu durumda özel kesimin öz kaynağı azalıyor. Bu ise şirketlerin sermayelerinin erimesine yol açarken şirketleri batma noktasına getiriyor.

Kur artışı en büyük hasarı borçlu özel sektör şirketlerine veriyor. Bu durum şuanda bilançolara negatif yönde yansımış bile. Yılsonu bilançolarında bu olumsuzluğu göreceğiz.

Kasım ayı enflasyon rakamlarından da görüleceği gibi kurlarda ki artış enflasyonu da azdırmış durumda. Yılsonu enflasyonu % 19-20 civarlarına oturmuş bile. İthalata dayalı bir ekonomimiz olduğu için kur artışı bizi negatif yönde çok fazla etkiliyor ve maliyet enflasyonu oluyor. Bu enflasyon yine kur artışıyla ilgili.

Bu yıl yine fakirleştik. Hükümet alması gereken önlemleri almaktan aciz kalmış. Bizim ise yazmaktan ve söylemekten başka yapacak bir şeyimiz yok.