Köşe Yazarları

GEREĞİNİ YAPMAYAN HÜKÜMET, MEŞRULUĞUNU YİTİRİR…



İşte bakın, var olan otoritesizlikten yararlanan sermaye, devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini açıkladı.

Kumarhaneler lisans ücretlerini yatırmadılar, diğerleri vergilerini ödemeyecekler… Bu bir isyandır. Aç, sefil emekçinin değil sermayenin isyanı. Hadi bakalım, çıksın söylesin şimdi Başbakan, Maliye Bakanı, nasıl çevirecekler bu devleti? Bu yasa tanımazlık karşısında ne yapacaklar? Sermaye kesimi ödemeleri yapmayacağını söyleyeli 2 gün geçti, var mı bir açıklama, bir yaptırım? Tıs yok.

İşsiz, parasız kalana “kim getirdiyse sorumlusu odur” derken, büyük sermayeye karşı ellerinde olan yetkileri kullanacaklar mı, yoksa yasa dışılığı görmezden mi gelecekler… Mesela lisans ücretlerini ödemeyen casinoların lisanslarını iptal edecekler mi, vergi mükellefiyetini yerine getirmeyene dava açacaklar mı, zorla alma yoluna gidecekler mi, yoksa çıkıp ağlamayı mı sürdürecekler…

Hükümetler başta anayasa olmak üzere, devletin tüm yasalarını uygulamakla yükümlüdür.

Yasalar karşısında kimseye ayrıcalık tanınamaz…

Eğer bu yasa tanımazlık karşısında aciz kalırsa, hükümet meşruluğunu yitirir.

Bu kadar basit.

Görev, başta muhalefete ve hukukun üstünlüğünü korumakla yükümlü yargıya düşmektedir…

 

 OTORİTE BOŞLUĞU VE KAOS…

Onlar iyi yönettiklerini söylemeye devam etsinler, KKTC’de otorite boşluğu, koordinasyonsuzluk, bilgi kirliliği, güven bunalımı ve kaosa sebep olmuş durumdadır.

İlk günden toplumun her kesiminden “Kriz yönetimi” sesleri yükseldi. Direndiler, “Biz böyle yöneteceğiz” diye havalara girdiler. Biri çıktı kürsüye, biri indi, resmen siyaset yaptılar.

Nihayet geçen akşam, sırf kamuoyu kriz komitesi istedi diye, adını değiştirdiler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Komitesi kurduklarını duyurdular. İlk vaka 13 Mart, Komite oluşturdukları tarih 28 Mart… Tam 15 gün sonra… Vaka sayısı günden güne artarken, ölümler meydana gelirken, 15 gün harcadılar.

Diğer yandan Olağanüstü Durum ilanı. Sağcısı solcusu “Olağanüstü Durum ilan edin” diye bağırındık. Ödleri koptu, ne yani yetkilerini mi devredeceklerdi? Reddettiler.

İnsanları evlere tıkmakla hallettiklerini sandılar, ama onu bile denetleyemediler, lokal bulaşmaya döndü, hastane doldu taştı, hekim de, teknik teçhizat da yetmez oldu, yasa ihlalleri başladı, sivil itaatsizlik başladı. Bakın Lefke sınırlarını kapatmak istiyor.

Olağanüstü hali sırf bunlar için istemiştik. Hastanelere el konulsun, sokağa çıkma işi sıkı denetlensin, devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere anında müdahale edilsin, gerekirse çok kazanandan alınsın, geliri sıfıra düşene verilsin…

Hayır, ‘aman siyaseten zarar görmeyelim’ dediler, yapmadılar.

Sonuçta, ortak akılla, bilimle, tecrübeyle alınmayan kararlarını birkaç saat içinde değiştirmeye başladılar. Hastanede corona pozitif olanları otele taşıma gibi bir skandal karar çıkarttılar, kısa süre sonra hastaneyi corona karantinası haline getireceklerini söylediler, bu sefer de corona olmayan hastaları taşımaya başladılar.  Sanki patates çuvalına yer buluyorlar, oradan oraya. Doktorlar feryat ediyor, “corona olmayan hastaların durumu tehlikede” diye…

Özel hastaneleri kamulaştırabilecekken, kiralama yoluna gittiler. Milletten maaş kesintisi yaparken, otellere, hastanelere ekstra para ödemeye karar verdiler. Eldekini avuçtakini çar çur ettiler.

Oysa Olağanüstü Durum ilan edilse, bunlara tek kuruş harcama yapılmayacaktı. Siyasi kaprisleriyle kamu maliyesine, kısaca devlete korkunç bir şekilde zarar verdiler.

 

Bunlar için siyaseten ağır bir bedeli ödeyecekler. Ancak sağlığımızı ve ekonomiyi daha da berbat hale getirmelerini önlemek adına bugün yapmamız gereken hep birlikte toplumsal bir baskı oluşturmak, doğru yola gelmelerini sağlamaktır…

 

YERİN KULAĞI VAR

SÜRE BUGÜN DOLUYOR:

Ekonomik Örgütle Platformu’nun hükümete verdiği süre bugün doluyor. Platform, taleplerinin yerine getirilmemesi halinde kamu ile bağlarını koparacaklarını ve sektörün kamuya hiçbir ödeme yapmayacağını açıklamıştı. Hükümet hukuk devletinin gereğini mi yapacak, yoksa yasa dışılığa boyun mu eğecek birlikte göreceğiz…

 

SÜTEK NİYE GEREĞİNİ YAPMAMIŞ?:

SÜTEK’in açıklamasını gördünüz mü? Erhan Arıklı’ya cevap verirken, kendi kabahatlerini ortaya koymuşlar. Bakın ne diyor; “Maalesef ülkede yaşanan kriz ortamını fırsat bilerek geçmiş mükellefiyetlerini aylardır yerine getirmeyen firmalar…”. Ne demek mahkeme kararına rağmen mükellefiyetini aylarca yerine getirmemek? Haydi bugünü geçtim, demek ki, bunca aydır göz yumulmuş. Var mı bir zorlama, bir icra kararı? Ne yaptınız bu yasa dışılık için onu söyleyin…

 

VİRÜS SONRASI:

Bu virüs öyle veya böyle sona erecek. Bu sürede çok can alacağını da biliyoruz ama bitecek. Esas fırtına ondan sonra başlayacak. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada birçok şey değişecek, eskisi gibi olmayacak. Aylarca üretim yapmayan ve kapalı kalan işletmeler virüs sonrası nasıl toparlanacak. Korkarım ki bu süreçte ekonomide yaşanan zarar, virüsün verdiği zarardan çok daha büyük olacak…  Tek umudum, halkların bunca acıdan sonra doğru seçimler yapması. Bu büyük bir devrim olur.

 

PAKET SERVİSLER:

Kapatılan esnaflar, “İşçi İşveren Birlik Platformu” oluşturmuşlar. Hükümete de bir bildiri yayınlamışlar. “Kapatıldık, fatura bize çıktı” diyorlar ve onlar da 6 ay boyunca devlete olan ödemelerini yapamayacaklarını duyuruyorlar. Al bir sivil itaatsizlik daha. Platformun sayfasında öne çıkan talep, en azından Türkiye’de ve güneyde olduğu gibi “paket servislerin çalıştırılması. Halkın da talebi bu yönde. Ölü gözünden yaş beklediğimizi biliyoruz ama yine de yazmış olalım…

 

“EVDE TUT”:

Yaşayarak gördük ki, “evde kal” diyerek bu işi beceremiyoruz, daha doğrusu kurallara uymuyoruz.  Ülkenin her yanında her gün onlarca kişi, yasağı ihlal ettikleri gerekçesiyle polis tarafından tutuklanıyor. Belli ki “evde kal” söylemi pek işe yaramamış. O zaman uyarıları dikkate almayanları “evde tutmanın” yolları aranmalı…

 

VİRÜS DEĞİL CEHALET:

Türkiye’de Bilim Kurulu üyesi bir profesör katıldığı bir tv programında, “virüsleri insanları öldürsün diye Allah yarattı” dedi. Bu virüs eninde sonunda geçecek ama, korkarım virüsten tehlikeli bu cehalet baki kalacak…

 

 ZİRVEDEKİLER

Tümay Tuğyan:  “Bakanlar Kurulu, ODUR ilanı sayesinde bütün bu sorunlarla daha kontrollü bir şekilde baş edebilir… Keyfi işten çıkarmalar, keyfi hak gasplarının önüne geçilir. Yıllardır bu ülkenin ve emekçilerin sırtından köşe dönüp de bu zor günlerde devlete el uzatmayan yabancı sermaye, ODUR durumunda köşesine çekilip de rahatlıkla ‘biz yokuz arkadaş’ diyemez. Solcu reflekslerle Olağanüstü Durum ilanına tepki verilirken, bu solcu vicdanlar, örneğin binlerce insanın işsiz, on binlerce insanın parasız kalmasını nasıl içine sindirir?”.

 

 DİPTEKİLER

Kararlar Net Değil: Yasaklar 10 Nisan’a kadar uzatıldı.  Yine evlere şenlik bir anlatım. “Eczane, benzin istasyonu, fırın ve market haricinde” diye açık ve net yazacaklarına, bir de “gibi” eklemişler. O “gibi”nin içine başka bir şey daha mı giriyor? Neden net olamıyorlar anlamıyorum.  Sonra bankalar kararın içinde yok. Bakanlar Kurulu sürekli şüphe ve karmaşa üretiyor…

 

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı