Köşe Yazarları

Genç, temiz, dürüst diye diye, geldik ne hale!


Ağaç dikmek için helak oluyor millet!

Ne için dikiyoruz?

Yakmak için. Yakıp ve de söndürmeye zorlanmak, perişan olmak için!

Helikopter yok diye, temiz toplumu savundukları zamanlarda, yöneticilerle alay eden, işkembeden desteksiz atan, dalga geçen, şimdilerde aynılaşan siyasiler, uzun zamandan beridir hükümettedirler. Güldükleri, eleştirdikleri, beğenmedikleri, tu kaka dedikleri her şeyi artık bu dünün “süpürgeciler”i yapmaktadır.

Yaptıkları çirkinlikleri, kötülükleri, yanlışlıkları, kirli, pis siyaseti ise hararetle savunmak zorunda kalmaları da işin cabası.

Yangın bir yana… İçimizi yakan başka yangınlar da var…

Hiçbir sorunu çözemediler. Kerhaneler, kumarhaneler başa bela olmaya devam ediyor. Artık anlamalılar ki;, bu işler çalıştayla, demeçle, lafazanlıkla olmuyormuş!

Dünyaya maskara olmaya devam ediyorsunuz.

Amerika Birleşik Devletleri, her yıl yayınlamış olduğu ve 180 ülkeyi kapsayan “İnsan Ticareti Raporu”nda, yöneticileri de bu utancın “ortağı” konumunda değerlendirmektedir.

Yenidüzen Gazetesi’nde Esra Aygın’ın haberini okuyunca içiniz acır. Rapora göre:  “Pezolarla” aynı saflarda, işbirliği içinde algılanıyorsunuz. Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor?

Tabelaları siyah çöp poşetleri ile örtmek, sorunu çözmek mi oluyor? Işıkları söndürmek, oraları görünmez mi kılıyor?

Ne tedbir aldınız? Sorunu nasıl çözeceksiniz? Kıbrıs tarihinin belki de en çok kadın milletvekiline sahip meclis oluşumu da mı size itici güç olmuyor? Çekindiğiniz nedir? Daimi müşteriler arasında oldukları vurgulanan sıra arkadaşlarınız size engel mi oluyor yoksa?!

Vatandaşlık Yasası beklemede, çıkarılan tüzük, sağlam hukukçu Mehmet Öner Ekinci tarafından yasaya da anayasaya da aykırı olarak değerlendiriliyor. Muhtarlara yapılacak olan binalar (minik maskot binacıklar) bile hala sürüncemede, yabancı ülke dernekleri ülkede fink atıyor. Yasada boşluk olduğunu ve bu konunun gündeminizde olduğunu söylemiştiniz. O da lafta kaldı. Hala işin reklamında, hayalinde, acemiliğindesiniz. Suç oranları arttıkça artıyor. İnsanımız gece sokağa çıkmaya korkar oldu. Cinayetler, tecavüzler, soygunlar… Biri Bizi Gözetliyor Evi’ndeki gibi, gözetleme kameralarıyla bu işleri çözeceğinizi sanıyorsunuz. Ya da yeni hapishaneler yapmakla!

2005 yılında ilk kez hükümet programlarına giren, 2013 yılında daha da detaylandırılan ve sonra unutulan bir vaat vardı. “7/2000 sayılı Gece Kulüpleri ve Benzeri Eğlence Yerleri Yasası’ndan ötürü İnsan Hakları kuruluşları tarafından insan ticareti konusunda birçok eleştiri almaktadır. Özellikle ABD tarafından her yıl yayınlanan ve tüm dünya ülkelerini kapsayan İnsan Hakları Raporu’nda ülkemiz insan hakları en çok ihlal edilen ülkeler kategorisinde yer almaktadır. Hükümetimiz, söz konusu yasayı insan haklarına saygı temelinde yeniden düzenleyecektir.” denmekteydi.

Aradan 6 yıl geçti. Biriniz gidip biriniz geldi. Bu da bir taktik! Tümünüz, işbirliği içinde olduğundan, kısa süreliğine hükümette kalmalar işinize geliyor ve suçu üzerinize almıyorsunuz. Mazeretiniz de; “zamanımız yetmedi” kılıfı oluyor.

Bu ülkede uygulamalarınız ve korkularınız nedeniyle, fuhuşu yasal hale getirdiniz, uygulanmasına yardımcı oluyorsunuz. Lokomotif sektör dediğiniz üniversitelere gelen öğrencileri bile koruyup, kollayıp, kontrol edemeyip bu batağa saplıyorsunuz. Herhangi bir çaba göstermiyorsunuz. Yasaya aykırı davrananları yargılamıyorsunuz. Üstelik suç ortaklığı yapıyor, devlet olarak pasaportlarına el koyup, köle gibi, güvencesiz çalışmalarını sağlıyorsunuz. Yapar gibi göründüğünüz denetimlerin de içinin boş olduğu raporda yer alıyor. İşin çapını azaltacağınıza çoğaltıyorsunuz. 2018 yılında bu sektörde çalışan kadın sayısı 1.084 iken, bu yıl izin çıkarılan kadın sayısının 1.605 olduğu bildiriliyor. İnsan ticareti ile mücadele için hiçbir fon ayırmadığınız söyleniyor. Bu insan tacirlerini cezalandıracak yasal mevzuatınız da yokmuş!

Sınıfta kaldınız.

Ne vaatlerle yola çıkıp, neler yapıyorsunuz!

Bu mudur kaderimiz?

Kıbrıs Gazetesi’nden Can Sarvan’ın iddiaları de müthiş! Korkunç! Ürkütücü!

Genç, temiz, dürüst, yeni bildiklerimiz hakkında neler neler duyuyoruz öyle? Para dolu bavullar. VIP’ten kontrolsuz çıkışlar. Nemalanmalar. Pis ilişkiler. Üstelik de bunlar solcu imiş!

Ne ses var ne seda! Bu ciddi ithamlara verilecek bir cevabınız, yalanlamanız, yasal yoldan hakkınızı aramanız yoksa eğer, bizlere de yazılanların, söylenenlerin doğru olduğuna inanmaktan başka çare bırakmayacaksınız.

“Giden aynı gelen aynı” lafı her geçen gün doğruluğunu kanıtlıyor gibi.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı