Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GEÇTİĞİMİZ HAFTAYA BAKTIK GÖZLERİMİZ AÇIK!

Geçtiğimiz hafta başlarken bir önceki haftanın trafik kazaları bilançosu açıklandıydı. “75 kaza 22 yaralı!”

VE Polis Genel Müdürlüğünden bir açıklama vardı: “17 Yangın çıktığını, zararın 221 bin 359 TL olduğunu” bildiriliyordu!

TAVUK ve yumurtanın yine zamlandığı haberleri vardı!.

VE toplum fana halde fokurduyordu! BELEDİYELERİN birleştirilmelerine yönelik çalışmalarda sona gelinmiş, sendikaların başkaldırılarına karşın karar verilmişti!

ARADA antika işler de olmuş, Ulukışla, 6 yüz metre uzaklıktaki Serdarlı dururken 20 kilometre ötedeki Akdoğan Belediyesine bağlanmıştı..

RUMLAR, Kuzey’de daha ucuz olduğundan Güney’deki Rum benzincilerinin artık yeter diyerek şikâyet ettikleri gerçeklerde Kuzey’den yoğunluğunca akaryakıt almaya devam ediyorlardı.

KIB-TEK’in yeni akaryakıt ihalesi  “arkası yarın dizileri” gibi gün be gün “bakalım ne olacak” merakında heyecanla izleniyordu!

VE HAFTANIN son gününde medya manşetleri “Yetti artık, KIB-TEK ihalesine fesat karıştırıldı” çığlıkları atarken, bir yandan da İşinsanlarının “artık memleket ekonomisinin yolun sonuna geldiği” söylemleriyle haber oluyordu!

KISACA Kuzey’deki Türk toplumu fokur fokur kaynıyordu.. Devletin tüm kurumları altından çekildiği için peş peşine yıkılan domino taşları gibi gitti bitiyordu!

VE Pahalılık Atatürk’ün şiarında “yüksel ki yerin bu yer değildir” düsturunda artmaya devam ediyordu! ***

VE DIŞIMIZDA aklımızın ermediği bir takım siyasi kombinalar çevriliyordu!

İsrail ve Güneydeki Rum yönetimi ile Yunanistan arasında 1 Ağustos’dan beridir üç ülkenin haberleşmelerini sağlayacak olan kaplolar deniz altından döşenme aşamasına geliyordu.. İlk etapta Güney Kıbrıs ile Girit arasında döşenecek projenin 2026 yılında tamamlanması bekleniyordu..

VE KKTC’de yavaştan yavaştan seçimlerine az bir zaman kala Yerel yönetimler silsilesinden artık sayıları 18’e çekilmiş Belediyelerin Başkan adayları belirmeye başlıyordu…

Kİ BİR süre sonra bizatihi belediyelerin yüz karalarından olan o kentlerdeki o “meydanlarda” siyasi partiler adayları nutuklar atmaya başlayacaklar!

VE MÜJDELER olsun: Avlanılacak avı kalmasa da Büyük Avın 6 Kasımda başlayacağı açıklandı.. Gene memleketin ovaları bayırları, dağları ormanları tüfek sesleriyle inlerken bir kez daha kuşların tavşanların kanları “spor” kelimesine sığınılarak akıtılırken katliam devam edecek!

***

VE DÖNELİM BELEDİYELERE: Hesapsız kitapsız, disiplinsiz plansız ülkede neden belediyelerin sayılarında indirime gidildiği doğru dürüst açıklanmazken yeni bir “yerel seçimler” dönemi daha geldi..

Ki 38 Belediye “çoktur” denilerek 18’e çekildi ama bu konuda tek bir parasal rakam telaffuz edilmedi! Ne bugüne kadar harcananlar konusunda dolayısıyla ne de “birleştirildiklerinden” sonra nasıl parasal tasarruf sağlanacağı konusunda! YADA açıklama ihtiyacı duymuş olsalar da utandılardı! Çünkü Belediyelerin batıp gitmelerine neden olan asıl sorun iktidarda olan siyasi partilerin Belediyeleri “iş bulma daireleri” durumuna getirmeleriydi..

SORUN bilinmesine hatta kabul edilmesine karşın hepimiz de biliyoruz ki bundan sonra süreç aynen devam edecektir!

ÇÜNKÜ bu ülkede siyasi partilerle politikacıları ne iktidara taşıyacak ne de besleyip güçlendirecek nitelik ve nicelik bakımından dirayetli bir seçmenler kitlesi yoktur..

AKSİNE “düşmemek, ayakta kalabilmek için mevcut “iktidarlara” yaslanan bitmeyen arzu, rica ve niyazlarda “iş, aş, para, olanakları” sağlanmasını isteyen seçmen kesimleri vardır!

Tutun ki “ver yiyeyim seni öveyim” diyenlerin yarattığı bu kısır döngülü siyasetlerdir ki bir yandan memleketi “aşa işe” kilitlerken öte yandan “iktidarları” ancak “verebildiği, sağlayabildiği” oranda ayakta tutabilmektedirler!

***

BELEDİYELER öteden beridir bu teamülün “acenteleri” durumuna düşürülmüş kamu kurumlarıdır! Nitekim bazı belediyelerde bizzat tanığı olduğumca gün gelmiş istihdam edilenleri odalar bile sığmamış kaldı ki oturacak sandalyeleri masaları olsundu!

SORUN biliniyor: Bu ülkede “işler popülizmle, gelip giden iktidarlara yakınlık ve siyasi parti aidiyetleriyle yürüyor! En tepedeki, adı “şirket” olan müessese de en alttaki memur da!

KISACA KKTC’deki “muktedirler” hatta “zümresel” bile değil; kişisel çıkar hesapları üzerinde “siyaset” oluştururlar ama bu hesaplar hep “sağlayanlarla yararlananlar arası” ittifakların sonucunda denklemleştirilirler!

BELEDİYELER böylesi bir düzenin tipik kurumları haline getirildiler! Birleştirilip azaltılmışlar gibi gösterilmeleri hele “parasal tasarruf” hesapları sadece bir denemedir!

Ki yeni bir seçime giderken bu halk Belediyelerin ne çalışanlarının sayılarını ne emeklilerini ne gelirleriyle giderlerini hatta birleştirilmelerinden dolayı ne kadar parasal tasarruf yapılacağını bilmiyor!

ESKİDEN böylesi bilinmezliklere “ala guduru yaşamak” denirdi! Ki KKTC’nin büyük derdidir. TC’nin verdiği para oranında yaşamak! Ötesinde ne bir hesabı vardır ne de kitabı! Ha vardır! Herkes kendi hesabını kendisi yapar! Devlet de tüm bu hesapların kâhyalığını! Yeter ki tekerlek dönsün!

HER NEYSE yeni haftaya yine iyi başlamadık! Bir Kıb-Tek’i yönetemeyen Devletin sayesinde (yada hükümetlerin) sayesinde yine akaryakıt ihalesine fesat karıştırılmış!

Hem de göz göre göre! Pervasızca! Ve “Yönetim erki” denilen makam sahiplerinin gözlerinin içine baka baka baka nanik çekilerek!..