Köşe Yazarları

FOTOĞRAFLAR ÇEKİLDİ YA YETER…






Faiz Sucuoğlu, bir yıldan fazladır beklediğine nihayet kavuştu, muradına erdi…




 



O da o uçağın merdivenlerine çıktı, geridekilere gururla el salladı, attığı her adımın fotoğraflanıp dağıtılmasını sağladı ya daha ne ister…

 

Gitti gitmesine de ben böyle bir diplomasi ya da en azından böyle bir protokol görmedim.

 

Onlarca fotoğraf geldi arka arkaya, ama tek satır açıklama yok…

 

Yani ortak açıklama falan beklemezdim de en azından, evsahibi, basın içerideyken “Beyefendi gelmiş, hoş gelmiş” tarzında bir şeyler söyler, beriki de “kabul ettiğiniz için teşekkür ederim” falan derdi.  Aktif çalıştığımız yıllarda bunun gibi pek çok kabulde hazır bulunduk, böyleydi. O bile olmadı.

 

Aslına bakarsanız, giderken de böyle olacağını pek ala biliyordu.

 

Ama o fotoğrafa çok ihtiyacı vardı.

 

Düşünmeyen, yargılamayan, fotoğrafla yetinen taban için yeterliydi.

 

O da onu sağladı…

 

 

 

MADEM ÖYLE DEVAM EDELİM HADSİZLİĞE…

 

Memleket perişan haldeyken, yeni cumhurbaşkanlığı makamı isteyen Ersin Tatar, eleştirenlere hadsiz, zehir dilli falan dedi ya; bir noktada duracak sandık…

 

Durmadı! Ona göre memleket bu haldeyken lüks harcama yapmak hadsizlik değil, karşı çıkmak hadsizlik… Baksanıza ısrarlı, vaz geçmiyor…

 

Yaptığına mazeret bulma adına kendi halkına hakaret eden “zehir zemberek” açıklamalara imza atıyor, memurlarını çalışma ofislerine göndererek haber yaptırıyor…

 

Gördük, evet berbat durumdalar da bunca zaman neden renove edilmemişler? Ya da ofisler niye taşınmamış? Memurların bu binalarda çalıştırılması kimin suçu? Şimdi bunları gösterip milleti yarım milyarlık harcamaya ikna etmeye çalışıyor. Evine ekmek götüremeyen insanların “E, doğru yahu yapılsın” demelerini bekliyor…

 

Mimar Mühendisler Odası ve ardından Yer Bilim Mühendisleri Odası tepki gösterdiler, işin gerçeğini anlattılar.

 

Bir kere bölge tarihi… Terkedilecek değil, canlandırılacak bir yer.

 

İkincisi, ana bina etrafındakiler için yakın geçmişte yarışmayla belirlenen bir proje orada duruyormuş. Bu projeyi hayata geçirmek değil de kentin tek kalan yeşil alanını beton doldurmak neden? Niye bu ısrar?

 

Sonra, hangi yetkili Daire ya da meslek örgütünden “tehlikeli” raporu alındığını soruyorlar. “Varsa görelim” diyorlar…

 

Sonra ansızın bir de deprem komitesi ilan ediveriyor. Meslek örgütleri bunu da araştırmışlar, topladığı insanlar oraya kurumsal olarak değil, bireysel olarak davet edilenlermiş. Devletin başındaki kişi, resmi kurumları, tam yetkili meslek örgütlerini çiğnemiş, geçmiş.

 

Nedir yani şimdi bu? “Patlasanız da çatlasanız da yaptıracağım” mı demek? “Siz kimsiniz, ben kendi yetkililerimi kendim yaratırım” mı demek?

 

Aklıma kötü kötü şeyler geliyor ya neyse…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

OLMADI SAYIN AKINCI:

Adı “boykotçularla” birlikte anılan 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türkünün geleceği için kritik olan seçimlerle ilgili olarak görüş almak isteyen Yenidüzen gazetesine, herhangi bir demeç vermek istemediğini, yorum yapmayacağını söylemiş.  Karar kendisinin, ancak böylesi bir dönemde topluma öncülük yapması beklenen birinin bu tavrı “sorumluluktan kaçmak” değil de nedir. Hepsini bıraktım, Akıncı’nın kazanması için gece gündüz çalışan ve zor günler geçiren partisi TDP için bir şeyler yapsaydı bari. Ama görünen o ki Akıncı için artık kimin kazandığı pek önem arz etmiyor…

 

UBP’NİN OYU 40 DEĞİL, YÜZDE 35:

UBP milletvekili ve adayı Hasan Taçoy katıldığı bir programda bakın ne söylemiş. “Bugün genel sekreter olsaydım, 35 değil, 40 bandı ve üzerini konuşacaktık”. Birincisi Taçoy, bu sözleriyle, mevcut Genel Sekreter Oğuzhan Hasipoğlu’nu başarılı bulmadığını mı söylemek istiyor acaba? Bir ikincisi ise, Sucuoğlu’nun her konuşmasında UBP oylarının yüzde 40’ın üzerinde olduğu iddialarını da çürüterek aslında oy oranlarının yüzde 35 civarında olduğunu söylüyor. Artık Taçoy’a cevabını Sucuoğlu ve Hasipoğlu versin…

 

ANMAYIN BOŞUNA, KIZDIRMAYIN MİLLETİ:

Rauf Denktaş’ı anma mesajları bir gün önceden başladı. Yarış var sanki. Özellikle de görevdeki bakanlar. Yahu, o anıt mezarın hali ortada dururken, siz kimin izinden gidiyor da kimin hatırasını saygıyla anıyorsunuz? Dün bütün gün anıtın içine dolan yağmur sularını boşalttı belediye. Sizin, “yolunda yürüyoruz” dediğiniz insanın manevi varlığına bile saygınız yok…

 

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN:

Piyasada tüp gaz sıkıntısı var. Bulduğunuzu da çoğu yerde belirlenen rakamın 30-40 lira üstünde para ödeyerek alabiliyorsunuz.  Hem de kredi kartıyla değil, nakitte. Herkesin parmakları Sunat Atun’u gösterdi ya, o da konuştu; “Tüp gaza zam yok, indirime gideceğiz”… E bu piyasadaki yokluk ne, kazıkçılık, fırsatçılık ne? Demek ki kendisini takmıyorlar bile… Denetim yaptığını söyleseydi bari ya da en azından sussaydı…

 

HEM TALEP, HEM BOYKOT:

Sendikalara bakıyorum, hemen her gün gelişen bir kötü olayla ilgili toplanıp, ilgili kurumun önünde protesto yapıyorlar. Bir süredir bu her gün böyle. Tamam da, aralarında boykotun başını çekenler var, o nasıl iş? “Şu yanlış, bu ters, bunu derhal değiştirin” diyorsunuz da iş sandıkta değiştirmeye gelince boykot mu? Burada bir çelişki yok mu?

 

KASULİDES ELEŞTİRİLERİNİ YUTTU MU:

Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis başkan adayı olacağını söyleyerek istifa edince, Anastasiadis yerine bir öncekini, yani Kassulidis’i getirdi. Ancak Kassulidis, son dönemde Anastasiadis’e BM Güvenlik Konseyi kararlarının tümünün birden kabul edimesi gerektiği, Türkiye’ye yaptırım uygulatma konusunun dış politikasının ana maddesi haline getirilmesi, Rusya’yla bağımlılık derecesindeki ilişkiler konularında ağır eleştiriler yapmaktaydı. Bu nedenle bir Barış insiyatifine de katılmıştı. Şimdi neyi değiştireceğini düşünüyor ki? Siyaseti de siyasetçiyi de anlamak zor…

 

 





Başa dön tuşu