Keşke bu halk yönetimine güven duyabilseydi.
Uzmanlara sorduk. Alınan önlemler parça parça açıklansa da, geç kalmış olsa da, eğer gerçekten uygulanıyorsa, dünyadaki prosedüre uygunmuş. Örneğin, virüs kapmış olanların hastaneye gelmemeleri, belirtilen numaraları aramaları tedbirinin örneğin güneyde uygulanmadığını söylediler.
Allahtan ki, siyasetin dışında işini bilen doktorlarımız var.
Ancak bu paniği sadece güvensizlikle açıklayabilirsiniz. Makarna, un, ekmek depolamak ne demek? Ya tuvalet kağıdı? Dün bir işletme sahibiyle konuştuk. Normalde yer bulunmayan bir mekan. Tabii masalar bomboş. O da panikten şikayet ediyordu. Ama kendisi de panikteydi farkında değil. “Gümrükler kapanır mal gelmezse, halimiz ne olur” diyordu. Akıl alır gibi değil. Niye kapansın ki gümrükler?
Hastalığın kendisinden çok, eğer illa da panik yapacaksak, ekonomik yıkımdan korkmak lazım.
Siz istediğiniz kadar “sadece birkaç ülkeden charter uçuşlara izin verilmeyecek” deyin. İnsanların kafasına kuşku girdi mi, bitti.
Zaten çok fazla yabancı turistimiz yoktu. Çoğunluk Türkiye’den, onun da çoğu kumar turisti. Davranışlarının ne olacağını tam olarak kestiremiyoruz. Kumar mı, sağlık mı? Öncelikleri ne olacak? Ne kadarı olumsuz etkilenecek? Sonuçları kısa sürede ortaya çıkmaya başlar ama ciddi bir kayıp olacağı kesin.
Bütçe açıklarını turizm gelirleri ve üniversite sektöründen sağlayan bir ülkeyiz biz. Bunların en ufak bir şekilde etkilenmesi, bizi darmadağın etmeye yeter.
Bunun üstesinden gelmek ülkeyi yönetenlerin becerisine bağlıydı. Sağlıkla ilgili tedbirleri alırken, işin ekonomi yanını da ele aldıklarını hissetmemiz lazımdı. Onu kaybettik. Şimdi felaketin büyümesini önlemek bizim ellerimizde. Bu panik halinden kurtulmaz, medeni insanlar gibi kendi korumamızı sağlamaz, eve kapanmaya devam edersek, çöküşü hızlandıracağız…
BATIK KREDİ ARTIŞ ORANI KORKUNÇ…
Merkez Bankası’nın 2019 son çeyreğine ilişkin raporunda yine en önce baktığım rakamlar, tahsili Gecikmiş Alacaklar oldu.
Öyle ya, ekonominin genelinde sorunumuz vergi, borç ödemeyle ilgili. Resmen engelliyiz. Çünkü sistem bizi ödemeye zorlamıyor. Hele de ufukta bir seçim varsa, devleti zarara sokma pahasına aflar, indirimler, göz yummalar.
Bankaların Tahsili Gecikmiş Alacaklarında de borcumuza sadık olmadığımız açık. Bunlar da batık krediler. Ödeme gücünün üstünde kredi almalar; ekonominin daralmasıyla işleri batırıp, ödeme güçlüğüne girmeler….
Bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,2 oranında artmış, 1 milyar 266 milyon TL’ye yükselmiş.
2018’in 4. çeyreğinde batık kredilerde artış yüzde 5,5’miş. Bu yılki yüzde 21,2 artış ise korkunç. Ekonominin tepetaklak gittiğinin en basit göstergesi.
Üstelik biliyoruz ki, özellikle devlet bankalarında 10 yılı, hatta 15 yılı aşkın açık duran krediler var. Özel bankalar da hukuk ya da mevzuat sorunları nedeniyle icra takibinde zorluklar yaşıyorlar. Tahsili gecikmiş alacakların yarısından fazlasının yaklaşık 100 kişi ya da firmaya ait olduğu gerçeği de bankacıların dehşetle ifade ettikleri bir durum.
Yasa üstüne yasa çıkarılıyor olsa da, çare olmuyor. Sorun kördüğüme dönüşmüş durumda. Sonuçta, bankalar kendilerini koruma altına alıyorlar, mevduatın krediye dönüşme oranı düştükçe düşüyor.
En basit ekonomik göstergeler bile yönetenleri endişelendirmiyor.
Sonra da umut… Neye, nasıl?
YERİN KULAĞI VAR
O TOPLANTI NİYE YAPILMADI?:
Önceki gün Cumhurbaşkanının başkanlığında yapılacağı açıklanan virüs toplantısı bir türlü yapılmadı. Nedeni de hiç açıklanmadı. Güvensizliği, paniği ortadan kaldıracak tek gelişme olurdu bana göre. Neden çekindiler, neden bir araya gelemediler? Böyle bir günde bile bir araya gelemiyorlarsa, ölmüşüz biz. Cumhurbaşkanı’nın da katıldığı bir toplantıyla bir olağanüstü hal, bir seferberlik falan ilan edilmiş olsaydı, inanın içe de dışarıya da tatmin edici bir görüntü verilebilirdi…
SİBER KİME DESTEK VERECEK:
Uzun zamandır aday olup olmayacağı tartışılan Sibel Siber sonunda aday olmayacağını açıkladı. Siber’in bu kararından sonra şimdi kime destek vereceği merak ediliyor. Son açıklamalarına bakarsak desteğinin Akıncı’ya olmayacağı kesin gibi. Toplumda çok sevilen Siber’in destek vereceği aday, ikinci tur için önemli bir avantaj sağlayabilir. Hangi adaya destek vereceğini bilemeyiz ama, bu süreçte yapacağı açıklamalarda bir işaret verebilir…
İSTEYENİN BİR YÜZÜ:
Financial Times gazetesine konuşan ve “Bunca yıldan sonra Rumların Kıbrıs Türklerini yönettiği federal bir cumhuriyette birleşmemiz gerektiğine inanmıyoruz. Bu, asla kabul edemeyeceğimiz bir şeydir” diyen Başbakan Tatar, “Biz bir Kıbrıs Türk devleti istiyoruz” dedi. Kazanması halinde bu söylediklerinin arkasında ne kadar duracak, göreceğiz…
SAÇMA PANİK:
Önceki akşamki saçma panikten sonra dün sabah marketlere bir baktık. Raflar dolu, eksik yok. Marketler Birliği de mecburen “kıtlık yok” açıklaması yaptı. Kitleleri provoke eden siyasi beceriksizlik oldu. İşin bu boyutunu hiç hesaba katmadılar. Milleti sokağa döktüler. Şimdi Bakan kapı kapı gezip, “panik yapmayın, başka hasta yok” açıklaması yapıyor, geçmiş olsun. Uzmanlara kulak verip, sakin olmak en iyisi…
KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK:
Dün casinocu ve otelciler salgının ülke turizmini olumsuz etkileyeceğinden dem vurdu, bugün ise acenteler, ülkede tatil amaçlı bulunan yüzlerce turistin ülkelerine geri gönderilmesi için bilet paralarının devlet tarafından karşılanmasını istemiş. İyi de bu insanlara özel sağlık sigortası yapılmadı mı da devletten talepte bulunuyorsunuz? Yaptığınız (eminim birçoğu yapmamıştır) bu sigortadan bunu karşılayabilirsiniz. Devlet niye ödesin ki…
ÇOCUK MU KANDIRIYORSUNUZ:
Dünyada petrol fiyatları düşüşte geçen yıl 70-80 dolar olan varil fiyatı, bu günlerde 30-35 dolar arası seyrediyor. Fiyatlar neredeyse yarı yarıya düştü. Türkiye’de hükümet akaryakıt fiyatlarında indirime gitti. Bizimkiler ise, “zam yapmadık” diye bizi kandırıyor. “Zam yapmadık” diye övüneceğinize, indirin fiyatları da görelim…
ZİRVEDEKİLER
Yerel Yönetimler: Birçok belediye önlem alıyor, uyguluyor. Hani hükümetin yapmadığını yapıyorlar dersek yanlış söylemiş olmayız. Oyun alanlarını kapattılar, toplu yaşam yerlerini, toplu taşıma araçlarını ve özellikle okulları ilaçlıyorlar. Halk somut olarak yapılanı görüyor. Ancak bu iş bir defayla kalmamalı. Hiç olmazsa tehlike geçinceye kadar sürekli hale getirilmeli…
DİPTEKİLER
Güleyim Mi, Ağlayım Mı?: Ülkenin Başbakanı Tatar, Koronavirüs saptanan Alman hastanın ülkeye geldiğinde semptomu bulunmadığını kaydederek, “Bu hanım epeyi de gezmiş, müzelere gitmiş ve akşam da hasta olmuş. Sabah belli oldu” dedi. Halbuki turist dediğin öyle etrafı, müzeleri falan mı gezer? Gider oteline hanım hanım oturur. Neredeyse gezdiği için turisti suçlayacak.ss
































