Sendikalardan oluşan emek platformu, özel sektör çalışanlarına destek amaçlı eylemler yapacaklarını açıkladı.
Talepleri arasında, iş güvencesi, çalışma saatleri, işçilere de 13. maaş var.
Dikkatimi çekti, örgütlenme hakkı yok…
Halbuki bu saydıkları hakların uygulamaya geçebilmesinin tek yolu, işçinin örgütlenmesi.
Özel sektör çalışanları için kurulmuş sendikalar var. Ancak işçi nüfusunun yüzde kaçı sendikalı acaba? Basın gibi duyarlı kesimlerde tamam da diğerleri yok sayılır.
Eğer tüm sendikalar gerçekten bu yola baş koyacaklarsa, hedeflerin başında sendikal örgütlenmenin yasallaşması olmalıydı.
Sendikalaşma zorunlu hale getirilmedikçe, patronlar sendika üyesi çalıştırmaz. Bu kırk yıldır böyledir, böyle de olmaya devam edecek…
Örgütlenmemiş emeğin çalışma saatinden, iş güvencesinden bahsetmek mümkün müdür?
Peki, çoğunluğu kamuda örgütlü sendikalar, dıştan bunu nasıl başarabilirler?
Eğer gerçekten samimi iseler, öyle yönetim kurullarından oluşan 15-20 kişilik gruplarla sembolik eylemler yerine, kitlesel eylemleri organize etmenin yolunu aramalılar.
Dünyada bu mücadele böyle kazanıldı. Başka da yolu yok…
Seçim zamanı fırsat… Hedefi somutlaştırın, şimdilik hiç olmazsa kendi kitlelerinizi, özel sektörde çalışanların hakları için sokağa dökmekle işe başlayın. Bu bile yeterli.
Başarabileceğimize inandırın bizi. Ses çıkarın, demokratik katılımcılığı dibine kadar ortaya koyun, sallayın ortalığı. Biz de destek verelim. Halkı arkanıza alın. Bakalım o zaman seçime girecek partiler ne diyecek…
Yok yine gruplarla çelenk koyma eylemleri yapacaksanız, vaz geçin, bunlara bağışıklık kazandılar. Emeğinize yazık…
TÜRKİYE İLE TİCARET NEDEN DÖVİZ ÜZERİNDEN?
Genç İş adamları da bir paket açıklamış.
Onun en dikkat çeken noktası, Türkiye ile ticaretin dolar yerine TL ile yapılması talebi…
Bir milyonuncu defa dile getirilen bir talep. Ama nedense kimse tam olarak üstüne gitmediği için, orada burada programa alınmışsa da asla gerçekleşmiyor…
Türkiye’de üretilen bir ürün, KKTC’ye dolar hesabından giriyor. Akıllarına ilhakı getiriyorlar da iş KKTC’ye ihracat yapmaya gelince, üçüncü ülke muamelesi görüyor. Zaten çektiğimiz dert, Türk Lirası’nın değer kaybı. Bir de bunun üstüne, çifte zarar görüyoruz. Gümrük işlemleri ha keza, onlar da döviz cinsinden…
Devletin bu yoklukta gelirlerinden feragat etmesi çok beklenmez. Nereden ne elde ederim derdindeyken, mesela KDV’yi ya da stopajları indireceklerini hiç sanmam. Ama Türkiye’yi sadece para istenecek yer olarak görmekten vazgeçebilseler ve en azından şu ticareti TL’ye çevirtebilseler, piyasa gerçekten rahatlayabilir.
Nedir bunun önündeki engel, biri çıksın da bize açıklasın artık…
YERİN KULAĞI VAR
UBP 12 YIL RUHSUZ KALMIŞ:
UBP’nin yeniden 2009 ruhuna döndüğünü söyleyen UBP Lefkoşa İlçe Başkanı Sadık Gardiyanoğlu: “Sucuoğlu ile sadece parti değil, ülke de rahatladı” demiş. Ülkeyi bilmem ama, partinin rahatladığı kesin. Anlayamadığım ise UBP 2009 ruhu… İyi de 12 yıl partide ruh yok muydu? Beni ilgilendirmez ama, en hafifinden 2009- 2021 arasında başkanlık koltuğunda oturan ve partinizi iktidara taşıyan başkanlarınıza ayıp etmiyor musunuz?
“EN İYİ PARAYI” SİZ ALAMADINIZ:
Yıllardır “Türkiye’den en iyi parayı biz alırız” diyerek saltanatını sürdüren UBP’nin toplumda yarattığı bu algı sona erdi. Baksanıza son 2 yıllık iktidarlarında bırakın “en iyi para almayı” sözü edilen miktarın yüzde 30’unu alabilmişler. Söz vermişler, imza atmışlar, yan çizmişler, taahhütlerini yerine getirmemişler. Onca tantana, şatafat ve sonuç olarak protokolde yazılan 3 milyar 258 milyon kaynağın sadece 953 milyonu aktarılmış. Her seçim olduğu gibi yine çıkıp, “Türkiye’den en iyi parayı biz koparırız” diyecekler mi acaba…
CHP’DEN BEKLENTİ, SORUNLARI ANLAMALARI:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun KKTC ile ilişkileri geliştirmek üzere Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş’ı görevlendirmesi doğru bir kararmış. Başkan, ağır toplarla bir çıkartma yaptı. Bunun bir nezaket ziyareti olmadığı açık. Biz karşı bir müdahale beklemeyiz. Zaten öyle bir niyetleri olduğuna da asla inanmam. Umarım CHP heyeti, Kıbrıs Türkünün nabzını iyi tutar. Sorunları ve nedenlerini doğru not alır. Sadece bunu bekliyoruz. Ve buna öyle ihtiyacımız var ki…
NİYE İSTİFA ETMEMİŞ?:
Maliye Bakanı Dursun Oğuz’un bütçeyi sunuş konuşmasını bilmeyen biri dinlese, “Konuşan, muhalefet vekili mi” diye sorar. Bütçe açığı rekor düzeye çıkmış. Bakan, plan-programsızlıktan, öngörüsüzlükten dem vuruyor. Sanki yönetimde kendileri değil de bir başkası. Bunu söyledikten sonra, dövizin yükselmesi, pandemi falan bahane olarak kalır. Peki o zaman madem bu kadar kötü yönetilmiş, istifa etseydiniz ya? Kim engel oldu? Sizi orada kalmaya kim zorladı? Kimi kime şikayet ediyorsunuz?
PARA BİTİNCE AKIL KOYDULAR:
Öngörüsüz harcamalar bütçe açığının en önemli nedeniymiş. İşte bir tanesi, karantina otellerine 171 milyon, testlere 68 milyon lira harcanmış. Zamanında herkes yırtındı,” yurt dışından gelecek olanlar karantina ücretlerini, test paralarını kendileri ödesin” diye. Tam bir buçuk yıl kulaklar sağır oldu. Yok turist gelsindi, yok öğrenci gelsindi. Ne oldu? Para bitince kendilerine ödetmeye başladınız. Bunu baştan yapsalardı, bu ödenen miktarın çok daha azını ödeyeceklerdi. İşte kötü yönetim, işte adam kayırma, işte plansızlık…
DOSTLAR ALIŞ VERİŞTE GÖRSÜN:
Ticaret Odası, hükümet ve şimdi de GİAD “kısa vadeli” önlem paketleri açıklıyor art arda. Hükümet de otel salonlarında güya sorunlara çözüm üretmek adına komiteler kuracakmış. Yahu 2 aylık hükümet ne zaman komite kuracak da bu komite de çalışıp sorunlara çare üretecek? Dostalar alışverişte görsün misali seçim öncesi iş yaptıklarını gösterecekler. Örneğin GİAD’ın önerisi gibi, bundan böyle “TC ile yapılan tüm ticaretin TL ile yapılması” kararını alabilir misin, sen onu söyle…
BİZDE %50 +, GÜNEYDE %4:
Ekim ayı itibarıyla yıllık enflasyon kuzeyde yüzde 50 kusur iken Güney Kıbrıs’ta yüzde 4.4 olmuş. Ve bu rakam AB ortalaması olan yüzde 4.1’in üzerinde çıkınca Rumlar hükümete tepki göstermiş. Biz ne diyelim adamların 10 katından fazla bir enflasyonla yaşamaya çalışıyoruz. Adamlar binde 3’lük farkı bile protesto ederken biz bırakın tepkiyi, “kader” diyerek rıza gösteriyoruz…
































