KıbrısRöportaj

“Evlilikler de, boşanmalar da oyun oldu”


Çift terapisti Refia Erosal: Vitrin evlilikleri yapılıyor. Özü, ortaya çıkınca, çatışma yaşanıyor. En ufak rüzgârla savruluyorlar. Evliliklere yapılan yatırım ilişkilere yapılsa, daha mutlu hayatlar olacak

nezire gürkan

Nezire GÜRKAN

“Hayat tarzına, telefonuna, kıyafetine bakarak vitrin evlilikleri yapılıyor. Veya aşk deyip ayaklar yerden kesiliyor. Sonra özü, esası ortaya çıkınca, ayaklar yere basınca anlaşmazlık, çatışma yaşanıyor. En ufak rüzgârla savruluyorlar. Evlilikler de, boşanmalar da oyun haline geldi, sanki ispastıra oynar gibi. Evliliklere yapılan yatırım ilişkilere yapılsa, daha mutlu hayatlar olacak…”

“Kıbrıslı aileler genellikle sorumluluk sahibi çocuklar yetiştiremiyor. Aynı durum evlendirince, hatta çocuk/torun sahibi olunca da devam ediyor. Yemeği hazır, evi hazır, çocuğuna bakıyoruz! İyilik yaptığımızı sanırken, kötülük yapıyoruz. Destek evet ama sınırları aşıyoruz ve aşırı korumacılık zarar veriyor…”

“Çift terapilerinde yaşadığım en büyük travma, erkeklerin de şiddete uğradığını görmek oldu. Hem psikolojik, hem fiziki şiddet. Ve erkeklerin başvurabileceği yer yok, polis bile ciddiye almıyor…”

Bu sözler, Klinik Psikolog Refia Erosal’a ait. Aynı zamanda Psikologlar Derneği Başkanı. Uzmanlık alanı, çift terapisi. Sadece çiftleri kabul ediyor. İlişkisinde, evliliğinde sorun yaşayanlar, boşananlar, boşanıp tekrar bir araya gelmek isteyenler. Çift olarak kabul ediyor, onun dışında yönlendiriyor. Bu çiftler arasında ülkede yaşayan yabancılar ve eşcinseller de var.

48 yaşında üniversiteye başladı, şimdi hem uzman hem öğrenci

Mısır turunda tanıdığım, tanıştığım Refia Erosal, mesleğiyle pratiği denk düşenlerden. Güçlü, derin yaşam pratiği, tavır ve ilişkilerine pozitif yansıyanlardan. İlginç bir yaşam yolculuğu. 18 yaşında evlendi, eşinin doktorası nedeniyle 5 yıl İngiltere’de yaşadı, burada tasarım eğitimi aldı, adaya dönünce Türk Bankası’nda çalıştı 25 yıl. 48 yaşında emekli olunca, ”boşlukta kalırım” düşüncesiyle üniversiteye başladı. Bankacılıkla, rakamlarla alâkasız bir alanda. Yakın Doğu Üniversitesi’nde psikoloji okudu, 50’li yaşlarda masterli psikolog oldu. Klinik Psikoloji alanını seçti. Şimdilerde 65 yaşında, hem özel kliniğinde çiftlere terapi hizmeti veriyor, hem aynı üniversitede doktora yapıyor ve yarı zamanlı ders veriyor.

Eşi Alpay Erosal, oğulları Enis ve Emre ile birlikte bilgisayar şirketleri de var. KKTC’nin ilk bilgisayar şirketlerinden EBİM, şimdilerde System Co.

İtalyan Madam Rina’nın gelini

Çiftlere yönelik terapilerinde yaşadığı deneyimleri, boşanmaları konuşmak için sözleştik ama kısa özgeçmiş derlemesi yaparken, İtalya bağlantısı olduğu da ortaya çıktı. Meğer, eşi anne tarafından İtalyan. Ve daha ilginci, evliliği öncesinde de, bebekliğinden itibaren Refia’nın hayatında olan bir kadın İtalyan Nazarena Masanti, kısa adıyla Rina.

Evliliğinden itibaren 1940’lı yılların sonunda Kıbrıs’a yerleşen, 10 yıl önce hayatını kaybeden, Lefkoşa Devlet Mezarlığı’nda gömülü Katolik Rina… “Efsane” diye anlattı onu Refia Erosal…

Vatikan karşı çıktı, Papa onayıyla evlendi

İkinci Dünya Savaşı yılları. Lefkoşalı Behiç Naci Osman (Alpay Erosal’ın babası), İngiliz ordusuyla İtalya’da asker. Karargâhta gizlice köpek besler. Komutanların denetime geleceği bir gün, ceza almamak ve köpeği korumak için bölgedeki bir evin kapısını çalar. Köpeğe bakmalarını ister, onlar da kabul eder. Evin kızı Nazarena ile tanışmaları böyle olur, ahbaplıkları gelişir, evlenmeye karar verirler. Ancak Katolik Nazarena’nın bir yabancıyla evlenmesine Vatikan’dan izin çıkmaz. Papa’dan özel izin alınır, kilisede olmaması şartıyla nikâh yaparlar. İlk çocuğun ardından 1948’de adaya dönerler.

Kıbrıs’ta da buradaki aile kabullenmez ve Yorgoz’daki akraba onlara sahip çıkar. Bu akraba, Refia’nın anneannesi. Uzun süre burada kalırlar. Alpay dâhil 2 cocuğu daha olur çiftin. Sonradan Lefkoşa’ya taşınırlar ama ailelerin birlikteliği devam eder. Refia’nın hacı annesi, Nazarena’nın en iyi arkadaşı olur. Biri hacı, biri Katolik.

Refia ve Alpay da bu ortamda birlikte yetişir, anlaşarak evlenirler.

“İnanılmaz bir kadındı. Çocukluğumdan itibaren hayatımda etkili oldu. Sonra kaynanam oldu. Ona hep yenge veya Madam diye hitap ettim. Çocuklarım üzerinde de çok etkili oldu. Cuma günü camiye, pazar günü kiliseye götürürdü çocuklarını, Ramazanlarda iftar sofraları kurar, oruçluları davet ederdi. Çok sıkıntı çekti ama hiç pes etmedi.  Ondan hoşgörü, mücadele azmi, insan sevgisi öğrendik” diyor Refia Erosal.

Cenazesi de özel izinle

Yaklaşık 10 yıl önce hayatını kaybeden bu efsane kadının evliliği gibi, cenazesi de ilginç oldu. Lefkoşa Devlet Mezarlığı’na gömülmek istemiş. Güney Kıbrıs’tan papaz gelmiş, izin almışlar ve camiye girmeden, cami önünde düzenlenen törenle buraya defnedilmiş…

“Kayınvalide ve kayınpeder artık hayatta değil ama biz aileyle bağımızı hiç koparmadık. Her yıl veya iki yılda bir İtalya’ya, aileyi ziyarete gidiyoruz” diye ekledi Refia Erosal.

Madam’ın etkisi çok

Kendinin, eşinin özgeçmişine, İtalyan Madam’ı konuşmaya dalınca “esastan uzaklaştık” dedim; “Bunu aktarmadan olmazdı, çünkü hayatımda, mesleğimde, şekillenmemde, hoşgörümde Madam dediğim o efsane kadının rolü çok” karşılığını verdi Refia Erosal.

Aralarında yabancıların ve eşcinsellerin de olduğu çiftlere terapi hizmeti veriyor. Günde ortalama iki çift kabul ediyor. Evlilikler, birliktelikler, ilişkilerde yaşanan sorunlar, boşanmalar uzmanlık alanı.

Vitrin evlilikler

Çok sorunlu mu evlilikler?

“Evet, çok sorunlu. Özellikle son yıllarda. Çünkü insanlar artık vitrin evlilikler yapıyor. Saçına, başına, telefonuna, hayat tarzına, kariyerine, arabasına bakarak evleniyor. Arkasında, özünde ne var bakmıyor. Oysa hepimiz sırtımızda bir çanta ile giriyoruz evliliğe. O çantanın içi çocukluğumuzla, ailemizle, geçmişimizle, arka bahçemizdekilerle dolu. Evlenince bunlar bir bir dökülüyor ve bir bakıyorsunuz ki hiç tanımadan, ortak yanınız olmayan, hayatı paylaşamayacağınız biriyle evlenmişsiniz.”

Vitrin evliliğe vurgu yaparken şu örneklemeyi yaptı Refia Erosal…

“Vitrindeki ayakkabıyı çok beğenip ayakkabı dükkânına girersiniz. Ayağınız 38, vitrindeki 43. Sizin ayağınıza uygun yok diyor adam. Elimizde kalan tek ayakkabı da vitrindeki. O zaman niye vitrinde tutuyorsunuz! Müşteriyi içeriye çekmek için.”

Aşk hastalıktır

Uzun yıllar tanıştıktan sonra veya aşkla evlenip savrulanlar da çok…

“Doğru, bu durumda olanlar da az değil. Birçok etken var anlaşmazlıklarda, geçimsizliklerde. Ama en yaygın olan birbirini tanımadan veya aşk evliliği yaptığını sanıp birlikte hayat kuranlar. Birbirini tanımadan evlenme ile aşk evliliği arasında çok fark da yok. Çünkü aşk bir hastalıktır. Aşık olunca dünya tozpembedir, size esası göstermez. Gerçekle yüzleşince aşk da bitebiliyor. Sağlıklı olan aşkın sevgiye dönüşmesi. Çünkü o zaman emek, hoşgörü, saygı, sorumluluk devreye girer. Evlilik, ortak hayat, birlikte yaşam emek ister, sorumluluk gerektirir.”

Aileler sınırları aşıyor, zarar veriyor

Evliliklerde çok sorunlar yaşandığını, çiftlerin en küçük sorunla savrulduğunu, boşanmaların arttığını anlatan Refia Erosal, “Son zamanlarda, boşandıktan sonra tekrar birlikte olmanın yollarını arayan, mali nedenlerle veya erken karar verdiklerini düşünerek yeniden bir araya gelmenin yollarını arayan çiftlerin sayısında da artış var” dedi.

Bu durumda, ailelerin çocuk yetiştirirken ve hayatlarının devamında çocuklarıyla ilişkilerinin de büyük payı olduğunu vurgulayan Erosal, şunları kaydetti:

“Kıbrıslı aileler genellikle sorumluluk sahibi çocuklar yetiştiremiyor. Çöpü bile çıkarmıyor çocuklar, her şeyi anne baba üstleniyor. Odasının, yediği yemeğin, çıkardığı bulaşığın sorumluluğunu taşımalı bir çocuk, bir genç. Üniversitede okuyan genç kendi çamaşırını yıkamak yerine, her hafta sonu annesine getiriyor. Anne haftada iki defa yemek yapıp üniversitede okuyan kızına/oğluna götürüyor. Bu çocuk, genç hayatla nasıl tanışacak! Hayat hep okul, not, diploma değil ki. Sorumluluk almalı, kendi başının çaresine bakmayı öğrenmeli. Aynı durum evlendirince, hatta çocuk/torun sahibi olunca da devam ediyor. Yemeği hazır, evi hazır, çocuğuna bakıyoruz! İyilik yaptığımızı sanırken, kötülük yapıyoruz. Destek verelim evet ama korumacılık zarar veriyor.”

Cinsellik ödül ve ceza olarak kullanılıyor

Boşanma ve çiftler arası ilişkilerde yaşanan sorunlarda cinselliğin, cinsel sorunların etkisi?

“Çok yaygın. Çok dile getirilmeyen, şiddetli geçimsizlik adıyla kamufle edilen, 5-6 seans sonrası dile getirilebilen sorunlar var. En önemlisi kadınların cinselliği ödül ve ceza olarak kullanması. Bir diğeri de cinsel hayatın takvime, rutine bağlanması, görev gibi algılanması. Bunlar ilişkilerde çok hasar yaratıyor.”

Bet ve kumar

Bet, kumar?

“O da var. Bazen neden, bazen sonuç; ama var. Özellikle erkeklerde sorun. Bu konuda en büyük problem, buraların artık çok kolay ulaşılır olması ve çok maddi güç gerektirmemesi.”

Erkek de şiddet görüyor

Terapilerde bugüne kadar yaşadığı en travmatik olay nedir?

“En büyük travmam, çiftler arasında erkeklerin de şiddete uğraması. Karısının, birlikte olduğu kadının şiddetine maruz kalan erkekler az değil. Hem psikolojik, hem fiziki şiddet. Vazo savurma, ısırma vs. Üstelik bu erkeklerin başvuracağı yer de yok. Bir tanesi polise başvurdu, gülmüş polis, ciddiye almadı. Ben de teyit ettim, ‘doğrudur, yapacak bir şeyimiz yok’ dedi polis. Bir olayda da, sürekli karısının şiddetine maruz kalan adam bir gün kollarından tutup sarsmış karısını ve kolları morarmış. O kadın polise şikâyet etti, sürekli şiddet mağduru adam şiddet uygulayan koca oldu. Şiddetin her türüne karşı çıkmamız gerekir. Bu nedenle sadece kadına şiddeti gündemde tutmak haksızlık gibi geliyor bana.”

İlişkiye yatırım, evlilik öncesi terapi

Sağlıklı ilişkiler için öneriler…

“Uçağa bindiğinizde ‘herhangi bir tehlike anında önce kendinizin, sonra çocuğunuzun maskesini takın’ derler. Yani sağlıklı çocuk yetiştirmek için önce sizin sağlıklı olmanız gerekir. Sağlıklı ve sorumluluk sahibi, kendini yönetebilen, kişilikli bireyler yetiştirmek işin başı. Aile ortamına zaman ayıralım, birlikte zaman geçirelim. Çok yoğunsak bile haftanın 2-3 günü birlikte masaya oturalım. Evlilik öncesi danışmanlık alalım. Evliliğe, evlenmeye, düğüne, eve dünya kadar para harcıyoruz; ilişkilere de yatırım yapalım. Çünkü evlilik oyun haline geldi. Boşanma da öyle. Her boşanmada çocuklar dâhil en az 10-15 insan etkileniyor, çoğu zaman boşanma halinde bile problemler ömür boyu sürüyor.

İletişim hayatın sırrı. Sağlıklı bireyler, sağlıklı ilişkiler için iletişim kanalını hep açık tutalım. Konuşmaktan çok dinleyelim, duyalım. Söyleneni de, söylenmeyeni de duyalım. Problemleri de konuşmayı öğrenelim. Unutmayalım ki hiçbir evlilik, ilişki tozpembe değil. Deniz dalgasız olmaz. Batmadan dalgayı aşmayı öğrenmemiz, sörf yapmamız gerekir.”

(Havadis/11 Mart 2019)

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı