Köşe Yazarları

Eski çamlar bardak oldu!


Toparlanıyoruz Hareketi tarafından hazırlanıp, yüzlerce kişiye imzalatılan Toplum Sözleşmesi’nin “Temiz Bir Toplum İçin” başlığı altında: “Kalemini satan veya doğruları çarptıran yazarlara ve bu kişilerin yer aldığı medya kuruluşlarına tepki koyacağım. Medya-siyaset ilişkisinin bir menfaat ilişkisi olmaktan çıkarılarak toplum yararını merkeze alan bir hale dönüştürülmesi ve medyanın siyaset tarafından baskı altına alınmasının önüne geçecek düzenlemelerin yapılmasını talep ediyorum.” cümleleri mevcuttu.

Toplum Sözleşmesi, aha da tam karşımda, duvarda asılı duruyor.

“Eski çamlar bardak oldu”(TDK sözlüğü: Dönem değişti, eski tutumların bir değeri kalmadı, durumlar tümden değişti.) misali, verilen tüm sözlerin açıkça ve hunharca çiğnenmesi faaliyetleri, hız kesmeden devam etmekte ve halkın aldatılması, egolarına, şahsi çıkarlarına önem verip, bunları her şeyin üzerinde tutanlar, tutarsızlıklarına, çelişkilerine, gerçek yüzlerini sergilemeye devam ediyorlar.

Siyasilerimizden biri: “Gazetelerin tüm siyasileri eleştirdiğini, eleştirmeye devam ettiğini ve sağlıklı bir demokrasi için eleştirmeye devam etmelerinin çok önemli olduğuna” vurgu yaparken, bir diğeri; kendilerini köşe yazarlarının tehdit altına almasından, zaten hükümete de destek verilmediğinden, dem vurmayı kendisine yakıştırabiliyor.

Kumarhanelere, sermayedarlara, otellere, üniversitelere, hayvancıya, çiftçiye, tanıtıma, turizme, spora ve daha nerelere; katkı, istisna, muafiyet, fon, bağış, teşvik, af, adı altında milyonlar harcayan “Dün Dündür Bugün Bugündür Hükümeti” sadece 4 gazeteden katkısını esirgemektedir. Sadece bu 4 gazeteye değil, bütün “gerçek” basına katkıyı düşüneceğine, olmadık mazeretler üretmekte ve “uyduruk” basına şirin görünme rollerine bürünmektedir.

Katkı almaya, Bakanlar Kurulu kararı ile, belirli kriterleri (http://95.0.174.26/sites/default/files/bk_ek_belgeleri/1531402593//TE%28K-I%29760-2018.pdf?fbclid=IwAR1_-i-Qzt7LhphzgRyXWTRmhyRFpFpeMYradb5j2lK52VcIvVTM-7fWmoY) yerine getirerek, hak kazanan bu kuruluşlar, artık bu taleplerinden “biz dilenci değiliz, sadaka istemiyoruz” diyerek, vaz geçmiş durumdadırlar.

Özgür, aydın, ilerici, barış yanlısı, gerçekçi, eleştiren, sorgulayan, rahatsız eden, doğruları söyleyen, ipliğinizi pazara çıkaran, maskelerinizi düşürüp gerçek yüzlerinizi ortaya çıkaran basını susturmanın kolay olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa?

Yanılıyorsunuz!

Bu iletişim çağında bu mümkün değil. Orta çağ zihniyeti bile size bol gelir. Havuz medyası yaratma hayalleriniz gerçekleşmeyecek, “kendim çalar kendim söylerim” hayalleriniz suya düşecektir.

Attığı imzaya bile sahip çıkamayan bir siyasinin, gözlerde ve gönüllerde zerre kadar kıymeti kalmaz!

Her söylediğinin tersini yapan, hiçbir sözünü tutmayan, halkını değil kendi siyasi geleceğini düşünen bu kişiler, her geçen gün toplum tarafından tanınmakta ve itibar kaybetmektedirler. Hata üstüne hata yapmalarının sebebi de bu tükenmişlikten başka bir şey değildir.

Bu yaptıklarınızın; kalemini satanlara, doğruları çarptıranlara ve bunların olduğu medya kuruluşlarına yarayacağının farkında olmadığınıza, asla inanmıyorum.

Medya-siyaset ilişkilerinin bir menfaat ilişkisi olmasına, toplum yararını değil, şahsi menfaatleri merkeze almasına, medyanın siyaset tarafından baskı altına alınmasına vesile olacak durumlara imza attığınızı bir kez daha hatırlatmak isterim.

Attığınız imzayı unuttuğunuzu, çiğnediğinizi, insanları aldattığınızı, hatırlatma gereği duymuyorum bile!

Temiz bir toplum için ha?!!!

Hıh!



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı