Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Esas mesele

 

Tezgahtardır diyelim ya da bir inşaatta işçi asgari ücrete çalışmakta ama cebinde akıllı telefon.

Hiç bilemediniz 2-3 bin liradan aşağı değil.

Ne eder, ne yapar o telefonu alır.

Lüks olmaktan çıkmış ihtiyaç haline gelmiştir; dünya orada!

Cinayetlerin yüksek oranlarda seyrettiği, hukuksuzluğun hat safhada olduğu, sürekli darbelerin yaşandığı, insan haklarının yerlerde süründüğü bir ülkede cep telefonu satışları üzerinden ülkenin kalkınmış ve refah bir ülke olduğunu iddia etmek olur mu?

Bir istatistiğe göre 2017 yılında akıllı telefon kullanan ülkelerde Japonya ile Türkiye yüzde 50 oranında eşit durumda görülüyor!

Buzdolabının icadı 18. yüzyılın sonlarına denk uzanır.

Bu icadın kökleri İngiliz araştırmacılarla başlar daha sora Amerika’da geliştirilir.

  1. yüzyılda az miktarda da olsa buzdolabı üretilir.

Buzdolabı için ilk kullanılan soğutucu gazlar patlamaya müsait olduğundan bunun üzerinde epey kafa patlatılır.

O dolaplar riskli olmasına rağmen o dönemlerde üretilmeye devam edilir.

Sonra buzdolabı denen icat patlama riski sıfır olan gazlarla çalıştırılır ve tam randıman alınmaya başlanır ki artık dönem 20. Yüzyılın başlarıdır ve ilk çeyreğinde seri üretime geçilir, dünya yaygın olarak buzdolapları ile tanışmış olur…

Sene 2018.

  1. yüzyıldayız.

Buzdolabı kullanımının kalkınmışlık göstergelerinde yerinin olması olağan mı?

Zamanı geriye sarmak değil mi bu?

Sıradan bir ihtiyaçtır ve her evin olmazsa olmazı olmuştur çoktandır.

Bir aile ekonomisi hangi düzeyde olursa olsun, buzdolabı bunun içindedir…

“Kalkınmışlık göstergeleri” Birleşmiş Milletlerin saptadığı endekslerde  belirlenmiştir.

Bunun siyasi, hukuki, insani ve sosyal, nüfus kalitesi, ar+ge (araştırma-geliştirme) gibi göstergeleri vardır…

Çekinmese her evde “lamba” var,

Yılda bu kadar lamba satılıyor,

Şu kadardan şu kadara çıktı, diyecek!

Hatta bıraksalar “lambayı biz icat ettik” diyecek!

Der mi?

Amerika Müslümanlar tarafından keşfedildiğine göre der yani!

Bir ekonomist bir ülkenin “Ekonomisinin lokomotifi inşaatsa geri kalmışlığına, sanayi ürünleri ise kalkınmışlığına işarettir” der…

Bir cumhurbaşkanı adayı hapiste.

Propagandasını eşine telefonda yaptığı konuşmayla yapabiliyor ancak!

Öte yandan yargı tek elde toplanmış,

Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda darbe yapılmış,

Memleket OHAL’de!

Binlerce kişi içerde; yazarlar çizerler düşüncelerinden dolayı müebbet hapislik cezaları alabilmekte…

Yani “hukuki gösterge” perişan…

“İnsani ve sosyal gösterge” ne durumda?

Yani cinayetler, tacizler, tecavüzler, kadınlara şiddet olayları, hırsızlıklar ve saire…

Ne durumda?

Her an bir cinayetin, bir tecavüz olayının olduğu bir yerde böyle bir gösterge o ülkeyi hangi statüye veya kategoriye koyar?

“Siyasi gösterge” hakkında isterseniz bir şey yazmayalım!

Tekmil berbat!

Durum bu iken,

“Her eve buzdolabı giriyorsa refah seviyesi var demektir” diyor!

Alkışlanıyor tabii!

Belki de esas mesele bu!