Köşe YazarlarıSürmanşet

Erkekler eğilip kadınların eteğini öpmeli


Yeni Zelanda, İzlanda, Almanya, Tayvan, Norveç, Finlandiya ülkeleri arasında ne gibi benzerlikler var?

Bu ülkeler Korona belâsını büyük yara almadan atlatmıştır. Hastaneler aksamadan çalışmış ve mümkün mertebe az sayıda insan kaybedilmiştir. Bunlar ne Amerika gibi askeri gemilerden hastane oluşturdular ne de İngiltere gibi gecekondu hastanesi dikmek zorunda kaldılar.

İkinci ortak yanları da bu ülkelerin kadınlar tarafından yönetiliyor olmalarıdır. Bu bir rastlantı mı? Hiç sanmıyorum. Belli ki erkeklere oranla kadınlar insan hayatına daha çok önem veriyorlar. Bu konularda daha tedbirliler daha akıllılar.

Boşuna değil, erkekler daha çok güçlü, kuvvetli ve tahripkâr özellikleriyle kadınlar ise güzellik ve zarafetleriyle kendilerini gösterirler. Hayvanların en güçlü ve en dayanıklı olanı, dişiyle veya dişilerle çiftleşme hakkını elde eder. En güçlü olanın DNA’sı bir sonraki kuşağa aktarılır. Arada sırada güşsüzler de çiftleşme olanağı bulabilir. Onlar da beceri ve zekâlarını aktarmış olurlar. Kuşlarda durum farklıdır. Onlarda seçici konumunda olan dişi kuştur. Bu nedenle süslü püslü ve renkli olanlar erkek kuşlardır. Ayrıca erkek kuşlar yuva inşa etmede usta olmalılar.

Korona virüsünü kötü yöneten ülkelere baktığınız zaman orada da ortak bir özellik farkedebilirsiniz. Amerika, Brezilya, Britanya, Hindistan, Rusya, İtalya gibi Korona’ya teslim olan ülkeler; otokrat, popülist, erkek politikacılar tarafından yönetilmektedirler.

Bunun ender istisnalarından biri Türkiye oluyordu ama o da ansızın çukura düştü. Günlük vaka sayısı binin altına indi, “500’ün altın iner mi?” sohbetleri yapılırken vaka sayısı birden 1,500’ün üstüne tırmandı. Demek ki kural orada da çalışıyor. Bugünlerde Ercan İstanbul uçuşları başlıyormuş. Allah sonumuzu hayreyleye.

Sahi, şu özel izinle gelen uçak yolcuları ne oldu? O işi anlayan var mı? Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın. İzni kim verdi? Kime verdi? Niçin verdi? Bu özel kişiler ne gibi özel işler yapıp gittiler? Yaşlılıktan mı nedir, kafam, erkân-ı hümümet-i umumiyeninkiler gibi şip şak çalışmıyor. Çocuklara anlatır gibi anlatsınlar da bunamışlar da anlasın. (Anlaşılan kabak Ünal Üstel’in başında patladı. Yoksa doğruyu söyleyen bir tek o muydu?)

“Olayın yer aldığı oda”

Kısa bir süre önce yayınlanan ve First Lady Melania’nın ne denli kurnaz ve hesaplı kitaplı olduğunu anlatan “The Art of her Deal: The untold Story of Melania Trump” (Pazarlık Sanatı: Melania Trump’ın anlatılmamış Hikâyesi) kitabından sonra Donald Trump’ın başını ciddi şekilde ağrıtacak yeni bir kitap piyasaya çıkıyor. Kitap daha piyasaya çıkmadan çıkardığı gürültü, dört bir tarafa yankılandı.

Kitabın yazarı John Bolton. 2018-19 yıllarında 453 gün süreyle Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak Beyaz Saray’da çalıştı. Aşırı sağcı biridir. O kadar ki Beyaz Saray çevrelerinde “Bombacı Bolton” olarak anılırdı çünkü liderlerini beğenmediği ülkelerin bombalanmasını savunurdu. İran, Suriye, Küba, Yemen, Venezuella, Kuzey Kore ve Libya gibi ülkeleri bombalayıp liderlerini değiştirmeyi açıkça dile getiren biriydi.

Üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti’de milliyetçi muhafazakârlığın ideloğu olduğu biliniyor. Orta yol muhafazakâr bir partiyi Donald Trump’ı seçtirecek kadar aşırı sağa çekmeyi başardığını dile getiren yazarlar vardır. Trump’ın 2016 seçim kampanyasının ideoloğu Bolton’dan başkası değildi.

2 milyon Dolar karşılığında kaleme aldığı anılarını “The Room Where It Happened: A White House Memoir” (Olayın Yer Aldığı Oda: Beyaz Saray Anıları”) adlı kitapta topladı. Karton kaplı kitabın fiyatı 32.50 $, ama şimdiden sipariş verilirse Amazon’daki fiyatı 19.42$. Fiyatı makul diye iştahım kabardı ancak 38.98$’lık posta parasını görünce iştahım kapandı.

Ayın 23’ünde satışa sürülecek olan kitabın eleştirilerinden anladığım kadarıyla Bolton, anılarında Trump’a veriştirdikçe veriştiriyor. Onun cahil ve beceriksiz olduğunu, yeniden seçilmekten başka bir şey düşünmediğini ve Amerika’nın uzun vadeli çıkarlarının umurunda olmadığını yazıyor. Yeniden seçilebilmesi için Putin’den ve Şi Jiping’den kendisne yardım etmelerini istemiş. Çin’in Amerika’dan daha çok tarım ürünü satın alması durumunda Uygur müslümanları için oluşturduğu konsantrasyon kamplarını görmezlikten geleceğini söylemiş. Orta Amerika’da üretilen tarım ürünlerinin iyi fiyatla satılması halinde geçen seçimlerde olduğu gibi gene kendisini destekleyeceklerini hesap etmektedir. Ne var ki bunları yaparken ülkenin saygınlık ve güvenirliliğini yerle yeksan ediyor.

Bunlar yetmiyormuş gibi Bolton, Trump’ın ülkeyi yönetecek kapasitede olmadığını yazıyor. Bütün bunlar doğru olabilir ve doğru olma ihtimali yüksektir. Ne var ki benim kafamı kurcalayan bir soru var: Bu denli cahil, yeteneksiz, beceriksiz ve bencil bir adamın yanında ve altında bunca zaman kendisi nasıl çalışmıştır? Bunu kamu oyuna açıklamak zorunda değil mi?

İngilizler de “Johnson bu işi yürütemiyor” diye haykırmaya başladılar. Ancak kanımca bunların en kötüsü ve en zararlısı Brezilya Cumhurbaşkanı Bolsonaro’dur. Kısa süre içinde 2 sağlık bakanı yollattı. Üçüncüsü de bir general. Bu dayanacağa benziyor. Malum, askerler sağlık işlerini kırbaçla yürütêbiliyor.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı