Güney KıbrısKıbrısKöşe YazarlarıSürmanşet

Kapılar bu sabah (Pazar) açılıyor ama bizim taraf isteksiz gibi görünüyor






Kuzey ile Güney arasındaki geçiş kapıları yaklaşık üç buçuk aydan sonra tekrardan açılıyor. Güney’deki yönetim, önceden ilan ettiği tarihe sadık kalarak uygulamayı yürürlüğe sokuyor ancak nedense bu karar Kuzey’de ne yönetim ne de kamuoyu düzeyinde pek de bir karşılık bulmuyor. Denebilir ki bizdeki hükümet kendilerinin sebep olduğu bir dizi yaşamsal problemle boğuşuyor fakat böylesi önemli bir konuda bile karşılık verememek, yönetim zaafiyeti olarak affedilir gibi değil.

Ekonomistler, Güney Kıbrıs’tan Kuzey ekonomisine kayan ekonomik kaynağın yılda yaklaşık 350-400 milyon Euro civarında olduğunu söylüyorlar. Bu miktar, Kuzey ekonomisinde pandeminin neden olduğu ve henüz ölçülemeyen ekonomik çöküş dikkate alındığında bayağı ciddi bir rakam. Türkiye’den aktarılacağı vaat edilen ama son iki yılda gerçekleşebilen sadece 54 milyon TL mali kaynakla kıyaslandığı zaman bayağı önemli bir meblağ. Üstelik Kıbrıslı Rumlar’ın harcadığı paralar, marketçilik, giyim, restoran, petrol, tütün ürünleri konaklama gibi geniş bir tabana yayılıyor. Hal böyle iken Güney’in Lokmacı hariç diğer tüm kapıları koşullu olarak her iki tarafın yurttaşlarına açacak olması neden bizdekileri ırgalamıyor?

Güney Kıbrıs’taki yönetimin sınır kapılarını 21 Haziran’da açacağını duyurması yeni bir haber değil. Pandemi sürecinde ilan ettikleri dört aşamalı plana göre bu açılımı haftalar öncesinden ilan etmişler. Biz ise, Güney’le açılımı, Türkiye ile seyahatlerin muhtemel başlangıç tarihi olan 1 Temmuz tarihine endekslemişiz. Öyle anlaşılıyor ki bu planın yapılmasında tıbbi sağlık gerekçeleri hiç gözetilmemiş. Evet bizde son 64 günden beridir hiçbir virüs bulaşma vakasına rastlanmamış. Ama de-facto nüfusu 1 milyona yaklaşan Güney Kıbrıs’ta da son bir haftada pozitif vakaya rastlanmıyor. Üstelik onlar çok yüksek miktarda test uygulaması yapıyorlar ve son bir ayda rastlanan günde bir iki vaka Dünya Sağlık Örgütü tarafından tolere edilebilen bir rakam. Kısaca hastalık iklimi bakımından oldukça benzerliklerimiz var.

Şimdiki görünüm şu; Güney Kıbrıs yönetimi Pazar gün sabahtan itibaren Lokmacı Kapısı hariç tüm kapıları koşullu olarak “bir defalığına güncel PCR testi göstermek koşulu ile” açacak ama bizim taraftan bu girişime karşılık hiç bir olumlu ya da olumsuz tepki yok. Oysa sorulan yığınla soru var. Biz öngörülen bu tarihi kabul ettik mi? Mesela bu kapılarda yeteri kadar muhaceret, gümrük ve polis personellerimiz var mı? Sosyal ya da ticari maksatlarla gelecek Rum, Maronit veya diğer ülke yurttaşlarından herhangi bir talebimiz olacak mı? Biz bu insanları karşılamaya hazır mıyız? Çeşitli amaçlarla Güney’e gitmek isteyecek yurttaşlarımızdan talep edilecek güncel PCR testlerini karşılayacak pratik imkanlarımız var mı? Bu soruları daha da uzatmak mümkün ancak bir kaşık suda boğulan ve hayata döndürülemeyecek gibi görünen hükümetten bu cevapları almak ne mümkün? Daha da kötüsü muhalefet ve sivil toplum da bu gibi sorunlarla ilgilenmiyor. Oysa bu toplumda ayda 1 500 TL alabilsinler diye müracaat eden insan sayımızın 90 bin kişi olduğu unutulmamalı. Ateş düştüğü yeri yakarmış.






Başa dön tuşu