Köşe Yazarları

ERHÜRMAN NE DEDİ? VE “HANTAL” DEVLET

Eşref Çetinel yazdı


Müneccim değilim. Falcı hiç! Gelecekleri ancak bugünkü durum vaziyetlerle gidişatlara bakarak tahmin edebilirim. Bu tahminleri de gelip giden Hükümetlerin plan ve programlarını uygulamalarını izleyerek yapmaya çalışırım.

Nitekim kendimize “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” demeye başladığımız günden beridir devletin yurttaşı olarak gözlemeye çalıştığım hükümetlerin kurulurlarken Meclis’e onaylattırdıkları plan ve programlarıdır. Onlara yol haritamız olarak bakarım.

Fakat 46 yıldır da ne zaman KKTC söz konusu olsa “merkeziyetçi ve hantal bir devlet” vurgulaması yaparım! Bu nedenle ve sık sık saçma söylemi saçma da olsa, “devlet olduk ama olamadık” derim!

Çünkü Hükümetler bize devlet olduğumuzu hissettirecek icraatlarını ne gösterebildiler ne tattırabildiler! Sorun üstüne sorun yığmak da başarısızlıklarının halka sunulan hediyeleri oldu!

***

YUKARIDA yazdıklarımın çağrışımını bu kez Erhürman’ın açıklamaları yaptı. Her halde Cumhurbaşkanlığı propagandası nedeniyle olmalı, bazı köyleri ziyaret edip köylülerle sohbet eden Erhürman, konuşmalarının bir özetini de CTP Basın Bürosu aracılığı ile medyaya aktardı..

Bu konuşmalarında Erhürman Tatar hükümetini kıyasıya değil, usulünce eleştirdi. Ve “kornavirüs” gibi tüm dünyayı perişan eden korkunç bir salgına değinirken de   hükümete ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştıklarını söyledi.

Söyledikleri arasında yılan hikâyesine dönen ve geçtiğimiz günlerde Koordinatörümüz Oktay Vural’ın nihayet “yapacağız” dediği “pandemi hastanesinin” oluşturulmasının çok savsaklandığı da vardı ve Erhürman bu konuda adeta yakınıyordu.  Tabi bu yakınma bize bir kez daha KKTC’nin artık dilimize pelesenk olmuş “hantallığını” hatırlattı. Nitekim Erhürman da Hükümetin Türkiye’nin gönderdiği parasal kaynağa karşın hatta borçlanarak ta başında oluşturması gereken  bir pandemi hastanesini bile devreye sokamadığını vurguladı ve şunu söyledi: “Hazır olalım ki açıldıktan sonra tekrar kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmayalım!” (Virüs tehlikesi hâlâ mevcut hâlâ kapımızdan girebilir pandemi hasatahanesiyle birlikte söz konusu tedbirler konusunda çok dikkatli olunmalı hatta seferberlik anlayışlıyla diyerek bir ekleme de ben yapayım.)

***

ÖTE yandan Erhürman “Türkiye’den para geldiğini, ancak Hükümetin bu paraları vergileriyle devletin hazinesini besleyen özel sektöre, iş insanlarına kanalize etmek yerine memura aktardığını, bu uygulamanın yanlış olduğunu,  parasal kaynağın adeta delikli bir kovaya atılan paralar gibi çar çur edildiğini hatırlattı.

…Erhürman Sn. Akıncı’nın daha aktif olması gerekirken Hükümetle bile diyalog kurmadığını da söylüyordu. (Tabi iki zıt görüşün politikacıları olarak Sn.Akıncı ile Sn. Tatar’ın ne kadar sağlıklı işbirliği yapacakları ayrı bir sorun!) Ayni paralelde bir başka sorun ise  Erhürman’ın da  değindiğince “Cumhurbaşkanının ayni zamanda bizi dış ülkelerde temsil edebilecek tek makam olmasına karşın bu konuda Sn. Akıncı’nın ne Türkiye ne de AB ile ilişkililerimizi artıracak faaliyetlerde bulunmadığıydı” ama insaf! Çünkü: Çok iyi biliyoruz ki eğer Ankara kendi siyasi misyonu ile Devlet yöneticilerimizin ellerini tutup kendilerini üçüncü ülkelere empoze etmezse Lefkoşa’nın dışına çıkmaları bile mümkün olmaz..)

***

DEVAM edeyim: Denecek ki yahu kardeşim sen ne diyorsun Erhürman sonuçta bir Cumhurbaşkanı adayı.. Sözünü ettiği kişiler de ister Sn. Tatar olsun istek Sn. Akıncı onlar da Cumhurbaşkanı adayları elbette eleştirecek…” Doğrudur da ben “buna karşın diyorum Erhürman’ın basına çok özet halinde servis edilse de okuduğumuzca yaptığı eleştiriler, Devletimizin hantallığını bir kez daha ortaya koymuştur.

Hem de az buz bir hantallık değil.. Sadece Hükümetler icraatlarında değil.. Tüm kurumlarda var olan bir hantallık..

Böylesi genç bir nüfusa sahip, nerdeyse üniversite mezunu olmayanın kalmadığı bir ülkede, kağnı kadar bile hareket kabiliyeti olmayan hantallığı anlamak kolay değildir..  Ki hade buraya kadar gelmişken şu Eğitim Öğretim olayına da uğrayalım.


KISACA TAKILDIĞIM. (OKULLAR AÇILIYOR)

Bugün ayın 5’i. Allah kısmet ederse Eylülde okullar açılacak, ne kaldı ki? Fakat ilgili Bakanlıktan hâlâ tık yok. Oysa bırakın tık sesini aylar öncesinden gümbür gümbür “açıklama” ve “tasavvurlarıyla hzırlıkların” haberlerini işitmeliydik..

Kaldı ki ilgili sendikalar eksiklikleri aksaklıkları bircik sayarak uyarmaya devam ediyorlar.. Ve buna rağmen ne bir ses ne bir nefes! Gel de bu devlete “hantal” deme!

 



Başa dön tuşu