İktisatbank Hazine Grup Müdürü Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu:
Manşet enflasyonun neredeyse son 9 senenin zirvesine yükselmesine rağmen, çekirdek göstergelerdeki yavaşlama eğilimi, olumlu risk iştahı ile birleşerek görmezden gelindi
Enflasyonun Şubat ayında çift haneye çıkması ardından uzun bir süre çift hanede seyredeceğini tahmin ediyoruz. Olumlu baz etkisi ile yeniden tek hane yılın son ayında görülebilir
Enflasyondaki bozulma (en son 2008 yılında peş peşe 8 ay çift hanede kalmıştı) geriye doğru endekslemenin etkin olduğu ülkemizde pek çok fiyat davranışına olumsuz yansıyacak ve etkileri uzun süre korunacaktır
FED’in dün akşamki toplantısı yeni bir bilgi içermese de, Haziran ayına yönelik faiz artırım beklentisi % 70 olasılığın üzerine yükseldi
Haftasonu, Fransız seçimlerinde Macron’un ikinci tur seçim maratonunu göğüslemesi bekleniyor. EUR’nun yönünü yeniden aşağıya çevireceğini ve 1,07’nin diplerini hedefleyeceğini düşünüyoruz
USD/TL cephesinde hava ılımlıyken orta vadeli riskleri görmezden gelmemek gerekiyor. Bu bağlamda, dövize açık pozisyonların 3,4850 – 3,5550 aralığında gözden geçirilmesini önermeye devam ediyoruz
Erdoğan-Putin zirvesinden siyasal, jeopolitik ve ekonomik manada önemli satır başları çıktı
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Domates’in Soçi’de Rusya-Türkiye zirvesine damga vurması ile güne başlayarak, kısaca dünkü enflasyon verilerine uzanalım… TÜİK’in dün açıkladığı resmi enflasyon rakamları her ne kadar piyasa beklentisine paralel açıklansa da, Şubat ayında çift haneye yükselen manşet enflasyondaki katılığın, olumsuz baz etkisi ile yılın son ayına kadar korunabileceğini görüyoruz. Enflasyon rakamlarının yakın geçmişine baktığımızda, 2008 yılının Mayıs – Aralık dönemini kapsayan 8 aylık zaman diliminde, enflasyonun çift hanelerde kaldığını, 2017 yılında ise bu sürenin 10 aylık zaman dilimine uzayabileceğini görüyoruz. TCMB’nin faiz konusunda siyasi baskı nedeniyle “zamanında” faiz artıramamasının bedelini ödemeye başladık. Dün açıklanan veriye göre, Nisan ayında manşet TÜFE enflasyonu % 11,87 seviyesine yükselerek Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviyede açıklandı. Üretici cephesinde de, enflasyonda yükselişin hız kazandığın görüyoruz. Nisan ayın ÜFE % 16,37 seviyesine yükselerek Kasım 2008’den bu yana en yüksek seviyeye işaret etti. Verinin alt kalemlerini incelediğimizde, giyim kaleminde aylık % 9,13 yaşanan sert artışa ilave olarak gıdanın da yükselişe % 1,2 ile katkı koyduğunu not etmek gerekiyor. Özel kapsamlı çekirdek göstergelerde ise eski “I” yeni “C” endeksinde önemli bir değişim göremedik (Mart % 9,46 ; Nisan % 9,42). TCMB’nin faiz konusunda önceki aylarda elinin kolunun bağlı olması ve kurun 4 psikolojik seviyesine dayanması ardından konvasiyonel olmayan, ala turka tarzında, geç likidite penceresi üzerinden sıkılaşmaya gitmesi ve yılbaşına nazaran sıkılaşmanın 350 baz puanı bulmasına rağmen, enflasyonun gerisinde kalan TCMB’nin geç adımlarının etkisini ilerleyen dönemlerde daha da fazla göreceğiz. Keza, enflasyonun kuvvetle muhtemel Aralık 2017’ye kadar 10 ay boyunca çift hanede seyretmesi, pek çok fiyat davranışına, geriye doğru endekslemenin etkin olduğu ülkemizde (kira vs…) yansıyacak ve enflasyondaki atalet olgusu uzun bir süre hissedilecektir. Dün Soçi’de bir araya gelen Putin-Erdoğan zirvesinin basın toplantısına domates konusu damgasını vurdu. Hatta, Sn. Bakan Şimsek’in domates resimli Soçi’den merhaba tweete’de dikkat çekti. Domates’in ne kadar önemli olduğunu, TÜİK’in enflasyon rakamlarının alt kalemlerine bakınca ikna olduk. TÜİK verilerine göre, her ne kadar gıda enflasyonu bir önceki aya göre % 1,2 ; bir önceki yılın aynı ayına göre % 15,63 artış kaydetse de, domates fiyatları bir önceki aya göre % 61,03 değer kazanmış! Dün pek çok alanda, jeopolitik, siyasi ve ekonomik işbirliğine adım atılsa da, Rusya’nın domates ithalatına izin vermemesi ve vize konusunun çözülmemiş olmasını not etmek gerekiyor. Demek ki, Türkiye domatesini Rusya’ya satabilmiş olsaydı, domatesi fiyatları iyice roketlemiş olacaktı!
Dün nereden bakarsak bakalım elle tutulur bir yanı olmayan enflasyon verisi ardından Türk Mali piyasalarının tepkisi oldukça sığ kaldı. Küresel ortamın şu anda olumlu olması, dahası TCMB’nin iş gören faiz oranını % 11,80 seviyesine çıkarması ardından TL’ye yönelik ilginin de artması ile kur cephesinde iyimser hava korunmaya devam ediyor. Hatırlanacağı üzere, geride bıraktığımız sene TL’nin faizi % 7,50 seviyelerinde, Brezilya Real’i ise % 14’ler seviyesinde faiz verirken, TL açığa satılan (mevduat yapılmayan) para birimi olarak yüksek getirili Rus Rublesi, Brezilya Reali gibi para birimleri karşısında perişan olmuştu. TCMB’nin geç de olsa faizleri artırması ve bu zaman diliminde Brezilya’da örneğin faizlerin % 14’den % 11’lere gelmesi ardından, TL’de artık olumlu küresel ortama paralel mevduat yapılan bir para birimi haline geldi. Lakin, TCMB’nin geç kalmış adımı ve ekonomiye can suyu anlamında verilen Kredi Garanti Fonunun kaynak sıkıntısı yaşayan Türk Bankacılık sektöründe mevduat faiz oranlarını % 14-15 bandına itmesi ardından, kredi faizleri de istenmeyen noktalara sürüklenerek orta vadeli bir risk unsuru yarattığını söylememiz gerekiyor. Mevduatın % 14, yasal karşılıkların % 2 ; kredi mevduat spreadinin de % 2 olduğu bir ortamda % 18 seviyesine varan kredi faizleri ile reel ekonominin uzun süre ayakta kalması oldukça zor görülüyor. Görüleceği üzere, doğru zamanda gerekli aspirin tedavisini yapamayan TCMB’nin antibiyotik tedavisi başka sorunlara neden oldu. TCMB’nin büyüme ile enflasyon arasında sıkıştığını da maalesef not etmek gerekiyor. Tüm bu kafa karışıklığına rağmen, kısa vadede havanın olumlu olması, TL faizlerde artış ve dünyada var olan bol likiditenin TL ve TL cinsi varlıklara yönelmesi ardından dün USD/TL kuru enflasyon verisini takiben 3,52 seviyelerine bir kez daha yönelse de, akşam sonuçlanacak FED toplantısı öncesinde günü 3,53’lü seviyelerde tamamladı. FED’in toplantısına da kısa değinmek gerekirse… Başkan Yellen’in basın toplantısının olmadığı ve herhangi bir beklentinin tam olarak fiyatlanmadığı dünkü karar ardından piyasa yansıması da oldukça sığ kaldı. Faizlerin sabit bırakıldığı toplantıda, piyasa oyuncuları, ilk çeyrekte son yılların en zayıf büyümesini (% 0,7) kaydeden ABD ekonomisine paralel acaba daha güvercin bir üslup sergilenir mi heyecanı da boşa çıkmış oldu. FED yetkililerinin dengeli söylemlerini koruduklarına şahit oluyoruz. Bugün itibarı ile, FED’in Haziran ayında faiz artırımına % 70 ihtimal tanınıyor. Yarın ABD’de açıklanacak resmi istihdam raporu ve devamında Başkan Yellen ve pek çok FED bölge başkanlarının konuşmalarına dikkat etmek gerekiyor. Haftasonu yapılacak Fransa ikinci tur seçimleri öncesinde Macron isminin fiyatlanmaya başladığını görüyoruz. ABD’de faiz artırım ihtimalinin yeniden belirmesi ve beklenti alınır – gerçekleşme satılır prensibinden hareketle, EUR’da 1,0950 – 1,10 aralığına doğru olası bir yükseliş ivmesini 1,07 hedefi ile satış fırsatı olarak okuyacağız. Bu minvalde, gerek dolardaki değerlenme gerekse orta vadeli risklere karşı, USD/TL kurunda, psikolojik 3,50 ve devamında teknik bölge olarak ön plana çıkan 3,4850 seviyesine doğru gevşemeleri de alım fırsatı olarak kollayacağız.

































