Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ELVİS PRESLEY’İN YAŞAM SÜRECİ VE KIBRIS (Kulaklarımızda aynı şarkı)

1935’te doğmuştu.

O sıralarda Kıbrıs 1931 isyanının ardından İngiliz İdaresinin sert önemlerini yaşıyordu.

Ailesi maddi sıkıntılar içindeydi ve babası 8 Dolarlık borcunu ödemek için çek sahteciliği yapınca hapse girmişti.

Annesiyle birlikte zor yıllar  bekliyordu kendisini.

Elvis Presley

Mississipi’de doğan bebek Amerika’nın ırkçı kavgalarından habersiz büyümekteydi.

11 yaşına geldiğinde müziğe olan eğiliminin farkında olan annesi ona bir gitar almış ve o gitarla müziğe karşı tutkusu daha çok pekişmiş; o dönemde yapılan bir yarışmada ikinci gelince kendine olan özgüveni artmıştı.

50’li yıllara gelindiğinde Amerika’da ırkçı nefret büyürken, siyahilerin toplu araçlarda beyazlarla aynı sırada oturmaları bile yasaktı.

Onun kendine özgü yorumu bu ayırımcılık, ırkçılık ve nefret ortamında yol arıyordu sanki.

Kıbrıs’ta 1963 olaylarının ardından Lefkoşa’da bölünmüş sessiz sokaklar.

EOKA’nın ayak sesleri duyulmuş, bu yeraltı oluşumunun kamuoyuna ilan edilmesi yakındı.

Sene 1954.

Oldukça yakışıklı genç bir adam elinde gitarı ile Sam Phillips’in sahibi olduğu Sun Recording’te bir şarkı kaydediyor, şarkının adı “That’s Alright Mama.”

Şarkı bluse tarzında ve sözleri bir siyahiye ait.

Kayıt stüdyosunun sahibi bir çıkış yapıp dikkatleri toplamak istiyor, bunun için de uygun birini arıyordu.

O uygun biri Elvis Presley’di ve ona siyahilerin bir şarkısını okutmuştu…

John Lennon

Kıbrıs o sıralarda EOKA’nın adını resmen işitmiş oluyordu.

Artık kanlı olaylar kapıdaydı ve EOKA örgütlenmesine karşı bir başka yeraltı örgütü daha kurulacaktı, ama karşı taraftan.

Yakışıklı genç adamın yorumu kendine özgüydü.

“That’s Alright Mama” bir anda dikkatleri toplar.

Hem beyazlar hem siyahlar meseleyi anlamaya çalışır.

Beyaz bir adam siyahilerin müziğini nasıl yapabilirdi?

Beyazlar “Rock & Roll’un siyahların bir komplosu olduğu” nu öne sürecek kadar ileri giderler.

Bu şaşkınlık sürerken Elvis Presley adı tüm ülkeye yayılır; genç kızlar onun kişiliğinde ve müziğinde kendi özgürlüklerini ararlar ama aileleri tedirgindir!

1974 Türk harekatında tankların Lefkoşa’ya gelişi.

“Amerikan rüyası” bozulabilir!

Bu rüya çok çalışmak ve fırsatlar ülkesinde para kazanmaktan ibarettir.

Rüya sürerken bir anda Rock & Roll salgını başlar ve bu gelişme sadece Amerika’da kalmaz tüm dünyada yol bulur.

1950’lerde henüz çok genç yaşlardayken John Lennon da onun müziğinin etkileri altında müzik yapar…

Elvis Presley “Kral” olmanın basamaklarını tırmanırken Kıbrıs’ta durumlar ters döner; İngilizlerle çatışmalar falan derken cumhuriyet kurulur, İngiliz çekip gider.

O sıralarda İngiltere’de The Beatles diye bir müzik grubu kurulur ama Elvis bundan pek haberdar değil.

O ardı ardına plaklar yapar, televizyon programlarına çıkar, filmlerde yer alır. 60’lı yıllar onun için dünyayı fethetme yıllarıdır.

Ama o yıllar Kıbrıs’a şans getirmez.

Cumhuriyet’i oluşturan ortaklar birbirine düşerler ve ayrılık yılları başlar.

1955 yılında kurulduğu açıklanan EOKA’nın lideri Grivas ve örgüt üyeleri.

İlk kayıt şirketinden sonra RCA şirketiyle sözleşme yapan Elvis Presley “Albay” diye bilenen şirket yöneticisinin himayesindedir.

Dünya bu yakışıklı rock’çı ile yatıp kalkmaktadır adeta, Kıbrıs hariç!

Konserlerinde genç kızlardan sakınmak için battaniyelere sarılarak korunur, böylece kızların onu görmesi engellenir.

Kıbrıs’ta ise barikatlar kurulur, sokaklar bölünür, insanların birbirleri ile irtibatı engellenir.

Ama gün gelecek Elvis yine battaniyelerde korunacak fakat başka bir gerekçeyle: Genç kızlar artık etrafında yoktur ve Elvis bunu görmemelidir.

Kızların peşine düştükleri başkaları vardı çünkü.

Dört uzun saçlı genç ki adlarına The Beatles denmekte.

Dünyaya yayılma sırası onlardaydı.

Bir zamanlar onun müziklerinin etkisinde olan John Lennon, arkadaşları ile birlikte Amerika’yı ele geçirmiştir!

O sıralarda Kıbrıs oldukça yorgun bir coğrafya sayılır; dünyada olup bitenlerden geç haberdar olmaktadır, olsa da yapacak veya kendisini geliştirip dünyayla birlikte koşacak koşullara sahip değildir ama pikaplar evlere girmeye başlamıştır.

50’li yıllarda “That’s Alright Mama” şarkısından habersiz olanlar, ancak altmışlı yıllarda bunları dinleme şansını elde ederler.

Halbuki o yıllarda blues ve rock şarkılarından haberdar olsalardı Kıbrıs’taki olaylar belki başka şeylere evrilmiş olacaktı!

Fakat böyle bir şey fazla iyimserlik olurdu çünkü “1970’lerde “İmagine” ı dinlediklerinde de pek bir şey anlamamışlardı!

Dünya bu şarkıyı dinleyip dünya insanlığının barışını düşlerken, Kıbrıs’taki radyolarda “Bekledim de gelmedin” ile “Bir gece ansızın gelebilirim” şarkıları çalınıyordu.

Kral 70’li yıllarda kilo almaya başlar, neredeyse obez olur, söylendiğine göre sabah kahvaltılarında sucuklarla, ballarla, ter yağlarıyla beslenir, ancak uykusuzluk çeker.

O dal gibi ince kraldan eser kalmaz.

Artık o ilaç bağımlısıdır.

O dönemler Kıbrıs’ta insanlar kapıların bir açılıp kapanmasına, köylerin kuşatılmasına, ekmeğin, lambasuyunun, benzinin karneye bağlanmasına, landrower araçlarla sokak sokak iaşe dağıtılmasına, sigaranın tek tek satın alınmasına aşina olup neredeyse böyle bir hayata bağımlı hale getirilir.

70’li yılların başında Elvis Presley’in karısı onu bırakmak durumunda kalır.

Kendi demesiyle Elvis onun için büyük ve ilk aşkı olmasına rağmen ne gençliğini yaşamış ne de dünyayı görebilmişti; ünlü biri ile yaşamak zordu.

Kral artık yalnızdı ve hastalığı peşini bırakmıyordu ancak konserler vermeye de devam ediyordu.

Kıbrıs da hastaydı!

Silah sesleri peşini bırakmıyordu.

Ve bir gün olan olmuş; adaya çıkarma yapılmış coğrafya ikiye ayrılmıştı.

Artık Kıbrıs’ın bir tarafı yalnız başına kalacak ve maceradan maceraya sürüklenecekti.

1977’de Indianpolis’te verdiği son konserinden sonra Elvis Presley aynı yıl hayata tutunmayı bırakır, geride görkemli yaşamı, dansları, şarkıları ve elbette kendine özgü sesi kalır.

Aynı yıl Kıbrıs’ta doruk anlaşması imzalanır ve ilk kez her iki taraf çözümün federasyon şeklinde olması üzerine anlaşır.

Elvis Presley’in herhangi bir siyasi konumu yoktu ancak yeniliklere açık olduğu belliydi ve önceleri onu anlamayan siyahilerle beyazların kafasındaki önyargılar yıkılacak ve ayırım olmaksızın Rock & Roll Kralı olacaktı.

Aşırı bir iddia olabilir ama belki de Kıbrıs’ın bir Elvis’i, bir John Lennon’u olmadığı için bugün oldu aynı ayırımcılıklar, nefretler, düşmanlıklar sürüp gidiyor.

Ve her defasında kulaklarımızda aynı şarkı:

“Bir gece ansızın gelebilirim.”