Türk halkı neden bu kadar büyük arzu ile çözümü istemektedir? Çözümsüzlük nedeniyle ateşe mi düşmüştür? Sefaleti mi yaşamaktadır? Gençlerini mi okutamamaktadır? Özgürlüğü ile egemenliği mi alınmıştır elinden? Yahut evi ile arabası mı yoktur? Gezmesi ile tozmasından mı yoksundur?
Belki bunlar da nedenlerdir ama asıl neden “eksik devlet” oluşudur! Devlet olduğu halde “devlet muamelesi” görmediğinin yaşanan gerçekleridir! Ürettiğini pazarlayamamasının sıkıntılarıdır. Gümrükleri aşamaması, ulaşımı söz konusu oldukta TC’den öteye direkt bağlantı kuramamasıdır!
Ve kendini her zaman Türkiye’ye muhtaç görmesi Türkiye’ye muhtaç yaşamasıdır…
Oysa ne Türkiye’nin vilayetidir ne “yavrusudur!” Olmadığı içindir ki eğer dünyaya yönelik bir siyasi gösteri değilse bizzat Türkiye Cumhuriyeti tarafından “egemen devlet” olarak tanınmaktadır…
Fakat bu tanımada da “eksik” vardır: Türkiye KKTC’ye para pompalamazsa ne “tanırım” dediği devlet kalır ortada ne de garantörlüğünden doğan hakkı!
SÖYLEMEK İSTEDİĞİMİZ ŞUDUR: Evet 75 milyonluk Türkiye tüm siyasi, ekonomik ve nüfusumuz kadar nüfusu ile “içimizdedir” ama “280 bin kişilik bir nüfusa sahip olan Kıbrıs Türk halkı Türkiye’nin içinde değildir! İşte nedeni ve işte olay:
***********
MERSİN GÜMRÜĞÜ’NÜ BİLE AŞAMIYORSAK EKONOMİK PROGRAMLAR NE İŞE YARAYACAKTIR?
Sık sık yazıp söylüyoruz: Müsaade edin de Kıbrıs Türk tarım ve sanayi ürünleri Mersin gümrüğünden “rahatlıkla ve de ehven koşullarda geçebilsin… İzin verin de Kıbrıs Türk ticari ürünleri Türkiye pazarlarında serbestçe satılabilsin…”
Kırk yıldır olmadı, hala olmuyor! Nitekim geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı Türkiye’ye sitemle şöyle diyordu: “Hani biz yavru vatandık?” Ve ekliyordu: “Türkiye’den KKTC’ye hiçbir koşul aranmadan ve vergi de alınmadan çeşitli ürünler girmektedir. Peki niye bize ayni uygulama yapılmamaktadır?”
Ve Çıralı şu örnekleri veriyordu: “KKTC’nin 2012 yılında Türkiye’den 1.8 milyar dolarlık ithalatı ve 120 milyon dolarlık da ihracatımız vardır! İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8… Oysa ABAD kararlarına kadar en azından ithalat kadar ihracatımız vardı. En azından dengeler korunuyordu… 1994 yılından sonra süratle gerilemeye başladı…”
Çıralı Kıbrıs Türk halkının gitgide ithalata dayalı bir ekonomik açmaza sürüklendiğini vurgularken soruna yönelik can alıcı teşhisini ise şöyle ortaya koymaktadır: “Türkiye’deki iktidarların KKTC’ye uyguladıkları ekonomik politikalar da tüketime dayalı modelin sebebidir. KKTC’de kendilerine yakın partileri iktidarda tutmak için seçim zamanlarında kesenin ağzını açarlar, kamuda istihdamları cazip hale getirirlerdi… Herkes kamuda istihdam edilmek için uğraşırdı. Büyük hata yapıldı. Nitekim Kıbrıs Türk halkı üretimden koptu. O yıllarda yetiştirdiğimiz narenciyenin şimdi yarısını bile üretemiyoruz… Patates 20 bin tondan 5 bin tona indi… Yıllardır zeytin ağaçlarını kesiyoruz! Kısaca bizi yanlış ekonomik politikalar bitirdi…”
DEVAM EDELİM: Ali Çıralı dobra dobra diyor ki “Mersin Gümrüğü’nü aşamadık…” “Bizim talebimiz KKTC’de üretilen uygun ürünlerin ki yüzde 95’i uygundur, sorusuz sualsiz Mersin gümrüğünden geçmesidir… Oysa diğer ülkelere konan gümrük kuralları aynen KKTC’ye de uygulanmaktadır. Portakal suyu bile Türkiye’ye vergisiz giremiyor… İçerisinde şeker varmış. O şekeri Türkiye’deki fiyatlarından daha ucuz olduğu için Avrupa’dan aldığımızdan, TC üreticilerine haksız rekabet yapıyormuşuz!.. Kısaca KKTC’den TC’ye giden portakal sularına yüzde 58-60 oranında vergi alınmaktadır!… Tabii KKTC’den gidene vergi var fakat TC’den gelene vergi yoktur!”
EVET: Vaziyeti umumiye bu! KKTC dediğiniz iki cami arasında bînamaz kalmış! Ne Türkiye’nin vilayeti olduğu bellidir ne de devlet olduğu!
Yetmiş milyonluk Türkiye otellerinden kumarhanelerine, tarımsal ve sanayi ürünlerine kadar içimizde iken, üstüne üstlük yetmiş seksen bin işçisini de bünyemizde çalıştırıp kazandıkları paraları Türkiye’ye transfer ederlerken; bu Türkiye bir adana çarşısına bile yetmeyecek portakal suyumuza bile yüzde 60 vergi almaktadır! Ört ki ölem!
**********
PEKALA BU GERÇEKLERE KARŞIN NE YAPMAKTADIR KKTC’DE GELİP GİDEN İKTİDARLAR?
*Kendileri oturup bir plan program yapmadıkları… *TC’nin parasını akıllıca harcamak yerine popülizmle iktidara gelme hesaplarında kullandıkları… *Nasılsa Ankara verir de yapar da deyip ipe un serdikleri… *TC’nin Kıbrıs’taki yatırımlarına beleşinden sahiplik koyup yaptık ettik lafazanlıklarına yattıkları…
*zaten yapacak işleri olmadığı için her iki buçuk yılda bir seçim düşürdükleri…
*İşlerine geldiğinde “biz yaptık” gelmediğinde “Türkiye yaptı” hikâyelerine sığındıkları için…
Ankara da “nasılsa bunlarda kendilerini yönetecek kabiliyetle cibilliyet yok” deyip dayattıkça dayatmakta, esip gürlemektedir ki son örneği işte şu “Ekonomik ve mali Tedbirler Paketi” olmaktadır…
Ve hükümetten bir tek kişi çıkıp da “ey Ankara sen bizim ekonomik tedbirler almamızı istemekte, devlet sektörlerini özelleştirmemiz için dayatmakta, artık ayaklarımızın üzerinde durmamız gerektiğini söylemektesin ama buna karşılık biz hala Mersin Gümrüğü’nü gümrüksüz aşmak talihine nail olamadık! Bu nasıl iştir? Türkiye’den buraya bilumum emtia sorgusuz sualsiz girerken KKTC hala Mersin Gümrüğü kapılarında vizelemektedir! Eğer üçüncü ülkelere ambargolu Kıbrıs Türk ekonomisi, ürettiklerini TC’ye bile satamayacak durumda ise, uygulansın diye dayattığın ekonomik paketin ne hayrı olacaktır ki?
AÇIKÇA YAZALIM: Buna karşın mesela gerilere gitmeden bugünkü hükümete bakın. Nelerle uğraşmaktadır? Memleketi yeniden dizayn edecekler! Geçmiş UBP döneminin yanlış ve usulsüzlüklerini temizleyecekler! Eski istihdamları ilga edecekler kendi partililerini istihdam edecekler! Battığı için kurtulsun diyerek ki asla kurtulmaz, elektriğe zam yapacaklar! Binlerce borçlunun borçlarını nasıl ödeyeceklerinin sistemini icat edecekler! Falan…
Ha, trafik, eğitim, sağlık, çevre kirliliği sorunları mı? Onlar da Allah’a emanet…
Buna karşılık bir yandan memleketin ticaret erbabı, öte yandan sanayiciler, beride turizmciler… Allah’ın günü “bunu şunu yapmalısınız” diyecekler… Ankara ile ciddi diyaloglar oluşturulmasını TC piyasasının KKTC ürünlerine açılmasını isteyecekler…
Hayır! “Çözüm olmazsa KKTC Türkiye’nin kazası olacaktır” seslerinin gitgide yoğunluk kazandığı şu sıralarda kimseler bir zahmet Ankara’ya uğrayıp durum vaziyetlerimizi anlatıp en azından şu Mersin gümrüğünü sıfırlamayı istemiyor… Buradaki TC büyük elçisi ile sürtüşüp çekişmek de bedava!
BU DEVLET “EKSİKTİR:” Tamamlanması için en azından bizi tanıyan Türkiye ile iki devlet esasında ilişki kurulması gerekmektedir. Zaman zaman teşebbüsler yapılsa da yeterli değildir. Çok iyi biliyorum: Bizimkiler Ankara’ya uğradılar mı oralarda “ezilip büzülüyorlar” çünkü buradaki yanlış icraatlarından dolayı açık kalple konuşamıyor, ellerini masaya vuramıyorlar! Suçlu gibi gidiyorlar, kös kös dönüp geliyorlar ve ol alem devam ediyor!
































