Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Ekonomimiz göbekten bağlı

Ekonomist Mahmut Sezinler, ülke ekonomisinin kırılganlığını, tek tip para birimine geçiş için yapılması gerekenleri, Türkiye ile imzalanacak mali protokolün piyasalara etkisini ve dövizdeki artışı değerlendirdi

“BU BİZİM EKONOMİMİZ DEĞİL” : Sezinler: “Kırılgan olan ekonomi bizim değil aynı para birimini kullandığımız ve bunda da söz hakkımız olmayan Türkiye’nin ekonomisidir. Bizim kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomimiz yok

“TÜRKİYE’DE SOPA EKONOMİSİ VAR”: Sezinler: Türkiye’de bu krizlerin yaşanması hem onları hem de bizleri direkt olarak etkilemektedir. Türkiye’de şuan siyasi ve ekonomik bir istikrar yoktur çünkü tüm komşuları ile ilişkileri sopa gösterme şeklindedir

 “NEFES BORULARIMIZ TIKALI”: Sezinler: Bizim ülke ekonomimiz maalesef mali protokollerle şekillendirildiği için bu imzalar atılmadığı sürece nefes borularımız tıkalı olarak kalacaktır. Türkiye ile imzalanacak mali protokolün getirecekleri kadar götürecekleri de var protokoller çözüm değildir

 

Melek ARABACIOĞLU

Ekonomist Mahmut Sezinler, KKTC’nin kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomisi olmadığını belirterek “Göbekten bağlı olduğumuz Türkiye ekonomisinin kırılganlığı bizim ekonomimizi de direkt etkiliyor” dedi.

Sezinler, Türkiye ekonomisini “sopa ekonomisi” olarak niteledi. Ekonomist Mahmut Sezinler, Avrupa ve İskandinav ülkelerindeki ekonomik istikrarın temelinde sağlam bir ekonominin yattığını ancak Türkiye’nin tüm komşu ülkeleri ile bu istikrarı sağlayamadığını, ayrıca da komşuları ile kavgalı olduğunu söyledi.

Sezinler, KKTC-TC mali protokollerinin ise sürdürülebilir olmadığına vurgu yaptı.

Ekonomist Mahmut Sezinler Radyo Havadis ve Havadis Web TV’de ortak yayınlanan Kulis programına katılarak Melek Arabacıoğlu’nun sorularını yanıtladı.

 

Soru: Ekonomimiz neden bu kadar kırılgan ve manipüle edilmeye müsait?

Sezinler: Bu ekonomi bizim ekonomimiz değildir. Bu kırılgan ekonomi finansman ve ekonomik olarak bağlı bulunduğumuz ve aynı para birimini kullandığımız ve bunda da söz hakkımız olmayan Türkiye’nin ekonomisidir.  Türkiye ekonomisi çok uzun süre kırılgan oldu ve ben son zamanlarda bu ekonomiye “sopa” ekonomisi demeye başladım. Kaba kuvvet artık günümüz koşullarında geçerli değil. Günümüz koşullarında ekonomik istikrarı yakalayan AB’ye ve İskandinav ülkelerin baktığınızda orda bir sopa görmüyorsunuz ama Arap ülkelerine baktığınızda bu sopa yine karşımıza çıkıyor. ABD’ye bakıyoruz orada da Donalt Trump var ve bir sopa var gibi görünüyor ama bu seferde eyaletlerde bu sopa görünmüyor. Ama Türkiye’de Sn. Erdoğan veya Sn. Albayrak bir açıklama yapınca sopa gösterdikleri için insanlar bu sert psikolojiyi piyasaya yansıtıyor. Türkiye’de bu kırılganlıktan dolayı ekonomiye ve TL’ye olan güven azaldığı için insanlar Dolar’a dönmeye ve istikrar aramaya yöneldi. Tükiye’de bu krizlerin yaşanması hem onları hem de bizleri direkt olarak etkilemektedir. Türkiye’de şuan siyasi ve ekonomik bir istikrar yoktur çünkü tüm komşuları ile ilişkileri sopa gösterme şeklindedir.

Soru: Türkiye ile imzalanacak Ekonomik ve mali protokole gözler çevrildi mali protokolü kısa ve uzun vadede değerlendirirsek neler söylemek istersiniz?

Sezinler: Bir ülkenin ekonomisi kamuya dayandırılamaz. Ülkeler kendi ekonomilerini, üretimlerini ve milli gelirlerini nerden sağlayacaklarını, yurt içi hasılayı nasıl dağıtacaklarını dizayn eder ve kendi kendilerini ikame etmeye çalışır. Bir ülke bir başka ülke ya da finansörle ülkede beklenmedik bir kriz olduğunda, o krizin aşılması için bir desteğe ihtiyaç duyulduğunda gidip mali protokol imzalarlar. Ama bizim ülkemize bakıldığında bu dizaynı görmemiz mümkün değildir. Biz ekonomimizi Turizm ve Üniversitelere dayandırdık ama üretimi unuttuk. Sanayi holdingi, narenciyeyi, tekstil fabrikalarını yok ederek hizmete dayalı bir ekonomi dizaynı yapıldı. Hafif sanayi unutuldu, üretim durdu ve bu da kamuya yönelmeyi cazip kıldı. Bu ülkede beş ya da on yıl sonrasını görmek veya tahmin etmek maalesef mümkün değildir. Bizim ülke ekonomimizin dizayn şekli de maalesef mali protokollerle şekillendirildiği için bu imzalar atılmadığı sürece bizim nefes borularımız tıkalı olarak kalacaktır. Bu nedenle mali protokoller çözüm değildir. Hükümetlerin Bu protokollerin getirdiği dayatmalara Kıbrıs Türk halkının ne kadar dayanabileceğini düşünmesi ve mali protokol ve finansman sağlamadan bu ülkenin ekonomisini düzeltmesi gerekmektedir.

Soru: Mali protokol İmzalanmazsa ve piyasaya nakit girişi olmazsa 2019’un sonuna kadar bizi neler bekliyor?

Sezinler: Bizim şu anda yapmamız gereken yeni bir ekonomik model dizaynıdır. Bu ülkedeki ekonomik örgütlerin beş ya da on yıllık modeller hazırlamaları ve kalkınma planları yapması gerekmektedir. Bizim dışa bağımlılığımızı azaltmak için ekonomik aktivitelerimizi planlamamız ve hedef koymamız gerekmektedir. Bu ülkedeki yerel gelirler bellidir. Biz bunları dahi toplayamıyoruz. KKTC’nin mali ekonomik ve finansal dizaynlarının yapılabilmesi için ciddi bir siyasi istikrar gerekmektedir.

Soru: Ekonomi belirsizliği sevmiyor diyorsunuz peki bize ne görev düşüyor bu belirsiz ortamda? Paramızı nasıl değerlendirmeliyiz?

Sezinler: TL’ye talep azalıyor ve kurların bu ekonomik şartlarda yukarıya çıkma potansiyeli bu ekonomik verilere bakıldığında görülüyor. Siyasilerin ani manevralarla açıklamalar yapmaları bazen iyi bazen kötü olabilir ama TL borçlanırsanız ne ödeyeceğinizi bilirsiniz. Ancak döviz şu anki halinde bile tl karşısında daha cazip geliyor. Şu anki finans kuruluşları bile TL konusunda borçlanmalarda önünü göremediği için gelen vatandaşı dövize yönlendiriyor. TL’nin yüksek faiz oranı çok yüksek olduğu için döviz her koşulda tüketiciye cazip gelmektedir. Bu ülkede hala bir faiz yasası yok bunu her platformda dile getirdiğim halde maalesef dikkate alınmıyor.

Soru: Tek tip para birimine geçiş ülke ekonomisi için çözüm olur mu?

Sezinler: 1993 yılında Euro’nun daha yeni dolaşıma girdiği bir dönemde ülkemizde yüzde 100 enflasyon vardı ve kurlar günlük değil anlık değişiyordu. Ülkemizde bir çalışma grubu oluşturuldu ve çok ciddi bir çalışma yaparak bir yasa taslağı hazırlayıp Türkiye’ye gittik. Çalışmalarımızı anlattık, enflasyonun ülkedeki durumunu düzeltmek için TL’den ayrılıp istikrarlı bir para birimi olan Dolar’a geçmek istediğimizi oradaki yetkililere söyledik ama bize hayır denildi. Buradaki hükümet de açık söylemek gerekirse dirayetliydi ama maalesef Türkiye red cevabı verdi ve geçiş yapılamadı. Bu güne dönersek evet tek tip para birimine geçiş yapılabilir ama böyle bir bütçe açığıyla tek tip para birimine geçilemez. Bunun için önce bütçe açığı vermeyen, üreten bir ekonomi dizayn edilmelidir.

Soru: Brexit Kıbrıs’ın kuzeyini nasıl etkiler?

Sezinler: ben İngilizlere bu konuda çok güveniyorum. Dünyanın en iyi diplomatları İngiltere’den çıkar. İngiltere’de Brexit’in geçeceğine ben şahsen inanmıyorum. Avrupanın finans piyasası İngiltere’de şekillenmektedir ve İngilizler buna zarar gelmesine asla müsaade etmezler. İngiltere’nin ekonomisi bizim gibi kırılgan değildir. Diplomasisi güçlüdür ve dünyayla barışık bir ülkedir bu nedenle Brexit’in olmaması İngiliz Sterlini’ne güç katar.

Soru: 2019 yılının sonuna kadar bizi nasıl bir ekonomik tablo bekliyor?

Sezinler: 2019’un Mayıs ayı çok önemlidir çünkü Türkiye’de alınan birçok ekonomik tedbirin piyasaya olumlu ya da olumsuz yansımasının görüleceği ay Mayıs ayıdır. Mayıs sonu Haziran başı karşılaşacağımız tablolar bize 2019’un sonuna kadar nasıl bir yol haritası izleyeceğimizi gösterecektir.

 

Soru: Türkiye’deki seçimler bizi nasıl etkiler?

Sezinler: Türkiye’deki her şey bizi çok yakından etkiliyor. Sn Erdoğan ve Sn Albayrak her konuştuğunda biz direkt ekonomik olarak zaten etki altında kalıyoruz. Yapılacak seçimler ise siyasi olmasa da ekonomik olarak çok yakından etkileyecektir. Türkiye’de seçim nedeniyle sıkı bir seçim ekonomisi uygulandı. Seçimlerin hemen sonrasında bu TL ekonomisi hem bize hem de Türkiye halkına maliyetli olacak.