Köşe Yazarları

Eğitimde gerçeklerle yüzleşmek

Okullarda karnelerin verilmesi ve öğrencilerin Şubat tatiline girmesi ile birlikte memlekette bir “karne” tartışması yaşandı.

Mağusa’daki Çanakkale Ortaokulu’nda bazı öğrencilere karne verilmediği iddiası ortalığı karıştırdı. Karnenin verilmediğini iddia edenler, gerekçe olarak da çocukların aileleri okula vermesi gereken bir miktar parayı vermemiş olmasını öne sürdüler. Elbette böyle bir olay gerçekleşmiş ise bu kabul edilebilir bir durum değildir. Yani çocuğa anne-babasından kaynaklı bir durumdan dolayı karne verilmemesi kabul edilemez. Her ne kadar da okul yönetimi karne vermeme gibi bir durumun olmadığını söylese de bu olayın bu noktaya gelmesi pek de hoş olmamıştır.

Tüm bunlar bir kenara, bu olayın bize tartıştırması gereken başka bir konusu daha vardır. Bunları da Çanakkale Ortaokulu Müdürü Emin Özkalp söyledi zaten… Peki ne dedi Emin Hoca?  “Devlet okullarında para alınması gerçekten çok kötü… Biz de onaylamıyoruz ancak o devlet dediğiniz yapı okula hiçbir şey vermiyorsa, tuvaleti nasıl temizleyeceğim, kırılan camı nasıl tamir edeceğim, spor dersinde çocuklar oynasın diye nasıl top vereceğim, maça giderken otobüsü nasıl ödeyeceğim, o haktır dediğiniz karnenin kağıdını bile, basacağım mürekkebi nasıl satın alacağım. Bozulan klimayı tamirini ben yapacaksam ya da yenisini almak için dileneceksem, velilerimizin aradığım telefonları bile ben ödeyeceksem, birileri hala burası devlet okuludur deyip bir kaşık suda fırtına koparamaz”

Emin Hoca’nın bu söylediklerini yok sayamayız. Bu ülkedeki tüm ilk ve orta dereceli okullarda benzeri sorunlar vardır. Tüm okul yöneticileri de aynı konudan muzdarip… Devletin bu gerçeklikle artık yüzleşmesi lazım… Aslında devlet kendi eli ile anayasal bir suç işliyor. Ne diyor KKTC Anayasası’nın 59’uncu maddesinin 5’inci fıkrası? “Her çocuk, kız erkek ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu; on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir” diyor.

Ben 50 yıllık ömrü hayatımda bu ülkede eğitimin parasız olduğunu hiç görmedim. Yıllardır devlet okullarında vatandaşlardan para alınıyor. Güya okulların para toplaması yasak… Okul Aile Birlikleri üzerinden vatandaştan paralar toplanıyor. Ancak okul yönetimlerinin bunun dışında da başka bir seçeneği yok. Bu paraların toplanmadığı durumlarda okullarda eğitim durur. Bu kadar nettir bu durum. Örneğin 735 kişilik Çanakkale Ortaokulu her gün kaç tuvalet kağıdına ihtiyacı vardır? Kaç temizlik malzemesine, kaç A4 kağıdına, kaç fotokopi mürekkebine ve daha ne ihtiyaçlar?

Yıllardır devletin kolejlerinde kitap paraları vatandaş tarafından ödeniyor. Sanki devlet koleji değil de özel kolej. Bütün ilkokullarda İngilizce kitap paralarını da vatandaş ödüyor. Bunlar kitap… Ya diğer ihtiyaçlar? Hepsini neredeyse vatandaş ödüyor.

  1. Milli Eğitim Şurası’nda Eğitim Alt Yapı-Donanım Standartları ve Finansmanı Komisyonu’nun aldığı kararlar arasında şu da vardı; “Tüm okullara türleri ve öğrenci sayıları dikkate alınarak, temel ihtiyaçlarını ve küçük bakım onarımlarını karşılayabilecekleri, gerekli okul bütçeleri, bakanlık bütçesi içerisinde oluşturulmalıdır”

Hatta hükümet programlarında çok defa gördük; “Okul temelli bütçe” diye ama bunu bir türlü gerçekleştiremedik. Okul yöneticilerini dilenciliğe mahkum ettik.

Bir da işin ilginç yani tüm bu olumsuzluklara rağmen devlet okullarından üstün başarı bekliyoruz. “Ne ekersen onu biçersin” diye bir atasözü vardır bizim buralarda… Tüm bu olumsuzluklara rağmen canla başla çalışan devlet okulları da mevcuttur. Onların hakkını da yememek gerekir.

Acil olarak yapılması gereken, okullara bütçe ayırmaktır. Çünkü eğitimin gündelik ihtiyaçları bürokrasinin hantal yapısına mahkum edilemez.

 

 

 

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı