Köşe Yazarları

Eğitim çalıştayı iyi de, kim uygulayacak…


1975’den itibaren tam 5 tane Eğitim Şurası yapılmış.

Sonuncusu 2014 tarihli… O günden bugüne de yenisi yapılmamış. Yani saldım çayıra mevlam kayıra hesabı.

Ha, alınan kararlar en azından çoğu uygulansa canım yanmayacak da, o Şuralar da bir yerlerde dosyaları doldurmuş, o kadar. Üstelik Şura kararları, tavsiye nitelikli değildiler. Uygulanması zorunluydu. Ancak siyasi iktidarlar, anlaşılmaz bir nedenle her zaman için kaçındılar.

Örneğin, Temel Eğitim Program Geliştirme Projesi hiçbir zaman tamamlanmadı, o nedenle de müfredat çağın gereksinimlerinin gerisinde kaldı. Sonuçta eğitim, kendi kendine özelleşti. Dar gelirli ailelerin çocukları da, o dar kalıpların içinde, bin bir türlü yetersizlikle devlet okullarına gitmeye devam ediyor. İtiraz eden varsa, okulların üniversite ve kolej giriş sınavı başarılarına bakabilir.

Son Şura, CTP-DP hükümeti dönemindeydi. Özellikle milliyetçi kesimlerin Şura kararlarıyla ilgili şikayetleri oldu. Hükümetler değişti, politika değişti, o stratejik belge uygulanmadan kaldı. Ve  tartışmalı Şura’dan sonra bir daha da yenisi yapılmadı.

Şimdi Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın “Vizyon 2030” adıyla bir “Eğitim Strateji Planı Çalıştayı” düzenleyeceği açıklanıyor. Adı güzel, artık Şura denilmeyecek, Çalıştay denecek. Strateji var, hem de 10 yıllık bir projeksiyon öngörüyor da uygulaması yine siyasetin elinde…

Bir sürü emek, zaman harcanacak, fikirler çarpışacak, bir sonuç çıkacak, ne değişecek?

Anaokulundan, yüksek öğrenime her alanda eğitimle ilgili her türlü ihtiyaç bundan önce tam 5 kez tespit edilmiş, projeler ortaya konmuş; sonuç gerileme.

En basiti, yıllar içinde 1975’de düzenlenen ilk Şura’da özellikle vurgulanan Mesleki Teknik Eğitim’in geliştirilmesi hedefinden uzaklaşıldığı için, ortaya her lise mezununun üniversiteye gittiği, ara eleman yetiştirilemeyen bir yapı çıktı.

Bir başka örnek, 2014 Şura kararlarından biri, tam gün eğitimdi. Hani nerede? Sonra, hemen her Şura’da  sıralama sınavları yerine, beceriye dayalı değerlendirme teknikleri önerildi. Değişen bir şey oldu mu?

Hatta geçen yıl Eğitim Bakanı olduğu dönemde Cemal Özyiğit, Şura’dan 4 yıl sonra bu kararların uygulamaya gireceğini, hatta yeni bir Şura’nın düzenleneceğini, buna kararlı olduklarını söylüyordu. O da hükümet değişimiyle havada kaldı.

Bu durumda 10 yıllık projeksiyonun derhal uygulamaya geçeceğine kim inanır? Benim inanasım gelmiyor. Planların, projelerin gerçekleşmesinin şartı, her şeyden önce istikrara, devlette devamlılığa bağlı. KKTC’de her 1,5 yılda değişen hükümetler ve onların birbirine zıt politikaları, devamlılığı ortadan kaldırmış, eğitimi bugünkü durumuna getirmiş değil midir?

Bu çalıştayın da arşive manşet kalma tehlikesi büyüktür. Ta ki eğitim, gündelik “siyaset”in dışına çıkarılsın.

GELENEKSEL PARTİLER ARASI KAYMALAR…

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, bir kez daha partiler arası kaymalar göreceğiz…

Dün DP’nin yeni Başkanı’nın “bazı partilerden önemli isimler bize katılacak” sözlerini hatırlatarak, biraz değinmiştik. Fikri Ataoğlu, bunu DP Genel Başkanı seçilmeden önce, kendinden emin bir şekilde söylemişti. Gerçi Kurultay’a kadar diye bir tarih de vermişti ama, o söylediği gerçekleşmedi.

Şimdi seçildi… Bize gelen duyumlara göre, özellikle YDP içinden bir grup, bir süreden beri DP ile birlikte hareket ediyor. Anlaşılan iki partinin birlikte grup kurma, ya da birlikte hareket etme açıklaması lafta kalmış, onun yerine fiiliyatta şahıslar bazında bir birliktelik olduğu iddia ediliyor. Aynı şekilde, bir başka grubun da UBP ile dirsek teması duyumları var.

YDP’nin Gazimağusa Belediye Meclisi’ndeki 3 üyesi, istifa etmişler. Partiden yapılan açıklamada, “Bundan sonraki siyasi hayatlarında başarılar diliyoruz” deniyor. Bence bu gelen duyumları doğrular bir gelişme. Bekleyelim bakalım. Bu küçücük ülkenin sığ siyaseti yine neler doğuracak…

 

YERİN KULAĞI VAR

KİME YARAYACAK:

Hükümet, kaçak affından sonra bir af da elektrik borcu affı getirmeye hazırlanıyor. Bu da yine ödemesini gününde yapanlara yeni bir enayi damgası. Vatandaş zaten ödemediği zaman elektriği otomatik olarak kesiliyor. Bu af, yüklü miktarda borcu olan ve ödemediği halde elektriği kesilmeyen işyerlerine ve hotellere yarayacak. Şimdi diyorlar ki, yeni sayaçlara geçerken hata yaptık , onu tazmin edeceğiz falan… Yok, kimse çıkıp da ‘elektrik affını vatandaşı düşünerek yaptık’ gibi bir bahaneye sığınmasın, madem ki genellediniz, kime yarayacağı çok açık.

 

FEODAL YAPI:

Bir yılı aşkın bir süredir hazırlanan Mağusa-İskele-Yeniboğaziçi emirnamesi taslağı Birleşik Kurul tarafından reddedildi. Geçen süre zarfında plan o kadar çok ellendi, herkesi memnun etmek için o kadar çok değiştirildi ki, sonunda olacağı buydu. Bir yıldır verilen onca emek de boşa gitmiş oldu. Şimdi sil baştan yeni bir plan hazırlanacak… Ne yazık ki evrensel doğruları bile uygulayamıyoruz. İlla ki herkesin gönlü hoş edilecek. Feodal yapı, tam gaz devam.

 

İNCİRLİ NOKTAYI KOYDU:

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CTP’nin aday çıkarıp çıkarmayacağı, aday çıkarmayıp Akıncı’ya destek verip vermeyeceği çok tartışılıyor. Her iki alternatife de sıcak bakan CTP’liler olduğunu da biliyoruz. İşte tam da bu tartışmaların yapıldığı dönemde Milletvekili Sıla Usar İncirli; “CTP kendi adayını çıkaracak, Erhürman’ın aday olması toplum açısından da çok hüsnü kabul gördü. İnsanlar gerçekten sayın Erhürman’ın aday olmasını istiyor” diyerek tartışmalara son noktayı koydu…

SİYASİ AVANTAJ:

28 yıl aradan sonra gittiği Londra dönüşü orada yaşayan Kıbrıslı Türklere de seçme ve seçilme hakkı tanınmasını gündemine alan Başbakan Tatar, cumhurbaşkan adayı olması halinde, bu kararın kendine olumlu yansıyacağına inanıyor. Bu seçimde oy kullanamazlar ama, bu işin sonrası da var, yaratacağı sempati de. Siyasi avantaj için bire bir.

AKSA’YI UZAYLILAR MI GETİRDİ:

AKSA Sözleşmesinin saçmalığı, ülkeye zarar verdiği, kötü bir anlaşma olduğu bugünlerde hem Enerji Bakanlığı hem de Kıb-Tek yönetimince tekrarlanıyor. Derviş Eroğlu’nun Başbakanlığı döneminde ilk kez adaya gelen AKSA’nın sözleşmesi, gelip geçen tüm iktidarlarca uzatılıp, alım kapasitesi artırıldğı halde, şimdi bugün de “saçmalığından” bahsediliyor. Ben de soruyorum, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

YA TUTARSA: 

Ekonomist Doçent Dr. Hüda Hüdaverdi, denetimler yapılırsa, Türkiye kaynağı aktarılırsa ve bankalar da katkı koyarsa önümüzdeki Nisan Mayıs aylarında piyasanın rahatlayabileceği değerlendirmesinde bulundu. Bunlar gerçekleşmezse 2020’de işimiz zor demek istiyor Hüda Hüdaverdi. Türkiye’den gelecek kaynak tamam da, diğer ikisi biraz zor gibi. Bu Nasrettin hocanın göle maya çalma işine benzedi, ya tutarsa misali…

ZİRVEDEKİLER

Erdinç Gündüz: “Ha Türk olmuş da Rum, zihniyette pek fark yok…. Tepeden tırnağa, ne yapacağını, neyi nasıl düşüneceğini şaşırmış bir ada halkı var artık…Bir tarafta, ne pahasına olursa olsun ‘Ya Taksim Ya Ölüm’, diğer tarafta ‘Türk’ten dost olmaz’ düşüncesi….Bir tarafta,  bayrak yakarak  ‘işgal’i sonlandıracağını sanan zavallılar, diğer tarafta bir futbol karşılaşmasında –Rum oyuncusu var diye- siyasi hareketler yapmaya yeltenenler…Bir tarafta ‘Spor’a siyaset karıştırmayın…’ şikayetleri, diğer tarafta maçında ‘Türk hakem’ bile istemeyen bir zihniyet…”.

 DİPTEKİLER

Nereye Kadar: Baba yarısı amcası yıllarca küçücük yeğenine tecavüz ediyor. Bir başkası telefonla küçük kızı taciz ediyor. Ve son olarak yine bir başka sapık 15 yaşındaki kıza hem sözlü, hem de fiili tacizde bulunuyor. Ülkenin geldiği durum bu. Etraf sapıklarla dolu. İnsanlar çocuklarını dışarı göndermekten korkar oldu.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı