Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

EĞER AFRİKA’DA OLSAYDIK!

Eğer “Kıbrıs” kadar bir coğrafya Türk ve Rum nüfuslarıyla  Afrika kıtasında olsaydı, mevcut siyasi gelişme ve çekişmelerle kavgalarını, dünyanın haber ajansları şöyle duyuracaklardı:

“Orta Afrika’nın Doğusunda yer alan Kıbrıs denilen bölgede, yıllardır Türk ve Rum kabileleri arasında süren çözüm müzakerelerinden yine  sonuç alınamadı…”

Ne var ki Doğu Akdeniz’de, hele de Avrupa ile Ortadoğu arasındaki bir geçiş yerinde önemince yer almanın keyfiyetinde, Güneyi Devlet muamelesi görürken, Kuzey’inde   de Devlet rolü oynanan Kıbrıs Afrika’da değil! Olsaydı bu nüfusla ancak iki kabile olurdu!

Ki kulağınıza fısıldayım: Gerçekte eğer Kıbrıs kabile esamesindeki Türk Rum toplumlarıyla Afrika’da olsalardı, Tutiler Hutuler gibi birbirlerini kıyıp yok edene kadar savaşacaklar, savaşacak kimse kalmayınca da BM’ler devreye girip  “çözüm sağlanmıştır” diyecekti!

DEVAM edeyim:  Aslında başından beridir adada asıl savaşanlar “Yunanistan’la Türkiye”dir.. Dolayısıyla küresel siyasetler bağlamında Yunanistan’la Türkiye’nin çıkarlarıdır..

Nitekim eğer yarın Türkiye ile Yunanistan her konuda bir anlaşmaya varmış olsalardı,  ertesi gün Kıbrıs’ta “çözümün” adı bile anılmadan Türk ve Rum toplumları 45 yıllık devletlerinin egemenleri olarak sonrası yollarını el ele yürürlerdi..

YANİ diyorum:   “Değil Berlin’e Antartika’ya gidilse eğer Türkiye ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki askeri ve ekonomik çıkarlarını gözetmezse, hiçbir “plan” gökten inmiş “ayet” de olsa çözüm olmaz!

ŞİMDİ bu cümleden hareketle Başbakan Tatar’a döneyim: Kaç gündür Sn. Akıncı’yı Berlin’de dikkatli davranması için uyarıyor, nasihatlarda bulunuyor!

Aslında Ankara’nın yapmak gereğini duymadığı “uyarıyı” yaparak zaten Berlin’den çıkmayacak sonucu da hesaba katarak, “vazifesini yapmışlığının” hanesine kazınacak reytingini hazırlıyor!

Eh, politikacıdır yapar da bir daha tekrarlayım:

YAZIK ki bir “Ulusal Konsey”i bile oluşturmadık! Ki “gerçekleşseydi” şimdi Cumhurbaşkanı ve Başbakan gibi devletin en üst mertebesindeki makam sahipleri halkın karşısına el ele çıkarlar ve derlerdi ki “Anastasiadis’in asla olmaz dediği Türkiye’nin garantörlüğü ile adadaki askeri bizim için de asla olmazsa olmazımızdır..”

Bu kadarcık uzlaşıyı bile sağlayamadık. İyi ki Türkiye vardır yoksa Baluba kabilesi gibi yerdik birbirimizi!

*****                        

TAKILDIKLARIM: (LAF ÇOK İŞ YOK!)

Günler gelip geçerken 2020 yılına  ha girdik ha giriyoruz ama Tatar Koalisyon Hükümetine bakıyorum,    tam ifadesiyle “laf çok iş yok!”

Ki Hükümetle kimler oynamıyor ki! Başta tam takım halinde “Kurumlar!” Mesela Mağusa’da bir günlük eylemle elektrik akımını kesen Tel-Sen’in öteki kentlerdeki grevlerini merakla beklerken bakıyorum “tık” yok!

Ama onun yerine kaç gündür Havadis Gazetesinde bazen  manşetten ayazlatılan   haberler uçuşuyor ki bir tanesi, daha dün Cenk Diler’in “haber yorumuyla” yayınlandı:    DİYOR ki Diler  “KKTC Devleti Elektrik Şirketi AKSA’ya alım garanti üretimi için her ay 46 milyon 215 bin lira nakit para ödüyor. Bunun 12 Milyon 264 bini kira bedeli adı altında veriliyor!..”  (Yeme de yanında yat!)

(PEKİ kim bu AKSA? Globalleşme yolunda bir enerji şirketi. KKTC ve Afrika’da Mali, Madagaskar gibi ülkelerde faaliyet gösteriyor. Enerjinin rüzgâra kadar her türlüsünü kullanıyor..)

“FAKAT” diyor dünkü Havadis gazetesindeki yorumunda Cenk Diler, “Maliye Bakanı, (“peşkeş” değil “muafiyettir” diyedursun)  hediye olarak sunulan bu astronomik miktarı bilançosunun kâr hanesine beklenmeyen gelirler olarak çoktan kaydetti bile…” Ve ekliyor: “Ne tatlı!”

Hem de bal şeker!

…ÖTE yandan belki hükümet unuttu ama bizim aklımıza takıldı kaldı. Çünkü “bekledim de gelmedi” şarkısına nazire bir türlü TC’den akışı gerçekleşmeyen katkısal para sonunda 4’lünün gitmesi, 2. linin gelmesi ile oluşan Tatar Koalisyon hükümetinin TC ile imzaladığı Mali ve Ekonomik Protokol sonrasında, 750 milyon TL olarak  geliverdiydi de  hani atılan imzanın karşılığı? KIB-TEK yılan hikâyesine, Mağusa Limanı kadavraya döndü! Telekomünikasyon çoktan mayna etti!

KALDI ki? “Emirnamelere” başkaldırılar da yoğunlaşıyor çünkü öncesinde “kapanın elinde kâr” olarak kalanlar  iştah kabarttılar ki “hani bize” diyorlar. Kulpu da hazır: “Bu yasaklar Bölge gelişimini sekteye uğratacakmış!” Oysa yapılan bölgelerin imar iskân  gelişimini planlamak..

…GEÇEN gün  tüm bu bölük pörçük icraat kırıntılarının arasına bir haber daha iliştirildiydi ki bir zamanların tartışılan büyük sorunlarındandı! Sanki çözülmüş gibi uzun zamandır “anılmıyordu!”

ŞU “Ek Mesailer” sorunu. Bırakın siz AKSA’ya kaptırılan milyonları. Bu Ek mesailerle son 4 yılda Devletin kasasından yıl sonunda da ödenecek olanlarla 194 milyon ek mesai parası çıkacak!

Günah değil mi bu devlete!  Zaten parasal katkı TC’den gıdım gıdım gelmekte..

Yıllardır ek mesaiyi gerektiren kamu görevlerinde Rotasyon sistemi” kurulamadı! Artık çalışanlar da “maaşına”değil (o zaten çantada keklik) çantada tavşan olan ek mesaiye çalışıyorlar! Yaşasın ek mesailer demez misiniz?