Köşe Yazarları

Dünyayı anlamaya çalışmak ve Afrika örneği…


Güney Afrika’nın eski Devlet Başkanı Jacob Zuma, tam 3 yıldır yolsuzluk soruşturmasında.

2009’dan beri ülkenin başındaki Zuma hakkında sürekli yolsuzluk iddiaları ortaya çıktı.

Hatta 2016’da anayasa mahkemesi tarafından için suçlu bulunduğu halde 2018’e göreve devam etti.

İlk soruşturmada, kendi evi için devletin 15 milyon dolarını harcamakla suçlandı. Çiftliğine yaptırdığı misafirhane, yüzme havuzu ve amfi tiyatro gibi bölümler için devlet hazinesini kullanmış.

Şu anda, görevde olduğu 2017’de başlatılan dava devam ediyor. Dosyaları ise, kabarık.

Yabancı bir şirkete haksız bir şekilde ihale vermek, o yatırımcıların ülke siyasetinde etkin olmalarını sağlamak; 18 ayrı yolsuzluk, sahtekarlık, şantaj ve kara para aklama…

Geçen yıl parti başkanlığını kaybettikten sonra, nihayet Devlet Başkanlığını da bıraktı. Mahkeme, bu tarihten sonra hızlandı ve kamuda kendisiyle birlikte çalışan onlarca kişi de tutuklandı. Bunların arasında ihalelerde suistimal yapan aile üyeleri de var.

Geçtiğimiz gün yaptığı savunmada da “bu bana dış güçlerin oyunu” diye saçma bir iddia ortaya attı. İşin içinde dış güçler olduğu kesin de, Zuma’nın dediği gibi bir kandırılma durumu yok.

Aslında sadece Güney Afrika değil, kıtanın 54 tanınmış ülkesinden 35’inde yolsuzluk inanılmaz boyutlarda.  Bir yılda yolsuzlukla kaybolan para miktarının 184 milyar dolar olduğu söyleniyor.

Doğal kaynakları zengin, petrolden doğal gaza, tarımdan hayvancılığa kadar her türlü üretim var. Ancak insanlar açlık sınırının çok altında, tüm kabileler birbiriyle vahşi savaşlar içinde ve ülkeler kötü yönetiliyor.

Vatandaşlar da her türlü hizmet için rüşvet ödüyor. En çok rüşvet alanların başında polis geliyor. Hatta dış yardımlara aracılık eden sivil toplum örgütleri bile yolsuzluğa karışmış.

Biraz altını karıştırınca, Afrika’nın üstüne oturduğu zenginliği paylaşma kavgasındaki uluslararası sermayenin bulduğu en kullanışlı yolun, iktidarları satın almak ve iç savaşları kızıştırmak olduğu anlaşılıyor… Ve bir de Afrika ülkeleri, dünyanın en büyük ölçüde kara para akladığı ülkeler.

Tüm kıtada, başta ABD’nin olmak üzere, çeşitli ülkelerin askeri üsleri var. Bunlar yoluyla iç savaşları kontrol ediyorlar. İç savaşların devamı ise, hem dış güçlerin nüfuzlarını koruyor, hem silah satışlarına gerekçe oluşturuyor. Yöneticilerin yolsuzluk eğilimleri bu işi kolaylaştırıyor. Afrika için söylenen bir “mide siyaseti” kavramı var. Yani siyaset, bol servetin ana giriş kapısı kabul ediliyor ve bu yüzden iktidar mücadelesi ve iç savaşlar daha sertleşiyor.

Bakmayın siz büyük devletlerin Afrika hakkındaki romantik insan hakları, açlıkla mücadele zırvalarına. Esas dertleri bu ülkelerin kalkınmasını önlemek ve dışa bağımlılığını sürekli hale getirmek.

Zuma’nın özelinde olduğu gibi, rüşveti yedikleri şirketler petrol şirketleri, GSM şirketleri, taşımacılık, silah, gıda şirketleri. Yeni Devlet Başkanı  Cryil Ramaphosa’nın göreve gelip, yolsuzluklara ‘dur’ demesinden sonra 3 ay içinde, Güney Afrika para birimi rand’ın, dolar karşısında 3 katı değer kazanması şaşırtıcı değil.

Nijerya’da geçen yıl dünya petrol devleri Shell ve ENİ’nin, 1 milyar 300 milyon dolarlık bir petrol işletme izni için,  1 milyar 100 milyon rüşvet verdikleri iddiası var.  Dava Milano mahkemelerinde devam ediyor. Şirketler parayı devlete verdiklerini iddia etseler de, mahkeme dosyasında parayı Petrol Bakanı’nın aldığı iddiası var.

Aracılar, İsviçre Bankaları. Aynı kişilerin, Airbus Şirketi adına Mali hükümetinden birilerine 110 milyon sterlin rüşvet verdikleri ortaya çıkmış bulunuyor.

Fransız Bollore Grubu’nun Afrika’da işletmesini sürdürdüğü 16 limandan ikisinin ihale işlemleri sırasında, devletin üst yöneticilerini ikna etmek için rüşvet vererek yolsuzluk yapıldığı iddia edilmişti.

Daha ilginci, Bollore’ye bağlı iletişim şirketi Havas’ın bazı Afrikalı liderlerin seçilmeleri ve iktidarlarını korumaları için düşük faturalı kampanyalar düzenlediği belirtilen haberlerde, şirketin bölgedeki gücünü kullanarak, siyasi değişiklikleri sağladığı da iddia edilmişti. Yargılama Paris’te sürüyor.

Ancak batının Afrika’yı yolsuzluk, geri kalmışlık, savaşlar ve açlık içinde bırakma çabası bitmiyor.

Bütün bunları okuduktan sonra, hala “ne alaka” dediniz mi?

Yaşadığımız dünyayı, uluslararası politikanın nasıl şekillendiğini, etrafımızda olup bitenleri başka türlü anlamak mümkün değil.

Öyle tanıdık, öyle bildik yanları var ki…

Hele bir de Doğu Akdeniz doğal gaz cenneti oluyor ya(!), seyredin siz gümbürtüyü….

 

YERİN KULAĞI VAR

BARIŞ ADINA BİR FIRSAT DAHA KAÇTI:  

Rum siyasi parti başkanlarından oluşan Ulusal Konsey, Akıncı’nın sunduğu 9 maddelik öneriyi reddetti. Red gerekçesi olarak da; “Önerinin Kıbrıs sorununun özünden uzaklaştığı ve ‘menfaatlerine’ hizmet etmediği” ifade edildi. Bu karara şaşırdık mı derseniz, kesinlikle hayır. Adamların ne adayı ne de zenginliklerini paylaşmak gibi bir niyetleri hiç olmadı… Olan, sadece barış yolunda kaçırılan bir fırsat. Bunu da tarih 15 Temmuz 74 darbesi gibi yazacak.

KAZANANI OLMAZ:

Başbakan Ersin Tatar, “Olası sıcak bir çatışmada esas kaybedecek olan Güney Kıbrıs’tır” demiş, ”Biz değil, Rumlar korksun” diye de eklemiş. Biz ne kadar barış dili kullanmaya çalışırsak çalışalım resmi söylemler bundan uzak. Olası bir çatışma sözünü ağzına almaktan bile korkuyor insan. Çünkü böyle bir durumun kazananı olmaz, her iki tarafın da halkları için kayıp olur…

 

AKDENİZ AKDENİZ OLALI:

Akdeniz tarihinde görmediği kadar savaş ve sondaj gemileriyle doldu. Özellikle üçüncü taraflar, tansiyonu düşürmek, diyalog yolunu açmak yerine, yaptıkları sert açıklamalarla krizi yükseltmeyi seçiyorlar. Yıllardır Kıbrıs’ı ağzına almayanlar, bugünlerde Kıbrıs sevdalısı olup çıktı. Meğer ne çok sevenimiz varmış bu dünyada. Bizi  yeniden birbirimize düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar…

 

NEREDE ÇALIŞIRDI BU KAÇAKLAR?:

Günlük ortalama yakalanan kaçak sayısı 10 civarında. Operasyonlar başlayalı herhalde sayı 500’ü buldu. Ancak ne ilginçtir ki, bunlar genelde sokaklarda yakalanıyor. Peki bu insanlar ne yiyip, içiyor, nasıl geçiniyor? Doğal olarak bir yerlerde kaçak olarak çalışıyorlar. Ondan bir haber yok. Yakala, üç gün hapis, sınır dışı… Ya bunları çalıştıranlar? Polis operasyonları temizliğe yeter mi? Tabii ki yetmez. Önce sistemin kendini temizlemesi gerek. Kökü de o kaçaklarda değil, burada. Biraz da bunları duyabilsek…

 

NET TARİH YOK:

Eski hükümeti “mali protokol” konusunda en çok eleştiren ve “imza tarihi” vermedikleri için demediğini bırakmayan şimdinin Başbakanı Ersin Tatar, “Türkiye ile KKTC arasındaki mali protokolün Temmuz ayı içerisinde imzalanacağını  düşündüklerini açıkladı. Yani net bir tarih yok, sadece öyle bir “düşünce” var. Demek ki bu işler öyle sanıldığı kadar kolay değilmiş, sizin hazır olmanızdan çok karşı tarafın hazır olması gerekiyormuş…

 

SADECE 155 BİN KİŞİ:

2019’un ilk 6 ayında Ercan’a inen ve kalkan uçaklarla 1 milyon 851 bin 969 yolcu taşınmış. Ortalama bir hesapla, yarısının giriş yaptığını varsayalım, 900 bin civarında. Bu arada Yenidüzen’in dün yayınladığı bir haber var. Havayoluyla ülkeye giren yabancıların sayısı, aynı dönemde sadece 155 bin 525. Bu rakamlara bakarak, o hareketliliğin, ülkeye döviz girdisi sağlamadığı apaçık ortaya çıkıyor…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Diler: “Hem vesayeti kabul edeceksin hem de kahramanlığa devam edeceksin. Ya kendi yağınla kendi ciğerini kavuracaksın ya da teslimiyeti kabul edeceksin. Boyundan büyük laf da etmeyeceksin! Tüm bunlar için; kavgaya, küslüğe, kin ve nefrete de hiç gerek yok! Olmazsa olmazı isteyeceksin: Demokrasiyi… Bağımsızlığı… Kendi ayakların üzerinde durmayı… Kendi kendini idare etmeyi… Ama nerede? Görünüşe bakılırsa hiç umut yok!”…

 

DİPTEKİLER

Hem Suçlu, Hem Güçlü: Suç cennetine dönen ülkede gün geçmiyor ki suçlarda ilkleri yaşamayalım. Geçtiğimiz gün yanındaki kızına laf atanları uyaran baba, karşı taraftan özür yerine dayak yedi. Yakalanan zanlı tahmin ettiğiniz gibi, ülkede kaçak olarak yaşıyordu. Siz hala gümrük kapılarında gelene geç demeye devam edin…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı