Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dünyadan o kadar uzağız ki!..

Lefkoşa Belediyesi boğazına kadar borca batarken, Lefkoşa’nın halkı da boğazına kadar çöpün içinde. Yaklaşık iki yıldır da kurtulamıyor. Çevre mühendislerinin nasıl yapılacağını çok iyi bildikleri geri dönüşüm-ayrıştırma metoduyla paraya çevrilmesi mümkün olan çöp, bizim başımızın derdi.

Aslında sadece toplanmaması değil, toplanması da dert. İlkel çöp toplama bölgeleri, başlı başına bir sorun. Yıllar yılı Dikmen çöplüğünün dioksin gazını ciğerlerimize çektiğimizden, kanser vakaları tavan yapmıştı…
İnternette gezerken gözüme çarpan bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Geri dönüşüm, güneş enerjisi ve daha birçok sürdürülebilir uygulamada tüm ülkelerin başını çeken İsveç, şaka gibi bir sorunla karşı karşıyaymış. Elektrik ve ısınma ihtiyaçlarının büyük kısmını çöplerden elde eden ülkede çöp bitmiş…
250 binin üzerinde evin elektrik ve ısınma ihtiyacı, çöplerin yakıt olarak kullanılmasıyla sağlanıyormuş. İsveç’te bulunan evlerden çıkan çöplerin, sadece %1’i çöplüklerde kalıyormuş. Bu oranın, diğer Avrupa ülkelerinde %38 dolaylarında olduğu belirtiliyor. Geri kalan kısım ya geri dönüşüme uğruyor, ya da gübre olarak kullanılıyor. İsveç’teki güç santrallerinin büyük bir kısmı da çöpleri yakıt olarak kullanıyor. Ancak ülkede çöplerin tükeniyor olması, daha doğrusu yeterince çöp üretilemiyor olması, İsveç’i zora sokuyor…
Bu durumda İsveç, komşusu Norveç’ten çöp ithal etmek durumunda kalmış. Üstelik İsveç, bu ithalattan para da kazanıyormuş, çünkü Avrupa standartları dahilinde çöplerinden kurtulmak isteyen Avrupa ülkeleri, İsveç’in çöplerini alması için para ödemekten çekinmiyormuş!..
Bir haber de Güney’den… Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs’ı “Koççat” ve “Vati” köyleri yakınlarında bulunan çöp atım alanlarını kapatmadığı ve atık arıtma tesislerini kurmadığı gerekçesiyle cezaya çarptırmış. Allahtan biz AB müktesebatı dışındayız. Ya bir de AB’nin temsilcileri yanlışlıkla, Lefkoşa’nın kuzeyini gezselerdi, gördükleri çöp dağları sonrası verecekleri cezayı, sittinsene çalışsak ödeyemezdik…
İşte böyle… Türkiye gibi büyük bir ülke bile çöplüklerini ihale ederken, ayrıştırma işini ülke geneline yayarken, bir de döndüm bize baktım… Galiba dedim, biz daha uzun süre Avrupalının gözünde “çöp” olarak kalmaya devam edeceğiz…

YERİN KULAĞI VAR

162. MADDE 3 YIL ÖNCE HALLEDİLMİŞ:
Anayasa’nın 162. Maddesi tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Hükümetin önerisine göre, Meclis’te çoğunluğu sağlayarak, referanduma gitmeden değişiklik yapılması öngörülüyor. Dün CTP Milletvekili Tufan Erhürman’ın TV’de söyledikleri ilginçti. 2010 yılında, “Meclis’te üçte iki çoğunluk sağlanırsa, referanduma gidilmesi” konusunda tüm partilerin onay verdiği bir mutabakat mevcutmuş. Erhürman şimdi karşı çıkanları anlamakta zorlandığını söylüyor. O gün onay verenlerin çıkıp, neden fikir değiştirdiklerini de açıklamaları gerekecek…

TAÇOY GENEL SEKRETER:
DP-UG Genel Sekreteri Bengü Şonya’nın parti içi muhalefeti belli ki bazılarını oldukça rahatsız etmiş. Üstüne üstlük, DP’ye katılan UG kanadına karşı tavrı da ortada ve bunu her platformda dile getirmekten çekinmiyor. Daha ne olsun. Tüm bunlar Şonya’nın ipinin çekilmesine yetti de arttı bile. Şonya’nın görevden alınıp, yerine Hasan Taçoy’un atanacağı kesin gibi. Bugün yarın bu değişim yaşanacak…

ESNAF KREDİLERİ NE OLDU:
15 bin TL’lik esnaf kredisi için Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’na başvuruda bulunan küçük esnaf, kredilerinin onaylanmasına rağmen, 6. aydan beridir kredilerini alamamaktan şikayetçi. Kredi alabilmek için 1000 TL’lik hisse senedi almaya zorlanan ve bunu da yerine getiren esnaf, aylardır oyalandıklarını ve her bilgi istediklerinde ha bugün, ha yarın diye oyalandıklarını söylüyor. Hürrem Başkan bu olaya bir el atıp, ne olup bittiğini bu arkadaşlara bir zahmet anlatıverse hiç fena olmayacak…

HEDEF MİLLİ HAVA YOLU:
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, “Milli hava yolunun olması hem bilet fiyatlarının dengelenmesi hem de bayrağımızın göklerde dalgalanması bakımından büyük bir olaydır. Bu bizim hedefimizdir” demiş. İyi de kaynağınız var mı? Yok eğer parayı yabancı yatırımcı verecekse nasıl bizim “milli hava yolumuz” olacak. İlle de olur derseniz, komşu 3 uçağını satışa çıkarmış. Bu krizde onlara da yardımcı olmak, hayır dualarını almak için, gidin bastırın parayı alın uçakları olsun bitsin…

HÜKÜMET MÜZAKERELEREDEN UZAK KALMAYACAK:
Cumhurbaşkanı, iktidar ortağı partilerin başkanlarını ve Dışişleri Bakanı’nı görüşmeye çağırmış. Bu hükümetin Kıbrıs konusunun dışında kalmayacağını o da anlamış demek ki. Zira karşısındakiler ne İrsen Küçük, ne Özgürgün… Öncelikli konunun da müzakereci konusu olacağı tahmin ediliyor. Zira hali hazırda Rum tarafının atadığı sıfatı taşıyan bir müzakerecimiz yok…

MARAŞ RESMEN GÜNDEMİMİZDE Mİ:
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif’in Mağusa Limanı’nı ziyaretini TV’den izledim. Mağusa Limanı’nı yabancı gemilerin konaklama istasyonu yapılmasından bahsederken, Maraş’ın açılmasının da gündemde olduğunu söylüyordu. Bu son sözler TAK bülteninde yer almadı. Dikkatimi çekti. Bir şeyler oluyor da bizim haberimiz mi yok?..

BU DEVİRDE…:
YKP hükümet programını eleştirirken, kalkınma ve istihdam için özel sektörü güçlendirmenin, hiç bir sol anlayışa uymadığını, kamunun ikinci plana düştüğünü savunuyor. Savunmasını da Avrupa’daki sol partilere dayandırıyor. Söyledikleri AB’nin temel mantığına bile aykırı. Üstelik de kamunun istihdam kapısı yapılmasıyla ne hale geldiğimiz de ortada. Anlaşılan YKP sonuna kadar radikal kalmaya kararlı…

ZİRVEDEKİLER

KTOEÖS: Sendika Genel Başkanı Tahir Gökçebel: Okullar öğretmensiz, inşaatlar bitirilmemiş ama ek sınav rüşveti ve partizanlık devam ediyor. Bu rezalete seyirci kalmayacağız. Sayın bakanın basından öğrendiğimiz son kararları, eğitimi daha da yozlaştırarak siyasi bir rüşvet olarak algılanmasını sağlayacak ve kaosu derinleştirecektir…

DİPTEKİLER

Müstafi Kıb-Tek Yönetimi: Kıb-Tek’in, Başbakan İrsen Küçük’e “Partimize bağlıyız” diyen yönetim kurulu istifa etmiş. Yeni hükümetin bu durumda kendilerini orada tutmayacağını anladıklarından olsa gerek… Çoktan yapmaları gerekeni yapmışlar. Borcunu ödemeyenlerin peşine bile sendika düşerken, onların ne iş yaptığını kimse bilemedi… Toplumun hafızasında, partizanlığın geldiği en son nokta olarak hatırlanacaklar. Hem onlar, hem de onları o görevde tutanlar…