Köşe Yazarları

DÖVİZ KRİZİ VE SON NEFES

2001 krizinde yaptığımız durum saptaması aşağıdaki yazıda mevcuttur.

Yazı 14 Temmuz 2001’de yayınlanmıştı.

Şimdilerde tam da aynısını yaşıyoruz.

2001 sonrası AK Parti yükselişe geçti ve hem meclisi hem de hükümeti devraldı.

Şimdi başa geri dönüyoruz.

***

SON NEFES

 

6 ay önce bir milyon olan sterlin 2 milyon sınırına dayandı.

Tek başına bu rakam bile yaşadığımız dehşeti gözler önüne seriyor.

6 ayda sterline bağlı her şeyin yüzde yüz pahalanması veya cebimizdeki paranın yarı yarıya azalması anlamına gelen bu durumun aynı hızda sürmesi halinde on binlerce dar gelirliyi bekleyen sefalet ve açlıktan başka bir şey değildir.

Her türlü banka borçlanmalarının, ev kiralarının ve piyasada satılan malların büyük bölümünün sterlinle yapıldığı bir ülkede sadece 6 ay gibi kısa bir sürede bu denli dramatik gelişmeler olursa ne yapılması gerekir.

Cebindeki para yarı yarıya azalan dar gelirlilerin tasarruf yapmasını önermek hangi akla ve izana sığar?

Hükümetin gelişmeleri kayıtsız bir şekilde izlemesine nasıl tahammül edilebilir?

Serbest piyasa adı altında “bırakınız yapsınlar, müdahale etmeyiniz” mantığı binlerce ailenin ekonomik olarak sıfırlanması demek olacaksa buna kim katlanabilir?

                                                                          ****

 Dövizdeki çılgınca artışın ilk günlerinde hükümet vatandaşları rahatlatmak için tedbirler alacağını açıklamıştı.

O günlerde Ulusal Birlik Partisi-Toplumcu Kurtuluş Partisi koalisyon hükümeti görevdeydi ve bu amaçla birçok toplantılar yapıldı.

Başsavcı “eğer önlem almazsanız sosyal patlamalar olur” uyarısında bulunmuş, işçi ve memur sendikaları hemen her gün konuyu gündemde tutmak için çeşitli eylemler yapmıştı.

Peki ne oldu?

Ne değişti?

Hükümet hangi tedbiri yürürlüğe koyabildi?

Hiç.

Koca bir hiç.

 Yetkililer, “biz vatandaşlar arasında yapılan anlaşmalara karışmayız” diyerek konudan çekildiler.

İnsaflı alacaklılar sterline yüzde 30-40 indirim yapıp müşterilerini korumaya çalıştı.

Vatandaşlar kendi aralarındaki alacak-verecek işlemlerine daha hoşgörülü yaklaştı ama hükümetten bir ses çıkmadı.

 

                                                                              ****

Türkiye’deki olumsuz gelişmelerden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de olumsuz etkilendiği bir gerçek.

Ama henüz su yüzüne çıkmayan önemli bir gerçek daha var ki, Türkiye’de sterlin makul düzeyde bir artış oranında seyrederken, Lefkoşa’daki piyasayı birkaç spekülatör ve tefeci belirliyor.

Perşembe günü sterlin İstanbul’da 1 milyon 900 bin seviyesinde olurken Lefkoşa’da bir ara 2 milyon 40 bin seviyesine kadar çıkması başka nasıl açıklanabilir ki?

Veya ay başları sterlinin otomatik olarak yüzde 20 daha pahalı satılmasını kim izah edebilir?

                                                                              ***

Halk ekonomik açıdan dayanma gücünün son noktasında, son nefesini vermek üzere olan bir hastadan farksızdır.

Daha fazla para kazanma uğruna sterlini sürekli yukarılara çekmeye çalışan fırsatçılara mı dert yanmalı yoksa can çekişen vatandaşlarını gören ama hiçbir şey yapmayan hükümete mi?

Ekonomik yıkım, Kuzey Kıbrıs’ta her şeyi ortadan kaldıracak denli büyük bir tehlikeye dönüştü.

Bugün mesailerini Kıbrıs sorunu, Avrupa Birliği gibi konulara ayırıp, günde 5 kez demeç verenler yarın nutuk atacak insan da bulamayacaklar.

Çünkü halk nere, nasıl gideceğine kendi karar verecek…

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı