Köşe Yazarları

Domates ve patatesteki vurgun…

Dün de yazdım, patates 8,5 lira…

Domates 15 liraya vardı…

Oturdum araştırdım. En iyi bilenlere sordum.

Patates tarlada bu yıl 130 kuruşla, 150 kuruş arasında satıldı. Beş tane büyük toptancı tüm patatese bu fiyattan el koydu. Şimdi patatesler onların depolarında ve depodaki malları marketlere veriyorlar, onlar da karını koyup 8,5 liradan satıyor. Tam bir stokçuluk, tam bir fırsatçılık ve vurgun. Toptancının karı, yüzde 350 civarında. Bu nasıl ticaret, bu nasıl insaf? Devlet ne için var?

Hesaba bakın, yılda asgari 3-4 bin ton patates üretiliyor. Toptancı arada kilo başına en iyi olasılıkla 4 lira kazansa, 15-16 milyon lira bir kar oluşuyor.

Domateste de durum aynı. Bugün çürük çarık ve 6-15 lira arasında almak zorunda kaldığımız domatesin de toptancı tarafından tarladan en fazla 2.5- 3 lira civarında alındığını öğrendim.

Sadece bu iki üründe değil tabii. Her türlü sebze meyve için geçerli bu çark.

Yapın hesabını, vurgunun büyüklüğünü görürsünüz.

Rakamlar ortada, hükümet bu kazancın vergisini bir tamam alabiliyor mu?

Hal yasası yok, kimin neyi kaça alıp, kaça sattığını kimse bilmiyor.

Devlet elinde yetki olmasına rağmen, müdahale etmiyor. Hiçbir ürünü denetim altına almıyor, üreticiyi de tüketiciyi de bu zilletten kurtaracak tek formül kooperatifleşme, onun da yüzüne bakan yok. Hep beraber 5 tane toptancının zengin olması için çalışıp, tüketiyoruz.

Bazen düşünüyorum da, toplum olarak Aziz Nesin’in dediğindeniz galiba. İşini bilen sömürüyor, biz koyun gibi itaat ediyoruz.

Durum budur.

Daha söyleyecek bir şey bulamıyorum…

 

BU KRİZDE, 85 MİLYONLUK YÜK NE DEMEK…

Devlet çıkan bir kaosu önlemekle yükümlüdür.

İsyana kalkan gruplar, kamunun çıkarlarına zarar verir hale geldiğinde, devletin görevi izlemek ya da tavizlerle geri adım atmak olamaz.

Hem toplum düzenini sağlayacaksınız, hem de akıl mantık dışı taleplere bir şekilde “dur” diyeceksiniz.

Yollar 6 gündür kapalı. Vatandaşın özgürlüğü engelleniyor. Yaratılan aşırı gerginlikler toplumun huzuru bozuluyor. Devlet binalarına zarar veriliyor. Her biri bir başka suç.

Karşılığında sürekli olarak, vatandaşın sırtına bindirilen yük.

İlk eylemden sonra Tarım Bakanı açıkladı. Yılbaşından bu yana arpaya verilen sübvansiyon, bu halka 40 milyona maloldu.

İkinci geri adımda, Bakan, bütçeye 45 milyon daha ek yük getirecek bir teklif verdi.

Naimoğulları’nın “hükümet kuruş hesabına düştü” dediği, hepimizin sırtına binen 85 milyonluk bir kayıptır.

Bu ülke sadece hayvancının ülkesi mi, batan sadece onlar mı?

Ben vatandaş olarak, tek bir sektör için bu yükün altına girilmesini reddediyorum. Sen oradan buradan birkaç milyon tasarruf için kesintiye gideceksin, tek bir sektöre kafadan 85 milyon vereceksin.

Yok, olmaz. Yeter artık.

Dün de yayınları izledim. Tam anlamıyla şuursuz bir eylem. Bir gün “Tayyip’in askerleriyiz” dediler, ertesi gün küfrettiler. Bir tanesi yola atılıp Polise “devletin köpekleri” diye bağırdı.

Böyle kendinden geçmiş bir güruhun nerede duracağı belli değil. Ama böyle bir kaos girişiminin nasıl bitirileceği bellidir.

Bu çirkin tiyatro başka türlü sonuçlar vermeden derhal bitirilmelidir. Vatandaş yüzde 75 fakirleşirken, bu şirretliği daha fazla çekecek hali yok. İnsanlar evlerini, arabalarını elden çıkartmanın derdinde, bunlar 30 kuruş için memleketi yakıyor ve bedelini de ben 85 milyon olarak ödeyeceğim öyle mi?

Yetti, gerçekten yetti bu rezillik.

Toplum düzeni bozulmuştur, asayiş bozulmuştur, hukuk çiğnenmektedir.

Ve tüm bunları yapanlara karşı verilen her taviz, devlete olan güveni dinamit gibi ortadan kaldıracaktır.

En tehlikelisi de budur…

YERİN KULAĞI VAR

BIÇAK KEMİĞE DAYANDI:

Döviz borçluları bankalara hücum ettiler. Dövizin nerede duracağı belli olmadığı halde, 20 yıla varan yapılandırmalara gittiler. Hayatları esir alındı. Bütün çalışma hayatları boyunca borca çalışacaklar. Bir buna bakın, bir de sıfır nokta bilmem kaç kuruş için sokakları esir alanlara… Çökme noktasına gelmişlermiş. Vazgeçin, bu cesaretleri, dar gelirli ücretlilinin isyan etmemesinden geliyor. Ama bıçak kemiğe dayandı. Sonunu hiç iyi görmüyorum…

 

NE İSTİYORLAR:

Bir kısmı  mehter marşı eşliğinde “Tayyip’in askerleriyiz” diyor, bir başkası tam tersi küfrediyor. Diğer bir kısmı, “bize burada hayat yok güneye geçeceğiz” diye barikata yürüyor. Herhalde “siz etin kilosunu nasıl 6-7 euro’dan satabiliyorsunuz” diye soracaklardı. Allah aşkına bunlar ne ister, kime karşıdırlar birileri çıkıp söylesin. Tamamen kişsel menfaat odaklı, üç beş büyük tüccarın çıkarı için sokaklara döküldüler ve sonuçta yaptıkları kimseye saygı duymayan ve kontrolsüz  bir eyleme dönüştü. Arpa fiyatıyla başlayan eylem artık farklı mecralara sürükleniyor ve ne yazık ki herkes de bu rezilliği seyrediyor…

 

HÜKÜMETE GÖRE TAVIR:

Artık eylemler de iktidarın siyasi ideolojisine göre değişiyor. UBP hükümetleri döneminde hayvancıların yaptığı eyleme polis anında müdahale edip tutuklama yaparken, ağırlıklı olarak sol görüşe sahip şimdiki hükümet döneminde, onca taşkınlığa rağmen müdahaleler sınırlı kalıyor. İktidarda hangi siyasi partinin olduğu, eylem şekillerini de belirliyor…

 

STOKÇULARA DİKKAT:

Bir okurum aradı ve sürekli alış veriş yaptığı markette tuvalet kağıdı bulamadığını anlattı. İk gündür arka arkaya aradığı ürünü bulamayan okur nedenini sorunca şok olmuş. “Türkiye’de tuvalet kağıdı zamlandığı için tüccar bize dağıtım yapmıyor”… İlaçta da aynı durum. Açgözlülüğün bu kadarını hiç bir dönemde yaşamadık…

 

İKİ AY GEÇTİ SAYIN ATAKAN:

İnternet fiyatları yarı yarıya ucuzlayacak, hızı artacaktı. Ulaştırma Bakanı Atakan, Tüzüğün de çıktığını, tedarikçi firmaların takip edileceğini falan da söyledi, hala tık yok. Biz kaplumbağa hızında interneti, fahiş fiyattan almaya devam ediyoruz. İnternet sağlayıcı bu indirimi alıp da cebe attıysa, buna daha ne kadar seyirci kalacaksınız..?

 

İKİ YAKAMIZ BİR ARAYA GELMEZ:

İthalatınız, yani dış alımınız 1.3 milyar, ihracatınız da 100 kusur milyon ulursa, ne yaparsanız yapın, iki yakanız bir araya gelmeyecek. Yıllardır üretmeden tüketen bir toplum haline geldik. Hazır para bizi bu hale getirdi. Kimse çıkıp da “üretsek bile kime satacağız, ambargo var” demesin. Kimlerin tüm bu engellere karşın neler başardıkları ortada. Gerçek olan hazıra alışmamız. Birileri yollasın, biz de yiyelim mantığı hakim olduğu sürece de bunun değişeceğini kimse beklamesin…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı( Yenidüzen): “Kaç ‘kriz’ gerekiyor daha yüzleşmemiz için…Daha kaç mevsim? Temelleri çürükse bir yapının, çökmeye mahkûmdur. ‘Hâlbuki duvarları süslü.’ Öyle de…Gün gelir ışımaz gökyüzü! Fakirleşmiyoruz sadece…Hayatımız değişiyor. ‘Avrupalı’ olmakla övünüyorduk ya…Yeni dönem ‘Alaturka.’ Mehter eşliğinde (!)…Bir karış toprak vermedik…Karış karış eksiliyoruz şimdi!”…

 

DİPTEKİLER

Mustafa Naimoğluları: Naimoğluları, “sonunda bizi polisle karşı karşıya getirdiler ya, yazıklar olsun” demiş. İyi de sokakları işgal eden, kamu binalarına saldıran, camı çerçeveyi indirenler, polislere koyu koyu küfür edenler kimler? Sonunda polisin bu taşkınlıklara müdahale etmeyip, “aferin iyi yaptınız, devam edin” demesini mi beklerdiniz. Hak arama adı altında günlerdir Lefkoşalı’ya çektirdiğiniz çilenin, kapattığınız yolların hesabını kim verecek…?




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı