Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dokunulmazlık için Anayasa değişikliği

Kötü yöneticilerin her hal ve şartta örnek almaya çalıştığı ya da üst yönetim-alt yönetim ilişkisi ile yukarıdan dayatmacı yöntemlerle uygulamak mecburiyetinde kaldığı emrivakiler her nedense Anayasa söz konusu olunca işlemiyor.

İlginç!

Mutlaka korkulan bir şey var.

Türkiye, 21’inci anayasa değişikliği ile gündem tutarken, biz hala yerimizde saymaya, laf ebeliği yapıp icraat yapmamaya yeminli görünüyoruz.

Son aylarda “yasama dokunulmazlığı” gündemden düşmemektedir. UBP Lefke Milletvekili Aytaç Çaluda’nın dokunulmazlığı kaldırılalı 12 ay oluyor. Hazırlık sürecini de sayarsak 16 ay. Daha da ne kadar zaman sonra sonuçlanacağı tam bir muamma!

Bu yüzdendir ki, UBP Lefkoşa Milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün dokunulmazlığının kaldırılması çok olumlu bir icraat olduğu halde birçok kesim tarafından “yetersiz” karşılanmaktadır. Bu işin hakkaniyetle sonuçlanacağından kimse emin değildir.

Bekleyip göreceğiz. Ama bu konunun kamuoyu nezdinde küllenmesine fırsat verilmemeli ve sürekli gündemde tutulmalıdır.

Seçim Manifestoları çeşit çeşit “yalanlarla” donatılmıştır. Aradan seyrek de olsa öğükleyerek bu yalanları gerçeğe dönüştürmek mümkündür. Seçim vaatlerini sıralarken, bazı partilerin, bu hususun gerçekleşmesi için “anayasa değişikliği” gerektiğinin bilinmemesi, acemiliklerine atfedilerek affedilebilir. Ama artık piştiniz!

Örneğin: Dokunulmazlıkların kaldırılması konusu tüm partilerin süslü püslü, cicili bicili manifestolarında mevcuttu.

2014 Anayasa Referandumu, halk tarafından onay almış olsaydı. Bu konu da kırpılıp kuşa çevrilmesine rağmen ileri bir aşama kaydetmiş olacaktı. Bu anayasa değişikliğinde ise geliştirilmesi daha kolay olacaktı.

“Alıştıra alıştıra” sözcükleri daha da bir anlam kazanacaktı.

Neyse!

Yeni bir anayasa değişikliği denemesi elzemdir. İçinde de bu konu mutlaka olmalıdır. Milletvekillerinin sadece “kürsü dokunulmazlığı” olmalı, diğer konularda halktan hiçbir farkları bulunmamalı, yargılanmaları dönem sonuna bırakılmamalıdır.

Şip şak!

Fazla madde ekleyip, geçen seferki gibi başarısızlıktan korkuyorsanız, ilk seçimde halkın %90’ından fazlasının evet oyunu alacak olan, sadece “dokunulmazlığın kaldırılması” maddesini bile oylarsanız bunu halkın kar hanesine yazmış olursunuz. Motiveli bir de başlangıç yapmış olursunuz.

Yapılacak değişiklikle; en adi ve basit suçlarda bile kimsesinin gözünün yaşına bakılmamalıdır.

Meclis çalışmaları aksayabilirmiş! Mazerete bak! Aksasın! O milletvekilini çıkaran partiye de ders olur. Bir kez daha kimleri aday göstereceğine dair aklını başına toplamış olur.

Milletvekillerine ayrıcalık tanınacaksa eğer, yargılanmalarına öncelik verilerek “imam-cemaat” durumlarına düşülmesine de prim verilmeyebilir.

İki milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması olumlu ama yeterli değildir. Kuvvetler ayrımı, kuvvetlerin işbirliğine, karşılıklı denetlenmesine engel sayılmamalıdır. Yasama da yürütme de yargı üzerindekini hassasiyetini koruyarak, görevleri; konunun sürekli takipçisi ve gündemde tutulmasını sağlamak olmalıdır. Kamuoyu da konu ile alakasını asla yitirmemelidir.

Unutmayalım! Unutturmayalım!

Bu konu, Halkın Partisi’nin ilk önemli icraatlarından birisi sayılabilir. Ama halk için önemli olan konunun sonuçlandırılmasıdır. Bu yüzden, kamuoyu vicdanı hala rahatlamamıştır. Sonuç hakkında şüpheler mevcuttur. Halkın, siyasilerin yargılanması konusunda sahip olduğu algı, siyasiler tarafından hazırlanmış olan mevcut yasaların, kendi ayaklarını bağlamayacağı yönündedir.

4’lü Koalisyon Hükümeti zamanında, Başbakan tarafından kürsüden okunan 65 yolsuzluk dosyasından, aradan geçen 20 ay müddetince, sonuçlanmış olan var mıdır acaba?

Yolsuzlukların cezalandırılması ya da cezalandırılmaması da bir kültür müdür dersiniz?

Pür dikkat beklemedeyiz!