Köşe Yazarları

DOĞAL GAZ ÇIKACAK, YOLLAR, OKULLAR YAPILACAK…







Nasreddin Hoca’nın bir hikayesi vardır.

Hoca bir ahbabından borç almış. Elde avuçta olsa, hemen ödeyecek… Daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Bir iki derken yine bir gün adam borcunu istediğinde;

– Şu anda yok ama demiş, çok yakında ödeyeceğim,

Adam ısrar etmiş:

– Söyle Hoca, ne zaman vereceksin, kimden bulup vereceksin!
– Evin önüne çalı ektim. Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak. Bizim hanım bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek, dokuyacak, ben de götürüp satacağım.
– Eee?
– Ne e’si be adam, sordun ya, senin paranı o zaman öyle ödeyeceğim.

Buna kim gülmez; adam da gülünce Hoca üstüne gitmiş:

– Peşin parayı gördün ya gül bakalım…

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay Rus Sputnik medya kuruluşuna verdiği röportajda, doğalgaz konusunu sadece stratejik bir unsur olarak görmenin yanlış olacağının altını çizmiş, mevcut durumu ekonomik ve ticari bir potansiyel yaratması açısından değerlendirmek gerektiğini belirtmiş.

Hemen ardından da “Yollarımız kötü, yaşıyoruz, okul eksiğimiz var, yaşıyoruz. İçeride iyi bir yönetim çabası verirken bu ülkenin potansiyel kaynaklarını başkasına kaptıramayız” demiş.

Şimdi bu hikayede, Kıbrıs Türk halkı, alacaklının durumunda.

Yol bekler, hastane bekler, okul bekler, hizmet bekler…

Bakanımız da gayet pragmatik….

Tüm bu eksiklikleri gidermenin yolunu doğal gaz gelirleriyle bulmuş.

Bunun için söylenecek pek bir şey yok. İsterseniz siz de hikayedeki alacaklı gibi gülebilirsiniz. Bakanınız da çıkar size, “Peşin parayı gördünüz, gülersiniz” diyebilir.

Şaka bir yana, bu hükümet göreve geldiğinde meslekten Maliye Bakanı olan Olgun Amcaoğlu iyi başlamıştı. Ayakları yere basan icraatları vardı. Hacizler falan…

O tarihlerde tespit ettiğine göre, 440 milyon toplanamayan vergi vardı. Ercan işletmesinden alacaklar vardı; darphane gibi para basan kumarhanelerin devlete borcu, 62 milyondu.

Bakan tüm bunların peşine düştüklerini, tahsilatını gerçekleştireceklerini söylüyordu.

Sonra ne olduysa oldu, bir de üstünden vergi borçlarına af getirme noktasına geldik.

Türkiye’den gelecek 170 milyonluk kaynağı dört gözle bekleyen hükümet, neredeyse bütçe açığı kadar bir gelirini toplamaktan aciz. Dahası bağışlamayı düşünüyor.

Halkın talepleri karşısında da, hayali doğal gaz gelirlerini işaret edebiliyor.

Sendikalar da kalkmış, ‘halkın alım gücünü yükseltin’ diyor. Bekleyin kardeşim, hele bir doğal gaz çıksın, yapacaklar…

Resmen şaka gibi, masal gibi…

Nasreddin Hoca mı desem, Aziz Nesin hikayeleri mi desem…

Ölmüşüz de üstümüzü örten yok!

YERİN KULAĞI VAR

VARSIN SARSILSIN:

İçişleri Bakanı Baybars, “Eğer bu kadar emeği, 2 günde 3-5 farklı örgütün, başkanın, ilçenin söylediğiyle çöpe atıyorsa birileri, kusura bakmayın bunun vebalini, vicdanını üzerime almam… Bu planı geçiremedim ama mücadelesini vermeye devam ediyoruz. Bunu bu hale getirenler, hem vicdanlarında, hem sorumluluklarında hem de siyasi literatürde o şekilde yerlerini alacaklardır” dedi. Baybars ayrıca İmar Planıyla ilgili olarak, “Ben konuşursam Meclis sarsılır “ derken neyi veya kimleri kast etti. Eğer onun bildiği ve bizim bilmediğimiz bir şey varsa, çıkıp bu topluma anlatmalıdır. Eğer söylediklerinden Meclis sarsılacaksa varsın sarsılsın, hatta yıkılsın…

VİZYON BELGESİNDE YOKTU:

Beklenen ifadeyi Tartım Bakanı Dursun Oğuz kullandı; “Artık federasyon olmaz”. “Çoktandır söylüyorlardı, ne var bunda” diyeceksiniz şimdi. E öyleyse, Ersin Tatar’ın adaylığının açıklandığı gün dağıtılan vizyon belgesinde neden yoktu? Ben bilmem, yoktu. Lafı dolandırmışlar ama doğrudan söylemekten kaçınmışlar. Süreç içinde ne kadar söyleyecekler, merak ederim. Erhan Arıklı güzel saptamış, “Bir tek ben söylüyorum” diyor…

NEYİ KONUŞACAK:

Doğrudan söylemeseler de Arıklı gibi Tatar da, Özersay da federasyona karşılar. İyi de savunduğunuz iki devletli bir çözümü görüşmek için kim sizinle masaya oturacak. Her üç aday da çıkıp, “BM parametrelerini tanımıyorum, Rum tarafı ile görüşme falan da yapmayacağım, bu federasyon işi bitti artık” deseler de herkes kimin ne düşündüğünü bilse…

GECE-GÜNDÜZ:

Dünkü yazımızda, önümüzdeki 3 aylık sürede hayat duracak, her şey seçime endekslenecek demiştik. Başbakan Tatar, tam da aynı gün bizi doğruladı. Güzelyurt’ta yaptığı konuşmada, “Tüm örgütlerle gece gündüz çalışarak cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağız” dedi. Gece, gündüz… Yani sizin anlayacağınız, devlet işlerine ayıracak vakitleri bile olmayacak…

HAZIR OLUN:

Ülke artık seçim havasına girdi. Yıllardır çözülmeyen sorunlar, verilen ama yerine getirilmeyen sözler ve daha neler neler. Aylardır görmedikleriniz, kurulacak içki masalarında sizi ne kadar çok sevdiğinden bahsedip, isteklerinizi soracak. Nasıl olmasa oyunuza ihtiyacı var. Seçimler geçene kadar onun kıymetlisi olacaksınız. Seçim bitince yine aynı hamam, aynı tas. Yıllardır hep aynı terane…

BU DA KAPAK OLSUN:

Güneyde birkaç yıl önce açılan Nicosia Mall’un hisselerinin yüzde 11’i Rusların eline geçmiş. İşin ilginç yanı, hisseleri alan kişi, Rus Gazprom Şirketinin Genel Müdürü. Rusların KKTC’yi tanıyacağı, kuzeyde üs kuracakları hikayelerini sızdıranlara kapak olsun. Güney Kıbrıs’la zaten var olan tartışmalı parasal bağlantılarına bir de doğal gaz, Akdeniz’de egemenlik konuları eklenince, işleri daha da ileri götürecekleri açıktı. Adamlar artık Limasol’dan “Limasolgrad” diye bahsediyor…

ZİRVEDEKİLER

Bülent Kanol: “Şehir Plancıları Odası ikinci kez Emirname manipülasyonuyla arazi rantı dağıtmaya çalışanlara mahkemede kamu yararını hatırlatıyor!.. Hükümet de ısrarla yandaşları memnun etmek için cansiperane formül üretiyor!”.

DİPTEKİLER

Artık Çok Geç: Okullar öğrenci sayısına, hastaneler hasta sayısına yetmiyor. Bundan sadece vatandaş değil, siyasiler de rahatsız. Peki ama, ülkeyi bu hale getiren, nüfus patlamasına neden olan, olanlara sesini çıkarmayan yine bizler değil miyiz. Kendi memleketimize  öyle bir tahribat verdik ki, bu saatten sonra artık bu işin geri dönüşü de olmaz…








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu