Köşe Yazarları

Dişe dokunacak mı?











Bu ülkede artık, kendi gelirlerimizle geçinmekten başka şansımız kalmadığını, belki de Kıbrıs meselesinden de öncelikli olarak devletin kendi gelirlerini artırmaya yoğunlaşması gerektiğini defalarca yazdım. Dilimin döndüğünce… Bence bundan başka bir şansımız yok. İnanıyorum ki, bu öyle bizi idare edecek kadar değil, uçuracak kadar büyük bir şans.




Geçen yıllar içinde belki tarımdan, hafif sanayiden koptuk ama, öncü sektörler değişti. Turizm ve casinolar, inşaat, yüksek öğretim sektörleri uygulanan koruma yöntemleriyle kalkındı. Hem de öyle böyle değil. Küçükleri bir yana bırakın, milli geliri katlayan işletmeler mevcut. Kilometrekareye ya da nüfusa oranla dolaşan para miktarı korkunç. Ama gelgelelim devlet fakir, acz içinde.



Nihayet Bakanlar Kurulu, Türkiye’den gelecek kaynak sistemi değiştiğinden, bütçe sıkıntısının giderilmesinin başka yolu olmadığını sonunda gördü ve bir takım adımlar atmaya başladı.

Toplanmayan gelirlerin peşine düştü, hacizler başlattı, son olarak da casinolara el attı.

Önceki günkü Bakanlar Kurulu, casinoların yıllık işletme ruhsat harçları ile makine başı harçların artırılmasına yönelik düzenlemeler içeren bir yasa değişikliği kararı aldı.

34 tane casinonun 28 tanesi, devlete olan yükümlülüklerini ödemeyip, bir de üstüne “devlet nasıl sıkıntı içinde olduğumuzu görsün, bak harçları, vergileri ödeyemedik” falan diye ağlarken, böyle bir adımın atılması da bir şey denilebilir. Ama zaten yasaya göre devlet, her yıl bu harçları yüzde 20, hatta bazılarını iki katına kadar artırma hakkına sahip. Bizim harçlar otomatiğe bağlı artarken, acaba bugüne kadar bunlar kaç kere arttı?

Sonra, kumar oyununun yasal olduğu ülkelerde devlet, payını ciro üzerinden alırken, biz hala harçla, beyana dayalı vergiyle falan idare ediyoruz. Önemli olan, Şans Oyunları Hizmetleri Vergisi Yasası’nın değişmesi. Bununla ilgili henüz karar vermemişler, çalışma yapılacakmış. Oynattığı para üzerinden al vergiyi bakalım, uçuyor mu KKTC uçmuyor mu.

Diğer yandan yasanın 6. Maddesine göre, yıllık harç miktarını gününde ödemeyen tüzel kişilerin Şans Oyunu Salonu Ön İzinlerinin iptal edilmesi gerekirken, bu da yapılmıyor. Hükümetler, yasal görevlerini bir tamam yerine getirmiyorlar.

Şimdi bu yasal değişikliği bekleyelim bakalım. Resmi gazetede yayınlansın, dişe dokunur mu dokunmaz mı, işe yarar mı, yoksa toplumun gazını almak adına kozmetik bir değişiklik mi, görelim.

Ama bildiğim bir şey var. Geçen gün de yazdım, devlet kendi kalkınmasını ve vatandaşlarının refahını sağlamak adına, yasalarını acımasızca korumak zorundadır. Bunun için yapılması gerekenlerin başında da, herkesin gerçek gelirine göre vergi ödemesi gelir.

Bunu hallettikten sonra ne bütçe açığı kalır, ne geri kalmışlık.

BÖLGENİN GÜVENLİĞİYMİŞ…

Amerikan 6. Filosu Kıbrıs açıklarına geldiydi, gelmediydi tartışması vardı geçen yıl. Rus medyasından Sputnik, ABD savaş gemilerinin Exxon’un arama yaptığı bölgeleri korumak amacıyla bölgeye geldiğini yazmıştı. ABD bunu reddetmişti. Türkiye de, en yetkili ağızdan, “gemiler Kıbrıs’a gelmiş değil” açıklaması yapmıştı.

Aradan 1,5 yıl geçti, ABD donanmasına ait “USS Gonzales” (DDG66) destroyeri, bu kez göstere göstere geldi, Larnaka’ya demirledi. Gemi komutanı geminin, “ABD ulusal güvenlik çıkarlarını desteklemek üzere” konuşlandırıldığını söyledi. Dahası, ABD’nin bölgenin güvenliği konusundaki taahhütlerini sürdürdüğünü de açıkladı.  Önemli olan ABD’nin yüce çıkarları tabii. Bunun bizim güvenliğimizle bir ilgisi yok.

Aynı anda, Rus donanmasına ait “Mareşal Ustinov” füze kruvazörü de güney Kıbrıs’a demirledi. Hem de, ABD’nin uyarısına rağmen yakıt ikmali de yaptı.

Türk araştırma gemilerinin de Baf açıklarında toplandığı haberleri geliyor. Tüm bölgede de uzmanlara göre 200 kadar savaş gemisi bulunuyor.

Kıbrıs ahalisinin hem kuzeyde, hem güneyde bu şartlarda kendini güvende hissetmesi mümkün müdür? Güven ve istikrarın tek anahtarı var ama, korkarım uluslararası at oynatanların derdi bu değil…

YERİN KULAĞI VAR

BOŞUNA TURLAR:

DP’nin YDP ile başlattığı ve bir noktada uzlaşı sağladığı “işbirliği ziyaretleri” demokrasimiz açısından önemli. Ancak tekliflerinin içinde Kıbrıs konusunda da uzlaşı varmış. Bu partiler görüşleri taban tabana zıt TDP ve CTP ile nasıl bir uzlaşı sağlayabilir. Onlar iki ayrı devlet modeli derken, TDP ve CTP  federal bir çözümü destekliyor. Hele YDP gibi “şahin” bir parti ile nasıl bir işbirliğine gidebilirler derseniz, bu Meclis’e gelen bazı yasalarla ilgili olabilir, hepsi o kadar…

AMAN HA!:

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Şefik’in Genç TV’de, adalet bakanlığı kurulması halinde yargı bağımsızlığının yok olacağı savunması önemlidir. Şefik, “Adalet bakanlığı bizim ülkenin koşullarında yargının siyasallaşmasını getirir” diyor. Siyasallaşmayan bir yargımız kalmıştı. Konuyu geçen yıl ortaya atan Bertan Zaroğlu’ydu. Serdar Denktaş da Meclis’te “Adalet Bakanlığı kurup, yargıyı oraya bağlamak, ülkenin sonunu istemekle eşdeğerdir” demişti. Narin Şefik’in endişesinin kaynağını bilmiyoruz ama uyanık olmakta fayda var…

DOĞRU AMA EKSİK:

Bakanlar Kurulu, casinoların yıllık işletme ruhsat harçları ile makine başı harçların artırılmasına yönelik  Şans oyunları Yasa Tasarısını Meclise gönderme kararı aldı. Tam da casinocuların basın toplantısı yapıp, “battık, bittik” dedikleri günlerin akabinde alınan bu karar oldukça ilginç oldu. İşletme ruhsatlarının harçlarının artırılması doğru bir karar ancak, makinelerde makine başı ücret yerine, tüm dünyada olduğu gibi makinede oynan miktar üzerinden vergi alınması sağlansa, devletin kazancı çok daha fazla olur. Ha bu artışlarla “zorda(!)” olan casinolar ülkeyi terk ederler mi derseniz çok zor.

HERKESE VAR, GAZETELERE YOK:

Hükümet, uyduda olan tv’lere her ay aylık 30 bin TL katkı yaparken, aynı uygulama gazeteler için yok sayılıyor.  Başbakan  Tatar, “az sayıda yayın organının” yararlanacağı bir teşvik paketinin uygun olmadığını”, bütçede de bu konuda kaynak bulunmadığını söyledi. Öngörülen belli kriterlere göre, 5 ile 20 bin lira arası bir destekti. Her kesime milyonlarca  teşvik, destek var,   iş gazetelere geldi mi kaynak bulunamıyor… Bu bir siyasi tavırdır, başka da izahı yoktur.

 BİR ONLAR KALDIYDI:

Eğitim gibi bir konuda, yasalar, kurallar ortada olduğu halde yaşanan tartışmayı anlayamıyorum. YÖDAK ile DAÜ arasında aylardır karşılıklı suçlamalar sürüyor. Tarafların birbirlerini suçlayan açıklamaları hergün basında yer alıyor. Böyle bir  konunun, kamuoyu önünde seviyesi düşürülerek tartışılması saçma. Yasanın gereği yapılır, kimsenin de gözünün yaşına bakılmaz. Olayı çözecek olan siyasi erk ise, sadece seyrediyor…

 NASIL OLACAK:

Domates kötü, domates pahalı diye ithalatına izin verdik. Sandık ki daha güzel, daha ucuz domates yiyeceğiz. Markete gittim baktım domates aynı domates, fiyatlarda ise bırakın düşüşü, artış oldu. Kilosu 7 lira, yiyebilen yesin artık…

ZİRVEDEKİLER

Ali Baturay: “Türkiye’den daha fazla suçlu ithal etmeyelim’ demek ne Türkiye düşmanlığıdır ne de Türkiye’yi sevmemek. Sürekli aynı şeylerle uğraştırıyorlar. Bir şey bulup illa ki ‘Türkiyeli- Kıbrıslı meselesi’ yaratacaklar. Şimdi de ‘İkamet ve Vizeler Tüzüğü’ne taktılar, tüzüğü ‘Türkiye karşıtı kişiler’ hazırlamış… YDP Genel Başkan Yardımcısı Zaroğlu’na göre, tüzüğü İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars değil, Türkiye karşıtı kişiler hazırlamış… Vay be, ne etkiliymiş bu Türkiye karşıtı kişiler, HP’nin, UBP’nin de içine kadar sızmışlar”…

DİPTEKİLER

Yine Dolandırıcılık, Yine KKTC: Nerede bir karanlık para işi varsa, ucu KKTC’ye dokunuyor. Demek ki para hareketlerini takip edemiyoruz. Türkiye’de iş insanlarına, yurt dışındaki bankalardan kredi kullandırma vaadinde bulunarak, 10 milyon liralık dolandırıcılık yaptıkları iddia edilen 9 zanlının, topladıkları paraları KKTC’de faaliyet gösteren bir holdingin hesabına aktardığı ortaya çıkmış. Şimdi herkes KKTC’de faaliyet gösteren bu holdingin kim olduğunu merak ediyor. Yetkililer mutlaka kim olduğunu biliyor, kamuoyuna da açıklansın bir zahmet.





Başa dön tuşu