Hep söylemeye çalıştığımız buydu…
Devletin hukuk, adalet, ekonomi, sosyal denge sistemi devreden çıkınca kaos meydana gelir.
Şu anda yaşanan budur.
Örgütlerin bir bir Ankara’ya gitmeleri konusunu eleştirirken de söylemiştim, sen bu saatten sonra hükümet olduğunu falan söyleyemezsin.
Eğer kurumsal olarak herhangi bir konuda bir dış yardıma ihtiyaç varsa, bu ilişkiyi devlet ya da hükümet düzeyinde kurar. Sonuçta bir şirketin yabancı bir finans kaynağıyla, bir bankayla ilişkisi değil bu.
Kurumsal olarak temastan bahsediyorsanız, bunlar toplumun tüm dengelerini etkiler; kişi ya da kuruluşların keyfine bırakılamaz.
Eğer bırakılırsa, işte bu kaos ortaya çıkar. Çünkü herkes kendine yontacaktır.
Ankara’nın sonunda kurumlarla doğrudan ilişkiye girmiş olması, buradaki hükümetin yapması gerekeni başaramamasındandır. İyi niyetle yapılmış olabilir, “hükümetle aynı dilden konuşamıyoruz, bari direkt yapalım” denmiş olabilir, ancak sonuçları hiç de istenmeyen şekilde ortaya çıkabiliyor.
Önce turizmciler birbirine düştü. Seyahat acenteleri ya da restorancılar, şu anda bir otel sahibi olan başkanlarının çoğunlukla kendi iş kolunu öne çıkaran taleplerde bulunduğunu iddia ediyorlar.
Toplantıya katılan ekonominin diğer paydaşlarının da tepki koydukları haber veriliyor.
Bu devletin bir turizm politikası var sözde… Orada gözetilmesi gereken bir denge var. Rekabet yasaları var. Yatırımlar, destekler, teşvikler o politika çerçevesinde yapılmak zorunda. O politikalar siyasi değil, deneyimlerle yıllar içinde ortaya çıkmış teknik politikalardır. Bir hukuk devleti çerçevesi içinde işin doğrusudur, yapılması gerekendir. Konuyu şahısların ya da bir zümrenin tekeline bırakamazsınız. Eğer bu talepler karşılanırsa, -ki ben hiç sanmıyorum- başta haksız rekabet oluşacağı gibi, birileri kayırılmış olacak.
Bahsettiğimiz normal bir devlet düzeni tabii. Ayrıcalıkların olmadığı bir düzen.
Ancak KKTC’de şu anda her şey rayından çıktığı, örgütler başka bir devletin en üst düzeyde yetkilileriyle resmi temaslar yapar hale geldiği için, adaletsizliğin olması normal.
Herkes de aklına geleni talep eder duruma gelebiliyor. Kaos da bu zaten….
Pandemi başladığından beri, bizzat devlet eliyle de ayrıcalıklar yaratılmadı mı? Hem de özellikle turizm sektöründe.
Karantina otellerinin seçimi, ödemeleri, yapılan sözleşmeler…
Sonra, diğer sektörler arasında yaşanan ayrıcalıklar. Tehlikeli olduğu halde bilerek isteyerek açık bırakılan sektörler buna örnek.
Destek ödemeleri ha keza.
Burada da insanlar, örgütler, sektörler hatta sektörler içindeki farklı boyutlardaki üyeler birbirine düşürüldü. Hala daha kim açık, kim kapalı, kim daha çok etkilendi açıklanamıyor. Herkesten müracaat kabul edip, dilediklerine dağıtıyorlar.
Şu pandeminin bize hatırlattığı en önemli şey, otorite boşluğudur.
KKTC’de başka birçok eksiğin önünde birinci sırada otorite yokluğu geliyor.
Devleti yönetenler, devletin ağırlığına, saygınlığına, güvenirliğine büyük darbeler vurmuştur.
Eğer bugün yasaklar keyfi bir şekilde ihlal ediliyor, insanlar kendi canları için uymaları gereken kurallara uymuyorsa, devlet otoritesini göremediklerindendir.
Her geçen gün en temel haklarımıza, on yıllar içinde kurulan sisteme zarar verilmekte, olay başka yerlere evrilmektedir.
Bunu durdurmak, bence en az pandemiyle mücadele etmek kadar önemlidir. Çünkü zarar verilen, tahrip edilen ve yok sayılan, iyi kötü sahip olduğumuz sistemimizdir…
YERİN KULAĞI VAR
BUGÜN SOKAKTAYIZ:
Son günlerde basın çalışanlarına yönelik hakaret ve aşağılamalar gözden kaçmıyor. Birisinin söylediklerini önemseyip de pek dikkate almamak lazım ancak, bir siyasetçinin, hem de bakanlık koltuğunda oturan birisinin canlı yayında bir kadına yönelik sözleri kabul edilemez. Dikkat edin şu son bir iki ayda bu kaçıncı vaka. Sanki bir şeyler dayatılmaya çalışılıyor gibi. Basınla uğraşmayı kafasına koyanlar bundan vaz geçsinler, onlara buradan bir şey çıkmaz. Biz bugün sokaktayız, sizi de bekleriz…
TEHDİT DE EDİYOR:
Erhan Arıklı konuştukça niyetini açıkça ortaya seriyor. Hükümete gelmesinin asıl nedeni anlaşılan kadrolaşmaymış. Hükümeti kurmadan önce Başbakan’la istediği istihdamı yapma konusunda pazarlık yapmış. Spor Dairesi’nde sorun çıktığı için şimdi kendisi söylüyor. “Sözünü tutsun, yoksa kriz çıkar” diye de tehdit ediyor. Kurdukları hükümete yamalı bohça demiştik ya az söylemişiz. Baksanıza ne tavizler vermişler. Ama Saner’e yakışır, iktidar olamazsan, olacağı budur…
UBP’LİLER DE BEZMİŞ:
InterWeb Media Solutions tarafından UBP üyelerine yönelik bir anket yapılmış. İlginç sonuçlar var. Örneğin UBP üyeleri ülkenin en büyük sorunu olarak, ekonomi, sağlık, işsizlikten sonra 4. sırada “siyasal ortam”ı sorun olarak belirtmişler. Bence diğer önemli bir sonuç, halihazırda partinin başında olan Ersan Saner’in başarılı milletvekili sıralamasında 5. sırada olması. Listenin başında sırasıyla Ali Pilli ile kurultaydan çektirilen Sucuoğlu ve Taçoy bulunuyor…
YYK GÖREVİNİ İHMAL Mİ EDECEK:
Yayın Yüksek Kurulu, basın mensuplarına yönelik hakaretler, aşağılamalar karşısında tepkilerin yükselmesi üzerine utangaç bir açıklama yapmış, yarım ağız. Son günlerde yaşadıklarımız, YYK’nın bugüne kadar ceza verdiği yayınların hepsinden fazla cezayı hak eden yayınlar. Onca hakarete karşı YYK, herhangi bir ceza öngörememiş. Sadece Kurul olarak “toplumsal barış ve nezaket kriterleri temelinde uygulamalara imza atacağını” ilan etmiş. Suç işleyenlere karşı kibar davranmış!!! Şimdi YYK’nın durumu incelediği haberleri geliyor, eğer gereğini yapmazsa, şahıslara dava açıldığı gibi, YYK da dava edilmeli. Gereken cezayı vermezse, görevini ihmal emiş olacak.
VİRÜS İTHAL EDİYORUZ:
Birçok işyerini salgın bahanesiyle kapatıp açılmalarına izin vermeyen hükümet, aynI endişeyi ülkeye gelişlerde sefer kısıtlamasını kaldırırken duymuyor. Öğrencilerin adaya gelebilmesi adına sefer kısıtlamasının kaldırıldığı 22 Şubat’tan beri, yurtdışı kaynaklı toplam 28 pozitif vaka. Şubat ayı itibarıyla da, ülkeye gelen kişilerden 63’ü pozitif çıktı. Resmen vaka ithal ediyoruz…
BU AÇIKLAMLARI KİM YAZIYOR:
Bakanlar Kurulunun aldığı kararları kimin yazdığını ve öğrenciliğinde Türkçe dersinden kaç aldığını doğrusu çok merak ediyorum. Cümle düşüklüğü ve imla hatalarıyla dolu. Örneğin, “Pazartesi-Cuma günleri marketler 08-20:00 saatleri arasında açık olacaktır (Cumartesi günleri de dahil)”…Pazartesi-Cumartesi” yazmak çok mu zordu… Ve bir başka örnek; “Açık olan sektörler, bağlı olduğu birlikler ve İlçe Emniyet Kurulları tarafından denetlenecektir. Denetleme yapılmadığı saptanan sektörler kapatılacaktır”… Kafayı yememek elde değil. Biz hep anlaşılmayan açıklamaları için Başbakan’a kızardık ama, kararları yazanın da ondan farkı yokmuş meğer…

FOTO GÜNDEM: BRT’de halkın vergileriyle, siyasi reklam… Pandemi bahane, reklam şahane… Resmen Ersan Saner reklamı yapılıyor. Bu akıl birileri tarafından verilmiş belli. Ama uymaz be arkadaşlar, bu gömlek Kıbrıslıya uymaz.
































