Köşe Yazarları

Yönetme Tarzı

Onur Borman yazdı






Politikacıların açıklamalarının,  özellikle iktidarda olan Hükümet üyelerinin çok dikkatli olması ve halka borçlu oldukları görev ve sorumluluklarını unutmamaları gerekir.

Son yıllarda bazı yetkililerin görevlerinin ağırlığını çekemeyince her sıkıştığında halkın moralini bozacak beyanatlar verdiğine veya yapamadığını yasalara yükleyerek, veya halkın gözüne baka baka bilineni ters göstermeye ve halkın haklarına yönelik konularda sorumluluğu aşan beyanatlar verdiğine şahit olmaktaydık.

Gerçi bu sorumluluğu yüklenemeyenlerin bir kısmını da halk eledi. Halk gelen politikacılardan bir adım daha ileri gitmesini beklerken bazılarının olanı da yıktığını yaşayarak hepimiz gördük.

Ancak geçen haftalar içinde yapılanlar ve verilen beyanatları dinledikçe insan inanamıyor. Bu kadar da olmaz dedirtebiliyor. Öncelikle iktidar zafiyeti yükseldikçe yükseliyor, bunun yanında bu boşluğu halktan gelen reaksiyonları göz önüne alarak düzeltmeye çalışmaya yönelmek ve halkın geneline yasalar çerçevesinde hizmet yürütmek, pandemi sarsıntısını gerek sağlık gerekse ekonomik açıdan hafifletmek için çözüm üretileceği yerde her gün kriz çıkaracak açıklamalar yapmak görülmemiş bir Yönetme demeyeceğim, Yönetememe şeklidir.

Örneğin kendi sorumluluklarında olan konularda Hükümet üyelerinin önlem almak yerine sürekli halka şikâyet etmek, yolsuzluk olduğunu, söylemek, para yok, imkân olduğu halde imkân yok gibi öncelikleri ve idari beceri ile çözülebilecek konularda halka şikâyet etmek duyulacak şey değil. Yolsuzluktan söz ederken de bu konuda herhangi bir Denetim ve Teftişle ilgili Devlet Dairelerine görev vererek hakikati ortaya koyup önlem almamak halka açıklama yapmak havada kalan bir beyanat olur.  Çünkü yetki, görev ve sorumluluk ilgili Bakanlığa ve Hükümete düşer.

Hatta denetimle ve soruşturma ile ilgili makamların da bu konularda işe el atmaları ve halkı aydınlatmaları gerekir.

Yine doğru olmadığı halde Bankalarda hiçbir likit ve para kalmadığını açıklamanın bir Yönetici tarafından yapılmasının yanlışlığı nasıl anlatılabilir?  Yani bir bilene sorduktan sonra keşke açıklamalarını yapsalar da hem bankacılık sektörünü hem de halkın huzurunu bozmasalar. KKTC Merkez Bankası raporlarını okusalar, veya bir telefonla KKTC Merkez Bankasından sorsalar, sonra beyanat verseler daha iyi olmaz mı?  Yoksa maksat halkta tedirginlik yaratmak, moral bozmak mı? Böyle bir yönetim tarzına halkımız lâyık değildir.

Hükümetin uzun zamandır Fiyat Denetimi yapılacağı konusunda ve özellikle de son zamanlarda bir heyecanla başlayan açıklamaları şimdi Tüzük hazırlığına dönüştü.

Bu mevzuat Mal ve Hizmetler (Denetim ve Düzenleme) yasası ve tüzükleri 1977’ten beri yürürlükte olup, günün koşullarına uygun olup  1986, 1987, ve 2008 yıllarında da gerekli tadilatlar yapılarak denetim yapmak isteyen Hükümet veya bakanlık için mükemmel bir yasadır. Ve halkı koruyucu her Yönetim dönemlerinde, her açıdan denetim yapılmış ve halk azami fiyatlar (narh) dahil, maliyet hesapları , kâr marjları, ödenen dolaylı ve dolaysız vergiler, fiyatlar,  denetime tabi mallar ve her açıdan denetlemeye yeterli derecede açık olup, niyeti olan Yöneticiler tarafından tam teşekkülü bir yasadır. Bu yasanın her yönden Denetimi ve Gözetimi gerekli görülen zamanlarda da geçmişte çok yapılmıştı. Kimse mevzuata mazeret üretmesin.

Esasen bir görev yapılmak istenmediğinde bizim ülkede ilk ileri sürülen husus ‘yasalar müsait değildir’, yasa çıkarılacak veya değişiklik yapılacak, veya komisyon veya komite kurulacak  denerek görev ihmalleri yapılmaya ve sürüncemeye bırakılmaktadır..! Herkes bunu anlayacak bilinçtedir. Doğrudan mazerettir. Çünkü oyalanmak veya yapılmak istenmemesi demektir.

Komisyon kuralım, çalıştay yapalım denilen bu konular hep askıdadır. Hukuk devleti olarak Yönetilmek istiyorsak bu devlet kurulalı o kadar çok yasa yapıldı ki, bazı yasalar dolayısıyla da kaç defa diğer yasalarla çelişti. Onun için bu mazeretleri bir kenara bırakmalı. 50 yıl oldu bu devlet kurulalı, artık bilgi birikimi olmalı bu gibi tecrübesizliklerden vazgeçilmeli.

Ülkede Sayıştay var, Başsavcılık var, Teftiş ve İnceleme Kurulları var. Hem Maliye bakanlığında hem de başbakanlıkta ,dolayısıyla halkın sağlık ve ekonominin bu huzursuz zamanında  hem gereğini yapmayarak hem de kavga ile gündemi değiştirip meşgul etmekten vazgeçilirse en iyi iş yapılmış olacak. Aksi halde düşen güven daha da artacak..

Diğer yandan her gün para yok diye şikâyet eden Hükümet, bir bakarsınız istediğinde milyonlarca gereksiz harcamalara para bulabiliyor. Bu gün dünyada en zengin ülkelere bile gidecek olan yolcular, karantina ücretlerini kendileri öder.  Veya onların sponsorları.   KKTC’de bu sıkıntılı dönemde bir yıldan beri toplamda yüz milyonlara ulaşan karantina ücretlerinin Hükümetçe, Devlet bütçesi sırtına yüklenmesi ve odalar dolsun veya dolmasın öngördükleri yatak sayısına göre ödeme garantisi verilmesi (zaten boş olan bu dönemlerinde) hangi insafa sığar? Onun için para yok lafı göreceli oluyor.

28.2.2021                                           Onur Borman

 

 







Başa dön tuşu