Köşe YazarlarıSürmanşet

DEVLET ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL!/MECLİS EĞLENİYOR!/ KISACA TAKILDIĞIM!  




Devleti politikacı kimliğine sığınarak çocuk oyuncağı haline getirenlerin yarattıkları bozuk düzenlerin faturasını yazık ki toplum olarak Kıbrıs Türk halkı ödemektedir!

Nitekim kendi gösterdiği adayını bile Meclis Başkanı seçemeyen siyaset arızalı “partiler” iflasında bekleyin ki “huzur ve istikrar” olsun!

Nasıl olsun ki?  Önce insanın memleket tutkusu olmalı, Makam  tutkusu değil!

Önce insanın hizmet aşkı olmalı, makam aşkı değil!

Ve önce insanın vatan sevgisiyle dolu olması gerekir ki “bozuk” düzenler yaratmak için değil, düzen kurucu olsun…

NİTEKİM bu ülkede devleti kuranlar “kurmak” için önce savaştılardı.. Şehit de oldular gazi de!                                                 Bir karış toprağın bile savunulması gerektiğini kanlarını akıtarak öğrendilerdi…

Ve devleti tırnaklarını toprağa geçirerek kurdulardı.

KKTC önce öyle yaratıldı. Kurucu Meclisler öyle oluşturuldu. KKTC’nin şimdilerde “yüce” denilen meclisi öyle kuruldu.

Ve işte bunlar gerçekleştikten sonradır ki “Kıbrıs Türk cemaatından topluma, toplumdan halkına dönüştük. Devleti, Meclisi, kurumları, kanun ve nizamlarıyla…

İŞTE şimdilerde bunları tepeliyoruz:

Hem de yüce Meclisin önderliğinde! Hem de Hükümetlerin yönetiminde! Hem de demokratik teamüllerle seçilen milletvekilleri sayesinde!

Ki şimdilerde de daha dün bir siyasi karambol sonucunda ve rastlantı olması gereken bir yeni devlet  oluşumunda göreve gelen koalisyon hükümeti  sayesinde; aydınlık geleceklere değil, beterin beterinde karanlıklara gömüldük..

Şöyle ki başbakan’ın çok canı sıkılmış olacak Meclisi çocukların oyun parkı haline getiren vekillere, “vallahi deyiverdi erken seçime giderim ha!” Yani ne “uslu durun!”

Ki Özersay’ın bu hükümete dıştan destek vaadi vardı..  Hükümete ilk baydayı  attı Meclisi başkansızlığa kilitledi!

Saner de elindeki son kartını çıkardı. “Erken seçime giderim ha” dedi..

TUTUN ki artık  bu ülkede “erken seçime gitme” uyarıları siyaset arenasında  “tehditler” unsuruna dönüştü! Son tehdit de tabi ki Özersay’a.. Erken seçim, partisini dipte bırakabilir!

…Rahmetlik Arif Hasan Tahsin’in kulaklarını çınlatayım. “Yanlış yolda yürüyenler  asla doğruya ulaşamazlar!”

***

MECLİS EĞLENİYOR: Eğleniyor da  dışarıda  ne oluyor ama? BM’ler Genel Sekreteri’nin temsilcisi bayan Lute programlandığınca Sn. Cumhurbaşkanı Tatar ile görüşüyordu.

Öncesinde bayan Lute’nin kulaklarını delmek için  “artık Kıbrıs siyasi sorununun bundan sonra öyle geldiği gibi devam etmeyeceğine yönelik uyarılar yapılırken; “Federasyon bitti, iki devletli çözüm gündeme geldi” beyanatları bombardımanı başlatıldıydı..

Buna karşılık Güney’deki Anastasidis “federasyonu görüşmeye hazır olduğunu” bir kez daha açıkladı!

BEN Sn. Lute’nin bu nabız yoklaması mahiyetindeki temaslarından “müzakerelerin başlamasına yönelik bir  karar çıkmayacağını sanıyordum.

Ne var ki ayni anda Türkiye cephesinde bir başka gelişme daha oluyordu..

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu  (ki kendilerini bir zamanların İhsan Sabri  Çağlayangil, Fatin Rüştü Zorlu gibi dünyasal Dışişleri Bakanları kadar başarılı bulmaktayım) yüzünü Atina’ya dönerek “bu ay istikşafi (yani kapsamlı) görüşmelere başlayalım çağrısında bulundu ve hemen anında karşılık buldu. Şöyle ki Atina jet hızıyla verdiği cevabında “Yunanistan’la 25 Ocak’ta görüşmelerin başlayacağını duyurdu..

BU haberi işittiğimde “işte budur” dedim. Sorunlar savaş tamtamları arasında çözülmez.  Ki ne diyorlar? Hayvanlar tepişe tokuşa, insanlar opüşe koklaşa anlaşırlar.. Kaldı ki artık dünya barışının tesis edilmesi için bu tip  ülkeler arası barış arayışlarının tesis edilmesi gerekir..

Türkiye ile Yunanistan, Güney Rum yönetimi ile Kuzey’deki Türk devleti…     Benzer komşuluk ilişkilerinde sadece tarihi ilişkileriyle  değil, iş ve güç birliğini de gerektiren siyasi ve coğrafi konumlarının ikizleri gibi olmalarına karşın, neden sabahtan akşama savaş çığlıkları atsınlar?

NİTEKİM bugüne  kadar Kıbrıs sorununa bağlı olumsuz ilişkiler dünyanın en büyük deniz filolarından birine sahip olan Yunanistan, “Ankara anlaşmasıyla” kazandığı hklarına karşın; gemilerinin tankerlerinin  TC limanlarına mesela İskenderun Mersin’e uğrayamamasından dolayı yıllardır nasıl büyük zararlara uğradığı bilinen gerçektir…

KALDI ki asıl büyük kayıp Kıbrıs’ta yaşanmaktadır. Çözümsüzlük her iki tarafı da olumsuz etkilerken mesela Rum tarafını silahlanmaya Güney’i askeri garnizon haline getirmeye sevk etmektedir.                                      Çok mu yararlı olmaktadır! Keza Yunanistan da TC ile olagelen ilişkilerinden dolayı farklı konumda değildir…

Kısaca Atatürk’le Venizelos, Zülfü Livaneli ile Theodorakis, Kıbrıs’ta Hasan ile Güney’de Mihalis eğer arkadaş olabilmişlerse  Türkiye Yunanistan ve Güney’le Kuzey de olabilirler…

Yeter ki Güney’deki Anastasiadis’li Rum-Yunan cephesi tüm Kıbrıs’ın sahibi olmadığını o kalın kafasına soksun! Ki bu adada en büyük sorun,   Rum’un hâlâ adayı yutmak için uğraşmasından dolayı yarattığı siyasi kargaşadır!

***

KISACA TAKILDIĞIM: (SAHİ NE OLDULAR VAR MI İŞİTİP BİLEN?)

Ortada hükümet yok ki memleketin sosyo ekonomik sorunlarından söz edelim..

Mesela yıllar sonra arpayı bile TC’den ithal etmek zorunda kaldığımızı yazalım!

Dalgalandırıp çalkalandırdıktan sonra unutup unutturdukları hellimin AB’deki tescil sorunundan söz edelim!

Çoktan unuttuğumuz Ercan Hava alanını anımsayıp, “sahi ne oldu Emrullah Turanlı efendi? Havalanını devlete ne zaman devredeceksin” diye soralım?

HA sahi! Bir ara haberleri ayyuka çıkıyordu. Filan devlet dairesinde filan memur şu kadar parayı deve yaptı!..                 Falan memur kasadan şu kadar pra yuttu! Filan görevli ala çala götürdüğü kaymeleri yerine koyamadı tutuklandı!..

…Tabi ki hepsi de yakalandıydı ki görevden alınmalarıyla birlikte medyada ayazlandılardı.                                                              Fakat  aradan aylar geçti hatta yıllar ne  mahkeme haberleri var haklarında işittiğimiz hatta ne de dedikoduları! Ne oldular ki?

…YADA şu belediyelerin artık yolların orta yerlerine kadar sarkan  çöp konteynerleri..

Kaçak çalıştırılan işçiler sorunları…

Soramıyor, yazamıyor, yorumlayamıyoruz. Çünkü muhatap olacak hükümet bulamıyoruz ki artık sabahtan akşama akşamdan sabaha biri giderken yenisi gelmekte! Şaşırdık vallahi!

 







Başa dön tuşu