Köşe Yazarları

Devamı isteniyorsa, iç politika malzemesi yapılmamalı…


Suçluların takas edilmesi olayı, bizim tarafta açıklama yarışına sebep olduysa da, Güney Kıbrıs’ın resmi bir açıklama yapmaması dikkat çekti.

Dün ilk haber çıktığında, “umarız bu da prim yarışına döndürülmez” şeklinde bir yoruma rastladık. Biz de aynı fikirdeydik.

Ancak, kısa süre sonra, beklenen oldu.

Her neyse sonucu önemli.

Bakın, iki tarafta da teslim alınan zanlılar dün derhal mahkemeye çıktılar. Bundan güzel ne olabilir.

İktidar yanlısı Alithia gazetesi, güneyde olayın düşük profilde tutulmasını şu cümleyle açıklıyor; “Rum tarafı, KKTC makamlarına herhangi bir varlık kazandırmamak maksadıyla takas konusunda ses tonunu düşük tuttu. KKTC ise takası, çok olumlu yorumlarla lanse etti”.

Gazetelere bilgiler, ismi açıklanmayan bir kaynaktan gönderilmiş.

Cyprus Mail’e göre bu kaynak, iki tarafında “Kıbrıs’taki anormal durumun suçlular tarafından istismar edilmemesi” görüşünde mutabık kaldıklarını açıklamış, “Çünkü her iki tarafta da suç cezasız kalmamalıdır” demiş.

Bu kanıya nihayet varmış olmaları herkesi sevindirdi. Ama kaynak, güney makamlarının kuzeydeki makamlarla doğrudan teması veya iş birliği olmadığı ifadesini de hemen eklemiş.

Öyle veya böyle, önemli olan bu sistemin devamı.

Bunun için Rum tarafının tutumu ne kadar önemliyse, bizim de yapmamız gerekenler olduğu kesin.

Çünkü çok hassas bir konu. Özel bir diplomasi.

Hani sürekli olarak “ilişkileri geliştirmek, işbirliği alanları” falan deniyor ya; onun da bazı gerekleri var ve bunlara uyulması gerektiği açık.

Öncelikle de, sürdürülen doğrudan ya da dolaylı temasların iç politika malzemesi yapılmaması, sanırım yerinde olacak.

SPEKÜLASYONLAR GÜVENSİZLİĞİ KÖRÜKLÜYOR…

Adadaki olağanüstü durumu kullanıp, adaletten kaçan suçlular konusuna şimdilik bir çözüm bulunmuş görünüyor.

Ancak aynı hassasiyetin adanın iki yanında iç huzur ve güvenlik konusunda gösterilmesi şart.

Eğer kuzey ya da güney, suç konusunda caydırıcı, radikal önlemler almaz, artan suç oranlarını hiç olmazsa düşürme yoluna gitmezlerse, bir şey değişmeyecek.

Sokak kavgaları berdevam. Şiddet hiç ara vermiyor. Hırsızlıklar, sahte pasaportlar, kaçaklar ha keza.

Güney de farklı değil. Her gün birkaç tane darp, hırsızlık, dolandırıcılık olayı mevcut. Bombalamalar, cinayetler aynen bizdeki gibi.

Son olaylar siyaseti de, polisi de olağanüstü tedbirlere yöneltti. Anlaşılan bir süre daha yoğun operasyonlar sürecek.

Bu durumda polisi de rahat bırakmak gerekiyor.

Dedikoduların sürdüğü bir ortam, özellikle de güvenlik gibi bir konuda ciddi zafiyet yaratır.

Polisin içinde görev değişimi tartışması, polisin yetersizliği haberleri, siyasilerin net olmayan açıklamaları, kısaca dumanlı bir ortam. İşte buna son vermek gerekir.

Polisin içinde ne yapılacaksa, bir an önce ve tek bir defada yapılmalı.

İncir ipi gibi süren spekülasyonlar faydadan çok zarar veriyor.

Basının da aynı duyarlılığı göstermesi lazım.

Her gün bir grup insanla yapılan “korku, endişe, güvensizlik” röportajlarıyla sayfa doldurabilirsiniz ama hiçbir şeye faydası olmaz.

Bu konuda da görev yine siyasi iktidara düşüyor.

Önce onlar güven verecekler, sonra tedbirleri uygulayacaklar, gereksiz, yararsız tartışmalar son bulacak, polis de sağlıklı bir şekilde işini yapacak.

 

YERİN KULAĞI VAR

GÜNDEM PROTOKOL:

Geçmiş hükümetin de en önemli gündemiydi Türkiye ile imzalanacak protokol, hatta dörtlünün yıkılma nedenlerinden biri de buydu. Öyle görünüyor ki, yeni hükümetin de en önemli gündemi yılan hikayesine dönen mali protokol olacak. Sorunu ve tıkanıklığı aşmak için farklı formüller üzerinde duruluyor ve bir an önce imza aşamasına getirmeye çalışılıyor. Biliyorlar ki, imza olmadan para akışı olmayacak…

 MECLİS KARARI:

Son dönemde çok başlılığın dikkat çektiği KKTC’de, hiç olmazsa Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, hak ve çıkarlarımız, bunların korunması yönündeki kararlılığın bir ağızdan söylenmesi ihtiyacı var gibi görünüyor. Bunun da gereği, Meclis’in toplanması ve bir ortak açıklama yapması. Nasıl olsa konuşanlar -bazı çevrelerin iddialarının aksine- aynı şeyleri savunduklarına göre, sorun olmasa gerek…

NE OLACAK ŞİMDİ:

UBP milletvekili Özgürgün’le ilgili “ 3’üncü yolsuzluk dosyası” Meclis’e gelmiş. Şimdi gözler Meclis’te Özgürgün için yapılacak “dokunulmazlığının kaldırılması” oylamasında. “Yolsuzluklar” konusunda hassas olan HP ile Özgürgün’ün partisi UBP’nin bu oylamada nasıl bir tavır takınacağı merak ediliyor. Aslına bakarsanız pek birşey olacağını sanmıyorum. UBP milletvekili Çaluda’nın dokunulmazlığının kaldırılmasının üzerinden 8-9 ay geçti de ne oldu?

NE ALAKA:

Bakanlıklara bağlı daireler ve kurumlara ilişkin tüzük Bakanlar Kurulu’ndan geçerek netlik kazandı. Ancak bu dağılımda dikkat çeken bir nokta gözden kaçmadı. O da, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin Dışişleri Bakanlığına bağlanmış olması. Dışişleri ve eski eserler, müzeler ne alaka diye sormadan duramıyor insan. Elbet bu daireyi ısrarla isteyen Kudret hocanın bir bildiği vardır. Yakında kokusu çıkar…

 

BETONA BOĞULUYORUZ:

Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi bölgelerinde kontrolsüz yapılaşmayı önlemek için İçişleri Bakanlığı’nca çıkarılan emirnamede geçtiğimiz aylarda yapılan değişiklikle, vizeliler yerine, vize başvurusu alan inşaatlara da izin verilmesi gündeme gelmişti. Bu uygulama, çıkacak imar planını yok hükmüne getiriyordu. Şehir Plancıları Odasının, bunu durdurma adına mahkemeye yaptığı başvuru talebi Pazartesi görüşülüyor. Sözkonusu bölgelerin ikinci bir Girne olmaması için herkes ayakta ancak, oraların da beton yığınına dönmesinin önüne kimse geçemeyecek gibi… Çünkü bunu engelleyecek olan siyasi iradedir. Mahkeme değil.

 

NEDEN BİTİRİLEMİYOR?:

Belli ki birileri rant uğruna insanların sağlığıyla oynamayı alışkanlık haline getirmiş. Tarım Dairesi yaptığı denetimlerde dört yerli üründe limit üstü ilaç olduğunu tesbit etti. Bu ürünler çeri domates, biber, fasulye ve asma yaprağı. Bunun ihmalle alakası yok, bile bile insanlara zehirli ürün yediriyorlar ve yıllardır da bu alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar… Gıda Yasası, ağır yaptırımlarla gündeme gelmezse, hiç kurtulamayacağız.

 

 

ZİRVEDEKİLER

Mehmet Ali Talat:Kıbrıs adasında iki devlet istenebilir. Ama bu bize bir şey kazandırmaz. Rumların propaganda ağı çok güçlü. İflahımızı sökerler. Bunlar ayrılmak ister, ‘federasyon istemez’ diye propaganda yapabilirler. Şu an federal çözümü destekleyen bir Cumhurbaşkanı olması iyidir. Kötü olan Türkiye’nin bunca yıllık tecrübeden sonra başka alternatifler var diyerek, buradaki hükümete fırsat vermesidir. Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Anastasiadis’in söylemlerinden ikna olduğuna inanmıyorum. Kaotik bir ortam var. Bu kullanılmaya çalışılıyor olabilir. Hayalden başka bir şey değildir”.

 DİPTEKİLER

Hem Suçlu, Hem Güçlü: Ülke resmen turist patlaması yaşıyor. O kadar ki turistliklerini unutup mal sahibi gibi davranıyorlar Neden diye sorarsanız adam “turist” olarak ülkeye gelmiş, iki gün sonra  “bundan sonra burası bizim, otuduğun ev de bizim” diyerek bıçağı saplamış. Şaşırdık mı, hayır. Ülke nüfusundan çok kaçağın yaşadığı bir ülkede bunlar normal şeyler…

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı