Rum basınına şöyle bir baktım, iktidarıyla, muhalefetiyle hepsi birden, “aman uzlaşmazlıkla suçlanmayalım” derdindeler.
Lute’un ziyareti sonrası Genel Sekreter’in yazacağı raporda deşifre edilmekten korktukları anlaşılıyor.
Öyle bir şey olacağı yok ya, yine de işi sağlam kazığa bağlama meselesi. Nasıl olsun ki, eğer Anastasiadis birkaç yıldır bu pervasız adımları kime dayanarak atıyor? Enerji deyip de askeri ittifaklara kimlerle giriyor, BM Güvenlik Konseyi üyeleriyle birlikte değil mi? O üyeler, bu yaptıklarıyla doğrudan çözümsüzlüğü desteklediklerini bilmiyorlar mı? O nedenle, ne Lute’un raporunun ne de Genel Sekreter’in raporunun bir şeyi değiştirmeyeceği açık ve seçik.
Bakın o kadar kendilerinden geçmişler ki, ne yapamaya çalıştıklarını da açıkça yazmışlar.
Alithia gazetesi “Önlemeye Koşuyoruz” başlığını atmış, Lute’un “çıkmaz ilanı” yapmaması için son 24 saattir yoğun bir perde gerisi faaliyet sürdürüldüğünü yazmış. Eğer sonuçta çıkmaz ilan edilirse, bu defa da, “sorumlu kim” başlığı açılmasından korkuyorlarmış.
Gazete, “temasları solunum cihazında tutma” politikası izlendiğini belirtiyor ve açıkça da yazıyor; “Rum tarafı, karşılaşılan zorluklara bakılmaksızın, prosedürün her ne pahasına olursa olsun kurtarılmasını istedi”.
Dikkat çekerim, Alithia, Anastasiads’in partisi DİSİ’nin gayrı resmi yayın organı…
Rum sözcü de, ne olursa olsun, BM’nin müzakerelerin devamı yönünde karar çıkartmasını istediklerini söylüyor. Zaten Bayan Lute da, öze değil, prosedüre yoğunlaşmış, “nasıl başlatırım” diye çabalıyor.
Ne kadar açık aslında.
Adada çözüm istemeyen taraf, sırf suçlanmamak adına, müzakereleri beyhude bir şekilde sonsuza kadar sürdürebilirim diyor. Diğer yandan zaten her istediğini rahatça yapıyor. Bir engel yok.
Ama çözüm isteyen taraf, ki şu anda başında gelmiş geçmiş en ünlü çözüm yanlısı Akıncı bulunuyor, işte bu taraf da bir kez daha aldatılmak üzere.
Resmen dalga geçiliyor…
ERSİN TATAR’DAN YANIT VAR…
Bu sayfada 12 Nisan’da yazdığım “Siz Alırken Hukuk Yok Muydu?” başıklı mesajıma UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’dan yanıt geldi. Tatar, “Taşyapı’dan 2013 yılında yeni Ercan Havalimanı yapımı ile ilgili sözleşmenin bir parçası olarak 100 milyon Euro avans alınması ile Maliye Bakanı’nın geçtiğimiz ay sonunda söz konusu şirketten avans almasının birbirinden çok farklı olduğunu ” belirtti ve şöyle devam etti;
“ 2013 yılında Bakanlar Kurulu onayı ile şartname hazırlanarak yeni Ercan Havalimanı için ihaleye çıkıldı. İhale, yeni Ercan Havalimanı’nın kamu-özel ortaklığı modeli ile gelir ortaklığına dayalı olarak yapılmasını, şu andaki Ercan Havalimanı’nın işletmesinin inşaatı yapacak firmaya verilmesini ve sözleşme imzalanır imzalanmaz ihaleyi alan firmanın Devlet’e 100 milyon Euro’luk peşin bir ödeme yapılmasını öngörüyordu. Dolayısı ile bu yapıldı ve Devlet 100 milyon Euro’sunu aldı.
Ancak devam eden sözleşmede söz konusu şirketin Devlet’e avans ödeme yapması gibi bir düzenleme yoktur. Dolayısı ile geçen ay sonunda Maliye Bakanlığı tarafından alınan para esasında bir borçlanma niteliğindedir. Devlet’in nasıl borçlanacağı ise yasayla belli koşullara bağlanmıştır. Kanaatimce kamu finansmanı ve borç yönetimi yasası gereği borç komitesinin onayı ve bakanlar kurulu kararı gerekmektedir. Maliye Bakanlığı’nın Taşyapı’dan borçlanması sadece benim tarafımdan değil Başbakan Yardımcısı da konuyu sorgulamış ve Devlet’le bazı sorunları olan bir firmadan böylesi bir kaynak sağlanmasını, Bakanlar Kurulu’nun konudan haberdar olmamasını eleştirmişti”…
YERİN KULAĞI VAR
LUTE VAZ GEÇMİYOR:
Her iki toplumun da istek ve beklentileri taban tabana zıt olsa da, artık herkes adada yakın bir gelecekte bir anlaşma olma umudunu kaybetse de bayan Lute ısrarını sürdürüyor. Son Kıbrıs ziyaretinde umduğunu bulamayan Lute, bu kez telefon trafiği ile iki liderin yeniden masaya dönmesi için uğraşıyor. Yıllardır “ben çözerim” diyen ama günün sonunda pes eden nicelerini gördü bu ada…
DAHA NE KALDI:
BM Genel Sekreteri’nin anlaşma yoluyla barışçıl çözümden vazgeçmediğini ifade eden Rum Hükümet Sözcüsü Prodromu, “Biz şu anda bunları konuşurken yeni bir şey oluyor, tüm süreci kolaylaştıracak bir fikir ileri götürülüyor. BM tarafından bazı çabalar ortaya konuyor ancak şu anda daha fazlasını söyleyemeyiz” dedi. “yeni bir fikir”den kastı ne olabilir bilmiyorum ama, eğer sözcünün bu açıklaması doğru ise birileri her zaman olduğu gibi, bizim dışımızda birşeyler karıştırıyor. İnşallah sonu bizim için hüsran olmaz…
ATI ALAN:
Rum tarafı Akdenizdeki doğal gaz için hergün bir ülke ile anlaşma imzalıyor. Özellikle birçoğu da Avrupa’da söz sahibi ülkeler. Son olarak da, Mısır ile denizaltından doğal gaz borusu döşenmesini öngören devletlerarası anlaşma Rum Meclisi’nde onaylandı. Peki tüm bunlar yaşanırken biz ne yapıyoruz derseniz, bol bol hamasi nutuk atmaktan başka hiç bir şey…
“TÜRKİYE İMZALAMAZ”:
Hem “protokolde ne var, bilmiyoruz” diye eleştiriyorlar ama diğer taraftan da görmediklerini iddia ettikleri protokolla ilgili, “Hükümetin hazırlayıp Türkiye’ye gönderdiği taslak Türkiye’nin murat ettiği ve zaman zaman bize önerdiği ve geçmişte imzalanan protokollerden farklı, muğlak, hiçbir amacı ve hedefi olmayan bir taslak. Türkiye’nin bunu imzalayacağını sanmıyorum” diyor YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı. Bu kanıya nasıl vardı bilemiyorum ama, belli ki protokolun imzalanma olasılığı onları çok rahatsız ediyor…
BU AÇIKLAMA RESMİ Mİ:
YDÜ’nün, “Girne” adıyla tartışmalı olarak açtığı kampüse ait bir inşaat için altını oyduğu kilise konusunda bir açıklama hala yok. İçişleri Bakanı bir sosyal medya yorumunun altına kendi yorumunu yazdı ve “Gereğini Belediye ile Şehir Planlama Dairesi yapacak” dedi. Bu resmi bir açıklama mıdır? Bu konu sosyal medya yorumuyla geçiştirilecek kadar basit midir? Dahası o bölgenin sit alanı olduğu bilgisi var. Nasıl verilmiş? Bu ihlali yapan başkası olsaydı eminim başka türlü açıklamalar gelirdi…
PROVAYDI:
Sendikalar ortak eylem yaptı. Zaten doğru dürüst yürümeyen kamu işleri bir gün daha laçkalaştı. Sonuç? Ne olabilir ki? Onlar da biliyorlar zaten. Maksat “istersek ortalığı kaldırırız” diye gözdağı vermek. Asıl hedef, zam falan değil, bunlar kamu sendikası değil mi? Alacaklarını almadılar mı? Dertleri, statükolarını bozacak olan kamu reformu. Cuma günkü eylem, provaydı…
ZİRVEDEKİLER
Cenk Diler: “Artık usanç verdi! Kusma geldi! Eleştirdiğiniz kişi ile aynı şeyleri söyleyip onu vurmaya çalışıyorsunuz. Farkında olmamanıza imkan yok! Ama halkı ‘ahmak’ yerine koymak içinize işlemiş artık! Huy haline getirmişsiniz bunu. Ne uğruna? Siyasi rant, oy devşirme, insan kandırma, ‘At izini it izine karıştırma’, yanıltma, aldatma, kandırma…Yemez kimse!”…
DİPTEKİLER
Yüzsüzlük: Rumlar, bir takım ülkelerle Uluslararası Spor ve Turizm Örgütü kurmaya karar vermişler. Amacı da, “spor ve turizm yoluyla barış ve refahı teşvik etmek”miş. Bir halkın, hem de aynı küçücük toprak parçasında yaşadıkları bir halkın spor yapma hakkını elinden alanların, aynı toprak parçasının diğer yarısında turizmi engelleyenlerin hedeflerine bakın. Ne yüzsüzlük, ne pişkinlik…
































