Köşe Yazarları

Denetim Belediyelere Verilmeli…







Sosyal medyada kapalı alanlarda sigara içilmesinin denetlenmesi yolunda yazılar çıkınca, Sağlık Bakanı Filiz Besim açıklama yaptı, “denetimler başlıyor”.




İyi dedik, yasaya göre yapılması gerekip de yapılmayan bir denetim daha yapılıyor…



Tütün Ürünlerinin Zararlarından Korunma ve Denetim Yasası, denetim görevini Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’ne yani Sağlık Bakanlığı’na veriyor.

Yasaya baktım, bu Daire’de denetim ile ilgili yeterli sayıda görevli, yeterli taşra örgütü yok.

8 tane IV. sınıf, 8 tane III. sınıf, 4 tane II.sınıf ve 4 tane I sınıf sağlık müfettişi.

Bu kadroların tümü dolu mu ondan da emin değilim. Dolu bile olsa, her ilçeye iki tane müfettiş falan düşüyor.

Benim görüşüm şu; bu konudaki denetim yetkisi, Türkiye’de olduğu gibi Belediyelere verilmeli. Yani zabıtalar yapmalı. Para cezasını da hemen kesmeli…

Hem Temel Sağlık Hizmetleri’nin bütün bu denetim görevinin altından kalkacak bir teşkilatı yoktur; hem de bu denetim sağlık konusunda uzmalık gerektiren bir denetim de değildir.

Kapalı yerde sigara içen gördü mü cezayı yazacak.

Bu yasanın uygulaması ancak böyle sağlanabilir.

Yoksa 24 tane denetçinin hepsi Lefkoşa’da olsa, bir gecede meyhanelerin kaçta kaçına yetişir?

Denetim dostlar alış verişte görsün denetimi olmayacaksa, bir an önce yasal düzenleme yapılıp, belediyeler yetkilendirilebilir…

 

KIBRIS MESELESİNİN DEĞİŞTİĞİNİN FARKINDA MIYIZ…

Güney Kıbrıs’ta gerçekleri cesur bir şekilde söyleyip yazabilen sayılı yazarlardan  Loucas Charalambous’un Cyrus Mail’de 2013’de yayınlanmış bir yazısına rastladım. Başlığı, “50 yıl sonra hala 1963’de ne yaptığımızı kabul etmiyoruz”…

1963’deki rollerinin bilincinde olsalar, her yıl 21 Aralık’ta günahlarının affedilmesi için gidip kafalarını Venedik Surlarına vurmaları gerektiğini söylüyor.

O günler için kendileri “Kıbrıs Türklerinin ayaklanması”  der ya, Charalambous bu ayaklanmanın sadece Rum resmi televizyon kanalındaki gazeteciler ve kanlı olaylarda affedilmez roller oynayan bazı “kahramanların” uydurmaları olduğunu vurguluyor.

Eskiden, özellikle Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs’ı böyle suçlardı. Türk tezi bu yöndeydi. Kıbrıs meselesinin çözülmesinin önündeki asıl engel 1963-74 arası 11 yıl yapılanlardır denirdi. Kıbrıs Türkleri devletten dışlandılar, köyler basıldı, insanlar öldürüldü, 103 köy, 117 cami yıkıldı, 30 bin kişi göçmen oldu, BM aldığı kararla tüm bunları yapan, Cumhuriyeti yıkan tarafı legal yönetim ilan etti….

Evet doğru, bunları inkar etmekten hiç vazgeçmediler.  Kıbrıs meselesinin 1974’de başladığını hala söylemekteler, çocuklarına 1974 öncesini asla anlatmazlar. Tarih kitaplarında o dönem yoktur.

Ama bugün farzedelim ki, aniden kabul ettiler. Hani savaştan çıkan ülkeler, yıllar sonra birbirlerinden özür dilerler falan. Farzedelim ki yapsınlar, ya da karşılıklı olarak yapalım, ne değişecek?

Derelerin altından öyle sular aktı ki. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin illegal bir şekilde gasp edildiği doğrudur, ama bugün bu tezle bir yere varamazsınız. O illegal ülke, “yapamaz” denileni yaptırmış, AB üyesi bile olmuştur.

Bugünün tezleri başka. Daha doğrusu kozları başka. Kıbrıs’ın dünya ülkeleri için anlamı başka.

Şimdi artık güç gösterileri revaçta. Kanlı çıkar savaşları var. Petrol savaşları, doğal gaz savaşları.

1063’e, 1974’e hiç benzemeyen savaşlar. Diplomasi savaşları.

Ne sağın malum tezleri, ne de solda bazı kesimlerin saftirik iyimserlikleri ve sloganvari tezleriyle bir yere varılması mümkün değil…

 

YERİN KULAĞI VAR

TOLGA ATAKAN’A ÖNERİM:

tolga atakan“18 yıldır ellenmeyen” Lefkoşa-Girne yolunda tamir çalışmalarına başlayınca ve yol mecburen tek şeride inince feryatlar başladı, millet meğer “biz böyle iyiyik” demekteymiş. Fakat eleştirilerden biri ciddi. Yenidüzen’de Sami Özuslu, ambulanslar konusunu gündeme getirmiş. Acaba askerden bir helikopter istenerek bu sorun çözülemez mi? Her iki hastanenin pistleri var mı, hiç düşünülmüş mü bilmem ama, yakında kurulacak bir pistle bu iş hallolabilir gibi geliyor. Başka da çare yok, tek çözüm yolu hava ulaşımı…

ŞİKAYET ETMEYİN:

Avrupa Birliği’nin Sonbahar 2017-Eurobarometer sonuçlarına göre Kıbrıslı Türklerin yüzde 61’inin “hayatından memnun” olduğu ortaya çıkmış. Tersten okursak, yüzde 39’u da “hayatından memnun değil” demk ki. Hemen sevinmeyin çünkü, söz konusu oranın yüzde 83 ortalaması olan AB genelinden 22 puan düşük olduğunun da altı çizildi. Bu durumda burada yaşayan yaklaşık 210 bin kişi hayatından memnunmuş. Avrupa Birliği bu rakama nasıl ulaştı, kmlerle konuştu bilmiyorum ama, eminim benim gibi birçoğunuz, bu yüzde 61’in içinde değiliz…

 HALKIN SADECE YARISI:

2017-Eurobarometer sonuçlarında bir de, AB hakkında olumlu görüşü olanların yüzde 53 olduğu belirtiliyor. AB sizin için ne anlama geliyor sorusuna ‘Avrupa Birliği’nde herhangi bir yerde seyahat, öğrenim ve çalışma özgürlüğü’ yanıtı verenler de yüzde 52. Yani AB hakkında bir fikri olanlar bu fırsatlardan yararlananlar. Ya halkın diğer yarısı?  İşte beni esas endişelendiren oran bu…

GÖZÜ BAŞKANLIKTA:

faiz-sucuoğluUBP milletvekili Faiz Sucuoğlu, sürekli gündemde kalarak, Genel Başkanlık için yol yapıyor. Siz bakmayın, “öyle bir niyetim yok” demesine. Sanki gizli başkan. Partisi  muhalefete düştükten sonra, en çok konuşan, gündemde olan isim kim? Bütün hesaplar Genel Başkanlığa çıkar. Aday olmak en tabi hakkı ancak, onun gibi fırsat kollayan önemli bir isme dikkat etmeli, o da en az kendi kadar hevesli, Ersin Tatar… 

İŞARET Mİ BEKLİYORLAR:

Afrika’nın “İşgal” başlığına tepki gösteren, gazete önündeki eylemlere destek veren ana muhalefet UBP, geçen gün benzer bir başlık atan Afrika gazetesine bırakın tepki göstermeyi, en ufak bir açıklama bile yapmadı. Bir uyarı mı almamışlar, yoksa parti darmadağın mı oldu anlayamadık…

“MAL BENİM, İSİM BENİM, KİME NE?”:

Mülkün yüzde 75’ine sahip Aziz Kent, Kumarcılar Hanı’nın ismini değişmek isteyenlere, “Mal benim, isim benim, kime ne?” diyerek tepki gösterdi. Biz de aynısını söylemiştik. Yahu memleket baştan aşağı kumarhane, bu isimde bir han olması da normal değil mi? Hele de Vakıflar’ın, kumarhanelerin mal sahibi olduğu bir ülkede…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Hüseyin Ekmekçi: “KKTC camiilerinde geçen hafta görev yapan ve hemen hemen her ay bu cemaat mensuplarının KKTC’ye geldiklerinde neden KKTC Din İşleri’nden resmi sarık ve cübbelerini giymediler ve mensubu olduğu tarikatı temsil eden kisve ile vaaz ettiler  Çünkü bu tarikat mensuplarının, Cumhuriyet ve Cumhuriyet değerleriyle sorunları var. Atatürk ile sorunları var… Atalay, kendi iktidarını güçlendirmek ve Türkiye’deki bazı odaklara şirin görünmek adına, FETÖ sonrası güçlenen Cübbeli’den medet umuyor…”

DİPTEKİLER

Faiz Sucuoğlu: “CTP ağırlıklı 4’lü koalisyon hükümeti, bütçe görüşmelerinin tamamlanmasını beklemeden Bakanlar Kurulu kararlarıyla Kıbrıs Türk halkını tedirginliğe itmiş, gelecek günlerle ilgili umutları berhava etmiştir…”diyor. Duyan da kendileri, daha bir ay önce iktidar değil de, kırk yıldır muhalefet de sanır… Kasıt eğer zamlarsa, bunu herkes biliyor ki, seçimler nedeniyle erteleyen kendileridir.

 

Foto Gündem

simit
Kanser Hastalarına Yardım Derneği yararına Simit Dünyası’nın çeşitli sponsorlarla başlattığı “hedef 100 bin simit” kampanyasının startı dün verildi









Başa dön tuşu